Suriyeli mülteciler Hizbullah’ın kontrolü altındaki Kuseyr’e dönmeye başladı

Suriyeli mülteciler Hizbullah’ın kontrolü altındaki Kuseyr’e dönmeye başladı

Çarşamba, 13 Kasım, 2019 - 12:00
Lübnan sınırı yakınlarında, Humus kırsalında Kuseyr’e dönen mülteciler. (Şarku’l Avsat)
Şam/Şarku’l Avsat
“Memleketim Kuseyr’de gömülmek istiyorum.” Bu sözler, ailesiyle birlikte 2012 yılında memleketinden Şam kırsalındaki Kalamun’a savrulduktan sonra bedeni yaşadığı depresyon ve yaşlılığın getirdiği hastalıklarla adeta çöken ve 20 yaş daha yaşlı görünen emekli bir öğretmene ait.

Eşi ve oğluyla geçen ay Kuseyr ve Humus’a geri dönenler listesinde yer alan emekli öğretmenin evinin sadece bir odası halen ayaktaydı. Gelir gelmez hemen moloz yığınlarını ve taşları temizleyerek tamir işlerine giriştiler. 65 yaşını geçmiş olan emekli öğretmene evinin yıkıldığını bilmesine rağmen neden buraya geri döndüğü sorulduğunda şu yanıtı verdi:

“Sahip olduğunuz evin molozunun üstündeki bir çadırda yaşamak, bir mülteci olarak kalmaktan ve kira ödemekten bin kat daha kolaydır. Yıllardır Kuseyr’in dışında mülteciliği yaşadım. Memleketimde ölmek için dua ediyorum.”

Stratejik önem

Humus’un 35 kilometre batısındaki Kuseyr şehri, Lübnan sınırına 15 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Suriye'deki savaş sırasında ilk ve en büyük yerinden edilmeler burada yaşandı. 2013 yılına gelindiğinde nüfusunun 65 bin civarı olduğu tahmin edilen şehirde geriye sadece 10’larla ifade edilebilecek sayıda kişi kaldı. Kuseyr ve kırsal bölgelerinin kontrolünü halen paylaşan rejim güçleri ve Hizbullah şehre girdiğinde nüfusun büyük çoğunluğunu Sünni Müslümanlar oluştururken az sayıda Hıristiyan, Alevi ve Şii bulunuyordu.

Lübnan’ın Hirmil ilçesinden gelen Asi Nehri’nin içinden geçtiği Kuseyr, Humus - Balbek uluslararası karayolunun da ortasından geçmesi nedeniyle Hizbullah için önemli, stratejik bir konuma sahip. Bununla birlikte 1919 yılında açılan Cussiye (Elka) Sınır Kapısı’yla Lübnan’ın Bekaa Vadisi bölgesinin Suriye’nin Humus vilayetine bağlanması, Kuseyr’i Humus ile Lübnan’ın kuzeyi arasındaki ticaret merkezlerinden biri haline getirdi. Böylece Şam kırsalındaki Kalamun’a daha da yaklaşırken Kalamun dağlarında başlayıp Asi Nehri’nde sona eren Rabia Vadisi bölgesiyle bağlantısı da güçlendi.

Rejim güçleriyle birlikte bölgeyi kontrol altına alan Hizbullah, Humus'u Lübnan'a bağlayan yolların birleşim noktalarında önemli merkezlerin yanı sıra batı kırsalında merkez büroları kurdu. Bu arada Kuseyr şehir merkezi ve doğusuna rejime bağlı güvenlik birimlerinin karargah ve müfrezeleri konuşlandırıldı. Şam-Humus uluslararası karayoluna bağlanan Kuseyr - Şenşar otoyolundaki kontrol noktası sayısı 3’e düştü. Birincisi Şenşar kavşağında bulunuyor ve en büyük kontrol noktası olma özelliğini taşıyor. İkincisi doğudaki ed-Demine köyü yakınlarında yer alıyor. Üçüncüsü ise Hirmil yolu üzerinde, Kuseyr’in girişinde konuşlu.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan yerel kaynaklara göre Kuseyr’e sadece buranın kendi halkının girmesine izin veriliyor. Bununla birlikte Cussiye Sınır Kapısı, 2017 yılının sonlarında açıldıktan sonra Lübnan'a gidenler pasaport kontrolünün ardından Kuseyr’e geri dönebiliyor. Doğu girişi dışında Kuseyr’e girişlerin hepsinin kapalı olduğuna dikkati çeken kaynaklar böylece 2013 yılında Kuseyr bölgesinin rejim ve ona sadık gruplar tarafından tamamen kontrol altına alınmasının ardından Alevi, Şii ve Hıristiyan azınlıkların geri dönmesine izin verildiğini belirttiler. Kaynaklar, 2013-2017 arasında toplam 8 bin kişinin geri döndüğü bilgisini verdi. Mülteci konumundaki Sünnilerin dönüşü ise geçen temmuz ayına kadar engellenirken Rusya’nın mültecilere geri dönüş sözü verdiği girişimle rejim karşıtı faaliyetlerde bulunmayacakları doğrulanan kişilerin şartlı olarak geri dönüşlerine izin verildi. Kaynaklar, böylece güvenlik izni verilen mültecilerin Humus şehri ve Hasya, Şenşar, Cendar kasabaları ve Şam kırsalındaki Kalamun bölgesine geçiş yaptıklarını ve çoğunluğunu devlet memurları veya çocukları rejim güçleri saflarında görev yapan ailelerin oluşturduğunu aktardı.

Yıkım ve imkanlar

Kaynaklar tarafından yapılan açıklamalarda geçen temmuz ayında ilk geri dönüşlerin yapıldığı, Hizbullah'ın kontrolünde olan ve yaklaşık bin kişinin yaşadığı batı kırsalındaki köylerde birçok Hizbullah bayrağı olduğu belirtildi. Öyle ki Suriye bayrakları ve Devlet Başkanı Beşşar Esed’in resimleri neredeyse görünmüyordu. Bu, bölgeyi kontrol eden gerçek gücü gözler önüne seren bir sahneydi. Açıklamalrda daha sonra mültecilerden 3 grubun daha geri döndüğü ve ekim ayı başlarında Kuseyr’e dönenlerin sayısının 5 bine ulaştığı kaydedildi. Ancak bu kez Suriye bayrakları ve Esed’in resimleri baskın bir görüntü oluşturuyordu. 2013 yılından bu yana Kuseyr ve kırsal bölgelerine dönenlerin sayısı 14 bini buldu.

Geçen ay Kuseyr’e dönen aileler, oldukça sınırlı imkanlarla evlerini tamir etmeye başladı. Ancak mali durumları evlerini yeniden inşa etmelerine izin vermediğinden hayırseverler, sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumlarından yardım bekliyorlar.

Aynı şekilde belediye de görevlerini yerine getirmekte yetersiz kalıyor. Altyapının yarısının hasar gördüğü tahmin edilirken bir zamanlar muhaliflerin merkezi olan kuzey ve batı mahalleleri gibi bazı yerlerde evlerin yüzde 80’i tamamen yıkılmış durumda. Muhaliflerle yaşanan çatışmalar sırasında rejimin kontrolü altında kalan doğu mahallesi ise hasar oranı yüzde 5’in altına düşüyor. Güvenlik merkezleri bu mahallede bulunuyor. Hizbullah ve 2013 yılında rejimin bölgeyi kontrol altına almasının hemen ardından geri dönüşlerine izin verilen rejim yanlısı sivillerin karargahları da burada yer alıyor. Dönenlerin hayatı bu mahalleyle sınırlıyken diğer mahalleler tamamen yıkılmış haldeydi. Geçen temmuz ayına kadar hayatın tamamen durduğu bu mahallelerde yaşam yavaş yavaş geri dönmeye başladı. Yıkıntılar arasındaki küçük dükkanlar açılırken meyve, sebze ve temel gıda maddeleri satılmaya başlandı. Artık telefon hatları kullanılabiliyor.

Kuseyr Belediye Başkanı geçen ay yaptığı açıklamada kentin temel hizmetlerin büyük bir kısmına ihtiyaç duyduğunu, şehre geri dönen 5 bin kişinin, bir kısmının yıkılmış evlerinde ya da açıkta uyuduklarını ve Suriye Kızılayı tarafından kendilerine şişe su temin edildiğini söyledi.

