​Saltanat 1950'te kalkmıştır!

​Saltanat 1950'te kalkmıştır!

Salı, 12 Kasım, 2019 - 08:15
​Resul Tosun
Gazeteci Yazar

Devletler ve rejimler kendilerini öne çıkarmak için önceki devlet ve rejimleri karalamak, en azından küçüksemek gibi bir politika takip etmişlerdir/ediyorlar.

Uzağa gitmeye gerek yok.

Osmanlı Selçuklu’ya, Cumhuriyet de Osmanlı’ya karşı aynı politikayı takip etmiştir.

Osmanlı tarihçileri Selçuklu’ya gereken ilgiyi göstermediği gibi cumhuriyet tarihçileri de Osmanlı’ya aynı muameleyi yapmıştır.


***

Bugün hala dilimizden düşürmediğimiz Mevlana Celaleddin Rumi (1207-1273), Yunus Emre(1238-?) ve Hacı Bektaşı Veli (1209-1271) gibi cihana mal olmuş değerler unutmayalım ki Selçuklu döneminin yetiştirdiği değerlerdir.

Cumhuriyet de rejimi güçlendirmek için Osmanlı’yı görmezden gelmiştir. Bu gerçeği Gazi Mutafa Kemal, bir öz eleştiri yaparak dile getirmekten çekinmemiştir demiştir ki:  
“Cumhuriyetiz dedik, rejimimizi tehlikeye düşürmemek için saltanat devrini kötüledik, kazanılmış büyük zaferleri bile birkaç satırla geçiştirmeye başladık.” (Atatürk''ün Fikir kaynakları, Milliyet 15 Kasım 1974)
10 Kasım münasebetiyle yazılan yazılarda, yapılan programlarda Gazi’nin gösterdiği bu öz eleştiriyi gösteremeyenler tek parti dönemini Cumhuriyet diye göklere çıkarmakta ve tarih bilmeyenleri yanlış bilgilendirmektedirler.


***

Saltanatın kaldırılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1922'de kabul ettiği 308 numaralı “Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, hukuku hâkimiyet ve hükümranının mümessili hakikisi olduğuna dair” adlı kararnamesi ile gerçekleşmiştir. 

Ama yerine milli iradenin hakim olduğu demokratik bir yönetim gelmemiş, adına cumhuriyet denmiş ama gerçekte 25 yıl sürecek CHP Saltanatı başlamıştır.

Gerçek manada demokratik cumhuriyete ilk adım 1950'te yapılan serbest seçimlerle atılmıştır.

Milletin değerleriyle barışık olan ve cumhuriyetin fabrika ayarlarını oluşturan 1924 anayasasını CHP iktidarı millete sorma ihtiyacı hissetmeden peyderpey değiştirmiştir.


***

1924 anayasasının 2. maddesi devletin dininin İslam olduğunu yazar.

26. maddesi TBMM’nin görevlerini belirler ve “Ahkamı şer’iyyenin tenfizini” ilk görev olarak belirler.

1924 anayasası halkın değerleriyle barışık bir anayasadır.

CHP Cumhuriyetin fabrika ayarları yerine CHP ilkelerini dayatmış bir dizi devrim yapmış ama hiçbirini halka sormamıştır.

Bu icraatları halk onaylamamış ve ilk serbest seçimlerde CHP’yi muhalefete mahkum etmiştir.

O gün bugün CHP halkın değerlerinden uzak sürdürdüğü politikalar sebebiyle de tek başına iktidar yüzü görmemiştir, böyle giderse görmesi de mümkün değildir!


***

Başkan Erdoğan pazar günü Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun düzenlediği törende objektif bir yaklaşımla cumhuriyete sahip çıktığı gibi Osmanlıya da sahip çıkma erdemini en üst düzeyde göstermiştir.

Hoş, ondan önce Gazi Mustafa Kemal de öz eleştiri yapmış ama CHP iktidarı yanlıştan dönmemiştir.

Gazi diyor ki:

Laikiz dedik, dinle ilişiğimizi devlet olarak kestik. Cumhuriyetiz dedik, rejimimizi tehlikeye düşürmemek için saltanat devrini kötüledik, kazanılmış büyük zaferleri bile birkaç satırla geçiştirmeye başladık. Latin harflerini aldık, yeni kuşakları binlerce yıllık geçmişinin hazinesinden yoksun bıraktık.”(Atatürk''ün Fikir kaynakları, Milliyet 15 Kasım 1974)


***

Gazi konusunda İslami camia yazarları bir şey yazınca Atatürkçüler, “Onlar gazi düşmanı” diye yazılanları ne kadar delil sunarlarsa sunsunlar kabul etmiyorlar. İslami camia da Atatürkçülerin argümanlarını taraflı diye kabul etmiyorlar.

İki taraf da ipin ucunu kaçırabiliyor!

Gaziyi objektif olarak öğrenmek isteyenlere ortada bir şahsiyet olan Taha Akyol’un kitaplarını tavsiye ederim.

Cumhuriyet’in Gazi döneminde fabrika ayarlarından nasıl uzaklaşıp devletin bir parti devletine dönüştüğünü mesela “Atatürk’ün İhtilal Hukuku” kitabından okuyabilirler!


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya