Cezayir’de statükonun adaylarından Mihubi: Ordu tarafsız

Cezayir’de statükonun adaylarından Mihubi: Ordu tarafsız

Pazar, 10 Kasım, 2019 - 13:00
İzzeddin Mihubi
​Cezayir/ Boualem Goumrassa

Cezayir’de Cumhurbaşkanı adayI yazar, edebiyatçı ve şair İzzeddin Mihubi, “en iyi yasaların yürürlüğe girmesi için yargıda derin reformlar yapılması” vaadinde bulundu. Mihubi, aday olması karşısında herhangi bir engelin bulunmadığını belirtiyor.

Başkent Cezayir’deki Demokratik Ulusal Birlik (RND) partisi binasında Şarku’l Avsat’a konuşan İzzeddin Mihubi, rejimin başında bulunanların 20 yıl boyunca iktidarda kalmayı sürdürdüğüne dikkati çekti. Aleyhindeki suçlamalar hakkında da bunları ahlaki açıdan da siyasi açıdan da hak etmediği söyleyen Mihubi, Cezayir halkına eski hükümette iki defa bakan olduğunu hatırlatarak, “bir lider olarak kendilerine güvenmeleri” çağrısı yaptı.

Ülkede yolsuzluk suçlaması, eylemcilerin siyasetten tamamen uzaklaşmasını istedikleri eski rejimin sembollerinin her birini kapsıyor. Bu çerçevede Mihubi, “Genelleme yanlış, çünkü herkesi aynı sepete koymak kabul edilir değil. Partimiz, yönetim tarafından çok defa haksızlığa uğradı. Hala 7 bin 500 yerel ve parlamenter seçmene sahip. Parti, yanlış uygulama ve üsluptan kaçınmak için iç denetimler yapıyor. Eğer suiistimallere devam edenler ve yolsuzlukla uğraşanlar arasında olsaydım, kendime halkın cumhurbaşkanı olmak için Cezayirlilerin güvenini kazanmaya çalışma izni verebileceğimi nasıl düşünürsünüz? Bu mantıklı değil” ifadelerini kullandı. İzzeddin Mihubi, mensup olduğu siyasi ailenin temelini oluşturan prensiplere de değinerek, “Cezayir’de hiçbir parti, büyük bir sorumluluğa sahip olmaya uygun olmayan isimler içermiyor” dedi.

RND’ye, uzun bir süredir yolsuzlukla suçlanarak hapis cezasına çarptırılan eski Başbakan Ahmed Uyahya liderlik ediyor. Kurulmasının ardından kısa bir süre partiye, halk hareketinin devrilmesini istediği geçici Cumhurbaşkanı Abdulkadir bin Salih liderlik etti.

60 yaşındaki Mihubi, seçmenlerin kendisine ve diğer adaylara oy vermeme isteğine değinerek, “Herkes, kendi yaklaşımına ve vizyonuna sahip. Bize gelince, biz eski cumhurbaşkanını ve politikalarını destekledik. Muhalefet partilerinin bir anda konsensüs adayı desteklemek için komitelere dönüştüğünü söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Yaklaşmakta olan seçimlerin reddine ve seçmenlerin katılım azlığına değinen İzzeddin Mihubi, “Seçimler, 23 Şubat’ta (Buteflika’ta karşı devam eden halk hareketinin başladığı günün ertesi) veya bundan bir ay sonra olsaydı size şunu söyleyebilirdim; Bunu organize etmek imkansız. Ancak genel atmosfer, ülkenin zor bir durumdan geçtiği ve krizin kurumsal düzeyde ele alınması gerekliliği yönünde. Cezayir’in boyutuna, konumuna ve uluslararası yükümlülüklerine sahip olan bir ülke, cumhurbaşkansız kalamaz” dedi.