Rejimin bölgeyi tamamen kontrol altına almasından bu yana Kuseyr Belediyesi hasar gören altyapının bir bölümünü yeniden inşa etti. Fon yetersizliğinin yanı sıra yeniden yapılanma, bakım ve acil durumlarda çalışacak profesyonel personel eksikliği nedeniyle temel hizmetler asgari düzeyde tutulmaya çalışıldı. Ancak bununla birlikte Birleşmiş Milletler (BM) yardımıyla tamir edilen kanalizasyon ağı geri dönenlerin ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Halen elektrik kesintilerinin yaşandığı bölgede sokak aydınlatmaları sadece şehir girişindeki birkaç ana caddede bulunuyor. Aynı şekilde geri dönen tüm ailelere kullanılabilir su temin etmekte büyük sıkıntılar yaşanıyor. Kuseyr ve kırsal bölgelerinde geri dönüşlerin ardından yaşanan ekmek sıkıntısı ise başlı başına bir sorun.

Lübnan’da yaşayan Kuseyrli bir mültecinin geçen temmuz ayında kırsal bölgeye dönen kız kardeşi ve ailesinden aktardığına göre sadece bir tane olan tıp merkezinde uzman doktorların bulunmamasından kaynaklı şikayetler de var. Yine ailesinden işittiği yaşanan bir olayı aktaran mülteci, tıp merkezi tatil nedeniyle kapalıyken ağır kanamalı bir hastanın ambulansın da olmamasıyla özel bir araçla Humus’taki bir hastaneye götürülmek zorunda kalındığını ve hastanın ölümün kıyısından döndüğünü belirtti.

Memleketini anlatmaya devam eden Kuseyrli mülteci şunları söyledi:

“Kuseyr savaştan önce Lübnan sınır köyleri dahil olmak üzere komşu köylerin sakinlerinin alışverişten tedaviye ve eğitime kadar ihtiyaçlarını karşılamak için kullandığı batı kırsalının başkenti konumundaydı. Ekmek almak için bile Kuseyr’e gelirlerdi. Kuseyr’de tüm köylere yetecek kadar ekmek üretilirdi. Hastaneler, sağlık merkezleri ve onlarca klinik vardı. Sınırdaki Lübnan köylerinin sakinleri tedavi, alışveriş, ekmek, sebze, et ve ihtiyaç duydukları her şey için daha düşük fiyatların olduğu Kuseyr'e gelirlerdi. Sınırın her iki tarafında da kaçakçılık faaliyetleri vardı. Lübnan'dan Suriye'de bulunmayan sigara, elektrikli ev aletleri ve beyaz eşya gibi çeşitli yabancı ürünler getirirlerdi. Buradan da Humus'a ve daha sonra diğer yakın bölgelere gönderilirdi. Hirmil’e gizlice Suriye ekmeği, sebze ve meyveleri sokulurdu. Bu atmosfer, herhangi bir siyasi veya milli kimliğin ötesinde güçlü sosyal çıkar ilişkileri inşa etmişti.”

Kendisine Kasım (takma ad) olarak hitap etmemizi isteyen Kuseyrli mülteci, Hizbullah'ın varlığının eskiden bölgede ve hatta komşu köylerde dahi oldukça az olduğuna işaret ettiği açıklamasını şöyle sürdürdü:

“2000’li yıllarla birlikte Suriye'den Lübnan'a kaçak yollarla sokulan maddeler listesine Kuseyr üzerinden yapılan dizel yakıt da girdi. Bölge büyük bir yasa dışı kaçakçılık furyasına kapıldı. Bu kaçakçılık faaliyetleri rejime bağlı güvenlik birimlerinin yozlaşmış yönetimlerinin kontrolü altındaydı. Lübnan’dan Suriye’ye yapılan uyuşturucu kaçakçılığı ise 2005 yıldan sonra gün geçtikçe arttı.  Kısa yoldan para kazanmak isteyen gençlerin zaten kötüleşmeye başlayan ekonomik durumla birlikte okulu bırakmaları ve işsizlik oranında büyük bir artış olması toplumu yıktı. Kuseyr’de ekonomik faaliyetin bel kemiği olan tarımın azalmasıyla birlikte geleneksel sosyo-ekonomik formülleri yerle bir eden kaçakçılık faaliyetlerinde patlama yaşandı.”

Hizbullah’ın kontrolü

Bölge nüfusunun 2013 yılında yerlerinden edilmesinin ardından Hizbullah, Asi Nehri’nin batı bölgesini ele geçirdi ve bölge sakinlerini kendi geleneksel ortaklarına karşı mücadele etmeleri için saflarına çekmeyi başardı. Hizbullah ayrıca, Kuseyr ve Lübnan bölgelerini birbirine bağlayan meşru ve yas adışı yolların kontrolünü ele geçirdi. Böylece Lübnan’dan Suriye’ye ve daha sonra Lazkiye Limanı’ndan deniz yoluyla dünyanın dört bir yanına yapılan uyuşturucu kaçakçılığının en önemli geçiş noktalarından birini ele geçirmiş oldu.

