Fransa, Cezayirlilere karşı işlediği suçları ne zaman tanıyacak?

Fransa, Cezayirlilere karşı işlediği suçları ne zaman tanıyacak?

Salı, 12 Kasım, 2019 - 06:45
​Cezayir'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine karşı yapılan protesto gösterilerinden bir kare (AP)
İstanbul/Şarku’l Avsat
Ali Yahi

Kasım ayı başlarından itibaren Fransa'nın Cezayir'de işlediği suçları tanıması, özür dilemesi ve tazminat ödemesiyle ilgili talepler gündemi meşgul ediyor. Bu talepler, tarihsel bir yeri olması nedeniyle Cezayirliler için oldukça önemli. Ülkede iktidar ve halk hareketleri ilk kez aynı konularda ortak bir görüşü paylaşıyorlar. Bu konulardan ilki iç siyaset krizinin baskısını azaltmak, ikincisi ise Fransa'nın Cezayir’deki suçlarını tanınmasının gecikmesindeki sorumluluğu ‘başarısız rejime’ yüklemek.

Fransız uyuşmazlığı mı?

Cezayir Mücahitler Bakanı Tayyib Zeytuni, Cezayirlilere karşı işlenen suçların tanınması konusunda Cezayir ile Fransa arasında yapılan müzakerelerin durgunlaşmasının Fransız tarafının müzakereleri başarıya ulaştırma konusunda samimi bir niyet göstermemesinden kaynakladığını belirtti. İlgili makamlarca yapılan incelemeleri kolaylaştıracak arşivlerin yüzde 98’inin Fransa’nın elinde olduğuna dikkati çeken Zeytuni, bu arşivler arasında Cezayir Bağımsızlık Savaşı sırasında kaybolan Cezayirliler dosyasının da bulunduğu ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Fransa’nın suçlarını tanımasıyla birlikte Bağımsızlık Savaşı arşivlerinin de Cezayir’e teslim edilmesi gerektiğinin altını çizen Zeytuni, Cezayir’in, başta sömürgecilik dehşetine tanık olan 3 bin 487 işkence merkezi olmak üzere Fransa’nın işlediği suçlarla ilgili bir takım kanıtları barındırdığını kaydetti. Fransa’nın Cezayir halkına karşı işlediği suçları tanıması için baskı yapmanın en önemli yolunun ülkesinin tarihine bakılması olduğunu söyleyen Zeytuni, aynı kaderin nesilden nesile aktarıldığını sözlerine ekledi.

Boşluğu dolduran halk hareketleri ve çelişkiler

Halkın Fransa'ya karşı özellikle ekonomik ve yatırım alanlarında sert kararlar alınmasını beklediği bir dönemde durumun giderek durgunlaşması, Cezayir tarafının, Fransa’nın Cezayirlilere karşı işlediği suçları kabul etmemesi konusundaki yetersizliğini ortaya koyuyor. Bu da halk hareketlerinin Fransa karşıtı sloganlar atarak ve geçici hükümetin Paris karşısındaki zayıflığını eleştirerek boşluğu doldurmasına neden oldu. Ancak durum, akıllara takılan sorularla ve çelişkilerle daha da kötüleşti. Çünkü bir yandan Fransa eleştiriliyor, diğer yandan çok sayıda Cezayirli, daha iyi bir hayat, iş imkanı ve bol kazanç elde etme hayalleriyle Fransa’ya gitmek ve oranın vatandaşı olmak istiyor.

Cezayir tarafının zayıflığı

Gazeteci yazar Yasin Muhammedi Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Devlet tarafından anılan tarihi olaylar vesileyle yapılan her konuşma, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini engelleyen tarihi dosyaları düzenlemek için ortak komisyonlar kurulmasına rağmen bir şekilde Cezayir ile sömürge devleti Fransa arasında hafızalardan silinmeyen dosyalara dönüyor. Ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemiyor. Çünkü Fransa bu konuda samimi bir niyetle hareket etmezken Cezayir, zayıf kalıyor. Rejimin, özellikle işgal yıllarıyla ilgilenen resmi makamlardaki kişilerin kınanmasına neden olacak arşivlerle ilgili böylesi bir uzlaşının sonuçlarına katlanmak istemediğini düşünüyorum. Bu yüzden söz konusu dosyaların gündeme gelmesi yalnızca hafızaları tazelemekten ve Cezayir halkının duygularını harekete geçirmekten başka bir işe yaramıyor” şeklinde konuştu.

Muhammedi, Cezayirlilerin, en az 20 yıldır var olan siyasi rejimin, Fransa’nın suç ortağı olduğuna ve Paris lehine tavizler karşılığında ülke yönetiminde kalmaya devam etmesini sağlayan meşru olmayan bir ilişkisi bulunduğuna inandığını söyledi. Cezayir’de kendisini 132 yıl boyunca sömüren Fransa aleyhine sloganlar atıldığını belirten Muhammedi, aynı zamanda Fransa’nın eski rejimin birinci ortağı olarak nitelendirildiğini kaydetti. Fransa’nın Cezayir’de işlediği suçları tanımayacağı ve Cezayirlilere tazminat ödemeyeceğini düşünen Muhammedi, “İki ülke arasındaki ilişki eşit olduğunda ve Cezayirli yetkililer, Paris üzerindeki baskı mekanizmalarını harekete geçirdiğinde Fransa’nın suçlarını tanıması ve tazminat ödemesiyle ilgili konuşabiliriz” dedi. Dosyanın yakın gelecekte kapanmayacağını düşünen Muhammedi, bunun Cumhurbaşkanı’nın kişiliğiyle değil, sistemin karakteriyle ilgili olduğunu ifade etti.

Öte yandan Cezayir’in Fransa içinden Paris’in suçlarını tanımasına dair seslerin yükselmesi gibi bazı artıları da bulunuyor. Aynı şekilde ırkçılık ve sömürgecilik karşıtı Fransız Henri Pouillot, Fransa’nın Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nın ardından henüz tanımadığı büyük bir sorumluluğu üstlendiğini söyledi.

Pouillot, ülkesinin Cumhurbaşkanı’na gönderdiği açık mektupta şu ifadelere yer verdi;

 “Cezayir, suçlarını tanıması ve tazminat ödemesi için Paris’i baskı altına almaya yönelik ne bir destek aldı, ne de herhangi bir durum veya koşuldan yararlandı. Bu da dosyanın Cezayir’in siyasi, ekonomik, kültürel ve eğitimsel çevrelerini kontrol etmeye devam eden bir Fransız etkisinin olduğunu gösteriyor. İşgal döneminin önde gelen Cezayirli ve Fransız isimlerinin dünyadan ayrılmasının ardından artık uzlaşının konuşulma zamanı gelmedi mi?”

Editörün Seçimi

Multimedya