Irak krizine çözüm senaryoları

Irak krizine çözüm senaryoları

Perşembe, 14 Kasım, 2019 - 14:45
Göstericiler işsizlik ve yolsuzluğa karşı sokaklarda (Reuters)
İstanbul/Şarku’l Avsat

Sabah Nahi

Irak’ta 1 Ekim’de başlayan ve giderek tırmanan protesto gösterilerinde 300’ü aşkın kişi hayatını kaybetti, 14 bini aşkın kişi ise yaralandı. Bazı Iraklıların gösterileri kitlesel halk ayaklanması olarak nitelendirmesi dikkati çekti. Zira Irak tarihinde daha önce bu tür gösterilerin benzerine rastlanmadı. Özellikle Irak bayraklarını sırtlarına alarak aşırı güç kullanan hükümete ve milis örgütlere karşı duran bağrı açık gençler bu süreçte unutulmayacak bir iz bıraktı.

Irak hükümeti gösterilerin ilk gününden beri teyakkuzda. Irak’taki gösterilerde iki topluluk karşı karşıya geldi. Bir tarafta siyasi süreçten kazandığı milyarlarca parayla nüfuz ve silah sahibi olan yönetimdekiler, karşısında ise bu yönetimi ve yolsuzluğu kabul etmeyen göstericiler yer aldı.
İran’ın etkisi

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerden, güvenlik güçlerinin barışçıl göstericileri vazgeçirmek adına, kasıtlı olarak üzerlerine ateş açtığı ve göz yaşartıcı gaz bombalarıyla başlarını hedef aldığı görülüyor. Ayaklanmanın ilk haftasında 150’yi aşkın kişi keskin nişancıların kurşunuyla hayatını kaybetti. Hatta durum öyle bir noktaya vardı ki, bazı Iraklılar, sahadaki gelişmeleri Irak-İran savaşı olarak niteledi. Bağdat’taki kaynakların sahadan aktardığına göre, Irak Ordusu içinde bulunan İran yanlısı milisler, göstericilere karşı vur-kaç taktiği uyguluyor. Durumun farkında olan hükümetin ise milislerin halka karşı uyguladığı söz konusu baskıdan rahatsız olan Irak ordu mensuplarını, bir darbe girişiminde bulunması ihtimaline karşı sahadan çekti. Iraklı göstericiler ve aktivistler, protestolarda şehit düşen kişilerin kanlarından Kasım Süleymani ve İranlı milisleri sorumlu tutuyor.

Independent Arabia’dan Sabah Nahi’nin haberine göre, gösteriler sırasında kameralar önünde dini önderlerin fotoğraflarının yırtılması, Irak’ı bölgedeki projelerinin merkezine yerleştiren ve ‘direniş ülkesi’ olarak niteleyen İran yanlısı milisleri güç duruma düşürdü.

İran’a boyun eğmeyi reddeden Iraklı göstericiler, eylemler aracılığıyla Araplığına ve vatanına bağlılığını vurguluyor. Iraklı Şiilerin dahi ‘Bir vatan istiyoruz’, ‘Hakkımı aramak için indim’ ve ‘Emrindeyiz Irak’ sloganlarıyla İran’a tepki göstermesi Tahran’a sürpriz oldu.

Halkı temsil eden barışçıl göstericiler ile dini partilerin ve parayla satın aldığı bölgesel ve uluslararası desteği arkasına alan hükümetin karşı karşıya gelmesi durumu daha da karmaşıklaştırıyor. Hükümet başından bu yana göstericilere karşı taviz vermemek ve zaman kazanmak için İranlı milislerin eliyle aşırı güç kullanıyor, kesin nişancılarla veya kasıtlı adam öldürüyor. Göstericiler de kendilerini hedef alanların Iraklı olmadığını ve sahada yakaladıkları kişilerin kimliğiyle bunu ispat ettiklerini belirtiyor.

Irak’ta 16 yıldır yönetimin başında bulunan ve kendini halkın temsilcisi zanneden isimler, bu kanlı sahada kapıları açık olan Parlamentoda sembolik birtakım ufak değişiklikler yapmaya çalışıyor. Ancak bu isimlerin, karşılarında kendilerini istemeyen genç ve dinamik bir neslin olduğunu fark etmeleri gerekir.
Iraklı gençler engelleri aşıyor

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, hükümetin artık bilişim ve iletişim çağındaki gençleri, interneti veya sosyal medyayı kapatma yöntemleriyle veya sadece sıkıyönetim dönemlerinde kapatılan köprü ve yollara engel koymakla sınırlamanın mümkün olmadığını anlaması gerekiyor. Bu hükümet, demokratik olduğunu iddia etse de izlediği yol daha ziyade diktatör rejimleri andırıyor. Ancak demokrasi adı altında yapılanlar, siyasi sürecin kuruluşunun hatalarına ve bu hataların birikmesine somut çözümler sunmadı. Yönetim devamlılığını sağlamak adına doğrudan parlamento seçimlerine başvurdu. Daha önce seçimlerde kullanılan Sainte-Lague adı verilen bu sistem, aday listesinin olmadığı ve oyların direk partinin başındaki isme oy verilmesi gerçekleşiyordu. Parlamentodaki koltuk sayısını azaltmak ve yolsuzluk yapan isimlerin meclise kolayca girememesini isteyen çevreler ise temsil oranının yükseltilerek bir adayın milletvekili olabilmesi için 250 bini aşkın oy alması önerisinde bulunuyor.