Aynı şekilde Hizbullah, şehir merkezinde ve çevresindeki birçok alana ve mülke el koyarak üyeleri için karargahlara dönüştürdü. Halen buraların gerçek sahiplerine iade edilmesini veya kira ödenmesini engelliyor. Hizbullah, Asi Nehri’nin batısında yerlerinden edilmiş insanların tarım alanlarından da faydalandı. Sadece bazı köylülere kenevir yetiştirmeleri için tarlaları kullanmalarına izin verdi. Kaçakçılık, tek başına hareket eden kişilerin faaliyetleri olmaktan çıkıp bölgesel ağlara bağlı örgütlü çetelerin yaptığı faaliyetlere dönüştü. Bu dönüşüm, Kuseyr’de savaş bölgesi düzeyinde normal standartlara kıyasla zengin bir sınıfın ortaya çıkmasına neden oldu. Bu yeni sınıfa, savaşın yoksullaştırdığı orta sınıftan gelenler öncülük etti.

Kaynaklar savaş öncesi Kuseyr’in Suriye'deki diğer bölgeler gibi büyük bir kısmının tarımsal alandan oluştuğuna, okur-yazar oranının yüksek olduğuna ve genel olarak orta sınıf insanların bulunduğuna işaret ediyor. İnsanların geçimlerini genel olarak tarımcılıktan sağladığını belirten kaynaklar genel olarak kayısı, elma, patates, buğday ve arpa yetiştirildiğini ancak şu an bu tarlaların büyük bir bölümünün tahrip edilmiş halde olduklarını aktardı. Halkın halen tarımcılığı sürdürdüğü Kuseyr’in doğusundaki tarlalarda ise faaliyetler oldukça az. Kuseyr’i nüfusu sınırlı, ekonomik faaliyetleri ise zayıf bir şehir olarak niteleyen kaynaklar, günlük ihtiyaçları için Humus kentine ve komşu köylere bağımlı olduğunun altını çizdiler.

Yeşeren umutlar

Kaynaklar, yerinden edilenlerin şehre dönüşüyle birlikte Kuseyr’in hayata dönmeye başladığını ve umutların yeşerdiğini belirtti. Çalışmaların başlaması için molozların kaldırılması, onarımların yapılması ve zarar gören altyapının yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade eden kaynaklar yine de umutların yeniden yeşerdiğini kaydetti. Temmuz ayında Kuseyr kırsalına ilk dönüşlerin başladığı dönemde rejim yanlılarının gizli de olsa buna karşı olduklarını belirten kaynaklar, özellikle savaşta oğullarını kaybedenlerin öfke duyduklarını ancak yeni yaşam döngüsünün başlamasıyla karşı çıkışların sona erdiğini bildirdi. Kuseyr’e geçen ay yapılan dönüşler daha kabul edilebilir gözüküyordu. Dönenlerin çoğunluğunun devlet memurlarından oluşması, Kuseyr’de daha fazla resmi kurum ve devlet dairesinin faaliyete geçeceği anlamına geliyordu. Savaş sırasında Humus’a devredilen nüfus ve emlaklarla ilgili resmi daireler de yeniden Kuseyr’e iade edilecek.

Bununla birlikte Kuseyr-Humus hattında toplu taşıma araçlarının faaliyete geçmesi konusunda da acilen harekete geçilmesi gerekiyor.  Söz konusu hatta son dönemde Humus Baas Üniversitesi’nin çalışanlarının ve öğrencilerinin ulaşımları için 7 minibüs ve 1 midibüs çalışmaya başladı. Ancak bu sayı geri dönenlerin ulaşım sorununu çözmekte yetersiz kaldı.

Otobüs kalkış noktasının yeniden Kuseyr şehir merkezine taşınması, 2013 yılından bu yana rejim yanlıları tarafından korunan Doğu Mahallesi sakinleri ile Belediye Meclisi arasında tartışmalara neden oldu. Son dönemde geri dönenler için yapılan girişimler, Rusların müdahalesi öncesinde ‘rejimin yanında savaştıkları için’ kamu hizmetlerinden öncelikli olarak yararlanmaları gerektiğine inanan Doğu Mahallesi sakinlerini kızdırdı.

Editörün Seçimi

Multimedya