Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik: Riyad Anlaşması büyük fırsat

Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik: Riyad Anlaşması büyük fırsat

Çarşamba, 6 Kasım, 2019 - 12:45
Londra/Bedr el-Kahtani
Yemen Başbakanı Dr. Muin Abdulmelik, Suudi Arabistan’ın sarf ettiği çabaların arabuluculuk kavramının ötesine geçtiğini açıkladı. Çabaların, aynı kadere bağlılığı, sorunun köklerini ve sebeplerini aşmak için umutsuzluğu bilmeyen bir arzuyu, sürdürülebilir bir çözüme ulaşmak için açık ve bilinçli bir iradeyi yansıttığını belirten Abdulmelik, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya, Riyad Anlaşması sonrasında hükümetin önceliklerinin devlet daireleri ve kuruluşlarını restore etmek olduğunu ifade etti.

E-posta aracılığıyla Şarku’l Avsat’a açıklamada bulunan Dr. Muin Abdulmelik, İngiltere’nin Yemen büyükelçisinin “İran’ı Husilerden ayırmanın mümkün olduğu” yönündeki görüşlerine ilişkin bir soruya da “İran ve Husiler arasındaki ilişkinin bazı uluslararası tarafların öngördüğünden çok daha güçlü olduğu” cevabını verdi. Abdulmelik ayrıca, anlaşmanın diğer yönlerine, sağlanan imtiyazlara, kapsamlı bir çözüme ve devlet çalışanlarının maaşlarının ödenmesine de değindi.

Yemen Başbakanı Dr. Muin Abdulmelik’in Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tamamı:

- Sayın Başbakan, Riyad Anlaşması’nı nasıl değerlendiriyorsunuz? Uygulanma başarısı hususunda iyimser misiniz?


Riyad Anlaşması, geçmiş bir mesele ya da kolay bir iş değildi. Meşruiyetin iç cephesini bir araya getiren ve önceliklerini ülkenin bütünlüğünü koruyacak şekilde yeniden düzenleyen önemli bir başarıdır. Tüm ulusal güçlerin meşru taleplerini karşılıyor. Husilerle mücadele etmek ve İran’ın Yemen’deki kolunu kesmek için çeşitli alanlara yönelik reformlar için bir yol haritası çiziyor. Örneğin güvenlik ve askeri açıdan anlaşma, tüm silahlı oluşumların devlet kurumları bünyesine entegrasyonunu şart koşuyor. Kurtarılmış alanlarda güvenlik ve istikrarı koruma, vatandaşların güvenlik ve özgürlüklerini sağlama, devleti restore etme savaşını tamamlama görevi yerine getirilecek. Anlaşma, ekonomik yönü de içeriyor. Kurtarılmış bölgelerde ve Yemen’in diğer bölgelerinde yaşayan vatandaşların hayatları üzerinde olumlu bir ekonomik ve kurumsal etkiye sahip olacak reformlar açısından direktifler sağlıyor. Sayın Cumhurbaşkanının ve Suudi Arabistan’ın yürüttüğü çabalar olmasaydı bu aşamaya ulaşamazdık.

Bu anlaşmanın, halka hizmetleri birleştirecek ve devleti onaracak yeni aşama ortaya koyacağı hususunda iyimseriz. Hükümette, Cumhurbaşkanının talimatları uyarınca bu anlaşmanın başarısı için tam bir ciddiyete sahibiz. Suudi Arabistan’ın, bu anlaşmanın uygulanması için yanımızda siyasi ve askeri bir ağırlık oluşturması dolayısıyla iyimseriz. Tavrımız, devleti ve Yemen halkını restore etme mücadelesinde yer alan tüm güçlere de bir mesajdır.

- Sayın Başbakan, Riyad Anlaşması’nın imzalanması sonrasındaki ilk adımınız nedir?

Hükümetin Aden’e geri dönüşüne ilişkin düzenlemeler, anlaşmanın imzalanmasından sonraki ilk görevdir. Geri dönüş hizmetleri sağlama, halkın acılarını hafifletme, devlet dairelerinin ve kurumlarının düzenini ve işleyişini onarma amaçlı bir planla bağlantılı olmak zorunda. Aden’deki durumu normalleştirmek için bir öncelikler listesi ve vatandaşların hayatlarını olumlu etkileyen ve devletin varlığını yeniden güçlendiren bir acil önlemler paketi belirledik. Zorlukların büyüklüğü ve risklerin niteliği hakkında bir anlayışa sahibiz. Sayın Abdurabbu Mansur Hadi’nin liderliğine, Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman önderliğindeki Suudi Arabistan’ın desteğine güveniyoruz.