Bireysel çoğunluk adı verilen bu sisteme göre, mezhep, ırk ve bölgesel ayrımlara dayanan kota sistemi ortadan kalkarken, hükümette rüşvet alan, yolsuzluk yapan kişiler yerine uzman teknokrat isimlerin parlamentoya girmesi hedefleniyor. Ancak bu öneri mevcut siyasi partiler tarafından reddediliyor.
Göstermelik reformlar

Irak Cumhurbaşkanlığı ise mevcut durumun korunmasıyla birlikte göstermelik reformlar yapma teklifinde bulundu. Sözü edilen reformlar, parti esasına dayanmasının yanı sıra birden fazla seçim bölgesinin oluşturulması, açık listelerin kabul edilmesine, 25 yaş ve üzerindeki gençlere aday olma yolunun açılmasına ve Seçim Komisyonu’nun baştan aşağı değişmesini öngörüyor. Gözlemciler, bu reformları, tıpkı bir gemi gibi batmakta olan partileri kurtarmak adına uzatılan bir ipe benzettiler.

Gösterilere yönelik desteğini ilk günden bu yana açık bir şekilde ilan eden ve İran’ın Velayet-i Fakih anlayışını benimsemeyen Iraklı Şiilerin en yüksek dini mercii Ali es-Sistani, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, hiçbir sebeple göstericilere karşı güç kullanılmaması, göstericilerin ölümünden sorumlu kişilerin yargıya teslim edilmesi, tutuklama ve kaçırma olaylarının son bulması gerektiğini ifade etti. “Göstericiler bütün talepleri karşılanmadan evlerine dönmeyecek” diyen Sistani, Irak’ın başka ülkelerin çatışma sahasına dönüşmemesi çağrısında bulundu.
BM’den sağduyu çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) Irak’a Yardım Misyonu (UNAMI) açıklamasında, barışçıl bir çözüm, anayasa maddelerinde belirtilen düşünce özgürlüğüne saygı duyulması ve göstericilere karşı sağduyu çağrısında bulundu. Bu kapsamda Irak hükümetinden göstericilere karşı gerçek mermi kullanmaması, protestolar sebebiyle gözaltına alınan eylemcilerin serbest bırakılması talep edilirken, göstericilere de kamu mallarını koruma çağrısında bulunuldu. Hükümetin göstericilerin taleplerini kabul etmesinin zamanının geldiğini ve Irak’ın başka ülkelerin çatışma sahasına dönüşmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, göstericilerin ölümünden sorumlu kişilerin yargıya teslim edilmesi çağrısında bulunuldu. Ancak UNAMI’nın açıklamaları göstericiler tarafından destek görmedi. Zira göstericiler, bu ifadelerin ‘taraflı ve insafsızca’ olduğu görüşünde.

Irak’taki denklemin merkezinde yer alan göstericiler, sadece temel insani taleplerinin karşılanması için değil, bilakis hükümetin meşru taleplerini Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda ve diğer şehirlerde katliama dönüştürme projesine karşı da protestolar düzenlediklerinin farkındalar. Ancak Abdulmehdi, bu yöndeki iddiaların hepsini reddederek, göstericileri ‘saldırgan ve kanun dışına çıkanlar’ diye tanımlıyor.

Göstericilerin talepleri göstermelik değil. Bilakis, milli, siyasi ve ekonomik sorunlarla ilgilidir. Özellikle ekonomi alanında hükümeti zor durumda bırakan birtakım rakamlar söz konusu. Zira IMF’e göre, Irak hükümetinin hâlihazırda 134 milyar dolar borcu ve 100 milyar dolarlık bir bütçe açığı bulunuyor. Iraklı araştırmacı Dr. Gazi Faysal da söz konusu verileri doğruladı. Faysal, “Irak’ta 2003’ten sonra yaşanan çatışmalar sebebiyle altyapı çalışmaları için 400 milyar dolar gerekiyor. Ülkedeki 8 milyon memur için de 44 milyar dolar gerekiyor. Yoksulluk oranının yüzde 35’e ulaştığı ülkede 6 milyon kişi yetim, 2 milyon dul, 8 milyon okuma yazma bilmeyen kişi bulunuyor. Ayrıca 15 bin yeni okula ihtiyaç var. Nüfusun yüzde 7’si de madde bağımlısı” diye konuştu.

Faysal’a göre, Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin son olarak Çin’de 187 milyarlık 6 bin projeye bütçe olmaksızın imza atması, göstericilerin 16 yıldır yönetimin başında yolsuzluk yapan ve ülke adına hiçbir milli, siyasi ve ekonomik proje ortaya koymayanlara karşı açıkladığı talepleri haklı çıkardı.



 


Editörün Seçimi

Multimedya