Lübnan halk hareketi bir komplo mu?

Lübnan halk hareketi bir komplo mu?

Pazartesi, 11 Kasım, 2019 - 14:00
​Hizbullah ve müttefikleri, ayaklanmayı engellemek için tüm güçleriyle savaşacak (AFP)
İstanbul/Şarku’l Avsat
Deniz Rahmet Fahri

 (Şii) Hizbullah ve müttefiki (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) halk hareketinin ABD-Körfez komplosu olduğunu iddia ediyor.

Her iki parti de dördüncü haftasına giren halk gösterilerinin, bağımsız teknokratlar hükümeti talebini dış güçlerin oyunu olarak görüyor. Zira iki müteffik de teknokratlar hükümeti kurulursa hem siyasi karar alma imkanlarını hem de devletteki kadrolarını kaybedecekler.

Uluslararası komplo gerçek mi?

Diplomatik kaynaklar, başlangıçta Hizbullah ve diğer siyasi elitleri telaşlandıran halk ayaklanmasının, Lübnan’la ilgilenen devletler başta olmak üzere uluslararası toplumu da telaşlandırdığını aktardı. Devrimin ilk haftasında Fransızlar, İngilizler ve ABD’liler, boşluk oluşacağı endişesiyle ve istikrar talebiyle hükümetin istifa etmemesinde ısrar etti. Ama halkın itici gücü, Fransa ve ABD Dışişleri Bakanlıklarından her birini “halkın ifade özgürlüğüne sahip olduğunu ve güvenlik güçlerinin eylemcilerini koruması gerektiğini” onaylayan açıklamalar yapmak zorunda bıraktı.

Fransa'nın tutumu

Lübnan’ın Fransa’dan bir temsilci karşılamaya hazırlandığı belirtildi. Bu çerçevede Fransa Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Ortadoğu ve Kuzey Afrika Dairesi Müdürü Christophe Farno’nun, Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, eski Başbakan Saad Hariri ve Hizbullah ile görüşmesi bekleniyor. Fransa’nın her zaman Lübnan için bir çözüm arayışında olduğu biliniyor. Aynı zamanda ABD’de de Tahran ve İran’ın Beyrut Büyükelçisiyle ilişkiler hususunda Hizbullah ile bir iletişim hattına sahip.

Diplomatik kaynaklar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un temsilcisinin, mevcut krize çözüm bulma girişiminin olmadığını, ziyaretinin ise istikrarı sağlama ve boşluktan kaçınma amacıyla bir zemin yoklaması olduğunu ifade etti. Aynı kaynaklar, Fransa’nın Hariri’nin başbakanlığına desteğini sürdürdüğünü ve CEDRE Konferansı'nda vaad edilen hibe fonlarının reformla bağlantılı olduğu çerçevesindeki tavrına bağlı olduğunu vurguladı.

Kaynaklar ayrıca, Fransa’nın halkın ve uluslararası toplumun güvenini kazanacak bir hükümetin kurulmasını istediğini ifade etti.

ABD bekle-gör pozisyonunda

Diplomatik kaynaklara göre ABD yönetimi ise, Nebatiye, Sur, Baalbek ve diğer Şii çoğunluğa sahip (Hizbullah’a yakın) bölgelerin halklarının ayaklanma başlatmasıyla birlikte Lübnan’daki halk hareketiyle ilgilenmeye başladı. ABD, Lübnan’da yaşananları takip ederken, buradaki mevcut durumu Şii vatandaşların ayağa kalktığı Irak’ta yaşananlara bağladı. ABD, doğrudan müdahalede bulunmadan yalnızca gözlemci pozisyonu aldı.

Bununla birlikte ABD'ye göre Hizbullah’ın kararı uyarınca istifa eden hükümete yönelik Washington mevcut tutumunu sürdürüyor. ABD teknokratlar hükümeti kurulmasını destekliyor.

ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Elizabeth Richard, halk ayaklanması hususunda herhangi bir açıklama yapmazken, ABD’nin bir toplantı düzenleme niyeti taşıdığına dair de bilgi vermedi. Diplomatik kaynaklar, ABD içerisinde hükümeti kurma sürecine nasıl yaklaşılacağına dair karar alınmasının beklendiğini belirtti. Kaynaklar, yaşananların Hizbullah’ı zayıflatma, Lübnan ve bölgedeki İran nüfuzunu azaltma amaçlı olduğunu vurguladı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Twitter üzerinden bu yönde bir açıklama yaparken, Irak’taki halk devrimi ve Lübnan’daki halk devrimi arasında bir bağlantı olduğuna dikkati çekti. Pompeo ayrıca, iki devrimin de yozlaşmış İran rejimine karşı olduğunu belirtti.

ABD’nin Avrupa’daki zemin yoklama turu

Independent Arabia’nın edindiği bilgilere göre ABD Yakın Doğu İşleri Devlet Sekreter Yardımcısı David Schenker, Fransa ve İngiltere’yi de kapsayan bir Avrupa turu gerçekleştirerek, Suriye, Irak ve tabi ki Lübnan ile Hizbullah meselesi de dahil birçok konuda koordine sağlamayı amaçlıyor. Fransa, Hizbullah’ın siyasi ve askeri kanatlarını birbirinden ayıran tek Avrupa ülkesi olarak görülürken, İngiltere de Şubat ayında askeri ve siyasi kanatları arasındaki ayrıma ilişkin konumunu değiştirmeye karar vermişti. İngiltere İçişleri Bakanlığı, Ortadoğu’da istikrarı bozucu eylemlerinden dolayı siyasi ve askeri kanadı ayrımına gitmeksizin Hizbullah’ın terör listesine alındığı belirtmişti.

Lübnan tarihinde yeni ve riskli bir aşama yaşanıyor. Ancak Hizbullah’ın ve müttefiklerinin ayaklanmayı engellemek için tüm güçleriyle savaşacağı gerçeği ortasında en tehlikeli durum, halk ayaklanmasının sonuçlarının tüm olasılıklara açık olması.

*Independent Arabia

Editörün Seçimi

Multimedya