Şarku’l Avsat’ın haberine göre Cezayir medyası tarafından zaman zaman “statüko aydını” olarak nitelendirilen Mihubi, “Son zamanlarda iki seçenek öne sürüldü. İlki seçimlere gitmemiz, ikincisi de siyasi tarafların talep ettiği bir geçiş aşamasının başlatılması. 22 Şubat’ta Cezayirli aileler, protesto gösterileri düzenlemek için sokaklara döküldü. Çünkü ülkenin tehlikede olduğunu ve devlet kurumlarının yıkılabileceğini düşünüyorlardı. Bu hareketlilik, ayrıcalıklı vatandaşlar tarafından başlatıldı. Ardından siyasi gündemlerin bu hatta dahil olması sebebiyle bu vatandaşların sayısı yavaş yavaş azaldı. Özellikle de seslerinin duyulduğuna ve en önemli taleplerinin karşılandığına ikna olan birçok aile, daha sonra halk hareketinden uzaklaştı. Bu taleplerin başında ise eski Cumhurbaşkanının beşinci dönemden vazgeçip istifa etmesi geliyor. Yolsuzlukla mücadelede ise, çok sayıda rejim yüzü hapse atıldı. Bu talepler, ordunun ciddi ve sorumlu yaklaşımı olmadan karşılanamazdı” ifadelerini kullandı.

Mihubi ayrıca, “(Buteflika’nın çağrı yaptığı) 18 Nisan ve (aday yokluğu nedeniyle yapılmayan) 4 Temmuz seçimlerinin iptali sonrasında kurumsal bir boşluktan kaçınmak için başka bir anayasal formül arayışına girmek ve yeni seçimlerden önce de ulusal diyaloğu sağlamak gerekiyordu. Ülkede seçimler ve siyasi süreçle ilgili yasalarda önemli değişiklikler yapıldı ve bir seçim otoritesi kuruldu. Bazı kesimler, olumlu sonuçlara rağmen bunların yeterli olmadığını düşünebilir. Bu, hala bir geçiş sürecini talep eden bir akımın varlığından kaynaklanıyor. Cezayir, demokratik olmayan koşullara neden olan çeşitli geçiş süreçleri tecrübe etti. Bunu, eski cumhurbaşkanları Huari Bumedyen ve Şadli Bencedid dönemlerinde yaşadık. Şahsen ben, ülkeyi yönetme izni almak için halka yönelenlerden biriyim. Geçiş döneminin bizi nereye götüreceğini bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

17 Kasım’da başlayacak seçim kampanyalarının, çok sayıda Cezayirlinin 5 adaya gösterdiği hassasiyet nedeniyle engellerle karşılaşma olasılığına değinen Mihubi, “Cezayirliler arasında hareketi destekleyenler ve muhalifler olarak bir ayrım yapmıyorum. Tutum ve görüşlerdeki farklılıklar, ülkeye hizmet etme hususunda anlaşmazlık yaşandığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle adaylığım, halk hareketinin taleplerine aykırı görülmemeli” dedi.

İzzeddin Mihubi, “Savaşçılarımız, başlangıçta gösterilere dahil oldu. Hala bir vatandaş olarak eylemlere katılmayı sürdürüyorlar. Bunun için partinin iznine ihtiyaçları yok. Bu, insanların ilk defa tanıştığı, çoğunun birbirini tanımadığı partizan olmayan bir halk hareketidir” ifadelerini kullandı.

Ordunun seçimlere gösterdiği adaya ilişkin tartışmalara da değinen Mihubi, “Ordu, Cezayirlilerin önlerine Cumhurbaşkanı seçme sorumluluğunu koyan anayasal bir kurumdur. Herkese aynı mesafeden yaklaşıyor, müdahale bulunmuyor. İşler, 1999 yılından farklı (askeri kuruluş tarafından Buteflika aday gösterilmişti). Ordu, durum sayesinde, pek çok ordunun yaptığı gibi, ülkeyi tek başına yönetebildi ve uygun yasal okumayı (olağanüstü hal) bulabildi” dedi.

47 kitabı bulunan İzzeddin Mihubi, kendisini iktidarın bir adayı olarak görürken, “Arzum, yaşanan sorunlara sunduğum çözümlere saygı duyan ve bana güvenen bu halkın bir parçası olmak” dedi. Kendisi için kullanılan “otoritenin aydını” nitelemesi hakkında da “Bu beni rahatsız etmiyor. Bunu ben itiraf etmiyorum. Ya üretken bir aydın ya da üretken olmayan bir aydın olacaksın. Bir aydın, topluma değer verir, yeni farkındalıklar inşa etmeye yardım eder. Bizim sorunumuz bir kültürde bir üretken varken, bu bir oyun yazarı, roman yazarı, senarist ya da şair olabilir, bunları otoritenin, statükonun bir portresi olmakla suçlamamızdır” ifadelerini kullandı.

Cezayir’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri 12 Aralık’ta yapılacak.


Editörün Seçimi

Multimedya