- Anlaşmayı nasıl değerlendirirsiniz? Sizde sevinçli, hüzünlü veya etkili bir anı bırakan ayrıntılar var mı?

Anlaşma, önemli bir tarihi sınavdan önce Yemen Devleti’nin geleceğini, meşruiyeti destekleyen koalisyonun görevini, hedeflerini ortaya koyan ayrıntılar içeriyor. Anlaşma, devletin yeniden imarının önündeki engellerin üstesinden gelmek, ülkeyi kurtarma ve kuruluşları onarma iradesini ciddiye almak için bir fırsat teşkil ediyor. Sevinçli, hüzünlü anılar ya da zor anlar hususunda ise bunları anlatmak için birçok uygun an olacak.

- Son görüşmelerde Suudi Arabistan arabuluculuğu konusunda dikkatinizi çeken bir şey oldu mu? Sizce Suudi Arabistan, bu görüşmelere en üst düzeyde önemle sponsor olarak hangi mesajı iletmek istiyor?

Suudi Arabistan’ın çabaları arabuluculuk kavramının önüne geçiyor. Çabalar, aynı kadere bağlılığı, sorunun köklerini ve sebeplerini aşmak için umutsuzluğu bilmeyen bir arzuyu, sürdürülebilir bir çözüme ulaşmak için açık ve bilinçli bir iradeyi yansıtıyor. Sayın Cumhurbaşkanıyla yakın işbirliği içerisindeki Suudi Arabistan liderliği, anlaşmaya ulaşma yükünün büyük bir kısmını taşıdı. Maliyetinin ve anlaşmanın başarı faktörlerinin büyük bir kısmını karşıladı. Yani durum, sadece arabuluculuk değil, kardeşliğin ve liderliğin en iyi şeklidir.

- Yemen meselesiyle ilgilenenlerin çoğu, krizin ne zaman sonlanacağını merak ediyor.

Yemen krizi için kapsamlı bir çözüm mümkün değil. Bu çözüm, zor şartların gerçekleşmesi veya büyük imtiyazların sağlanmasıyla bağlantılı da değil. Bu durum, temel hak ve özgürlükler sistemine uymak, devletin egemenliğini, yasaları ve eşit vatandaşlık haklarını tanımakla ilgili. Bunlar, açıkça 3 ilke uyarınca da sabittir. Diğer tüm engellerin ve zorlukların, federal bir ulusal devlet ve siyasi sistem demokrasisi şemsiyesi altında aşılabileceğine inanıyoruz.

3 ilkedeki ısrarımız, darbeci ve isyancı güçler de dahil, tüm güçlerin yasal ve siyasi varlığını düzelterek barışın sağlandığına dair algımızdan kaynaklanıyor. Bu durum, Körfez Girişimi ve ulusal diyalog sonuçlarında ve 2216 sayılı Güvenlik Konseyi (BMGK) kararında da geçmektedir. Barışı sağlayacak bir çözüm, yalnızca çatışma tarafları arasında iktidar paylaşımı yoluyla bir çözüm olmayacak.. Aksine tam yetki ve güçlere sahip, modern, demokratik, medeni ve federal bir devletin imarı amacıyla yasadışı durumların çözümü olacak.

- İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Michael Aron, birkaç gün önce Şarku’l Avsat’a verdiği bir röportajda Husilerin İran’da ayrılabileceğini söyledi. Katılıyor musunuz?

Hükümetin ilk andan beri sağladığı tüm delillere rağmen ve bu ilişkinin kanıtlarına rağmen uluslararası toplumun bazı kesimlerin Husiler ve İran arasındaki ilişkinin varlığını idrak etmesi uzun zaman aldı.

Hükümette, İran ile Husiler arasındaki ilişkinin bazı uluslararası tarafların öngördüğünden daha güçlü olduğuna inanıyoruz. Husiler ve İran arasındaki bağlantının ve aralarındaki çıkarların niteliği, kolay kopmayacak kadar kesin. Bana göre bunun yanlış bir şekilde değerlendirilmesi, Yemen ve bölgede barış ve istikrar umutları için önemli riskler ortaya koyuyor. İran’a Arap yarımadasının güneyinde Hizbullah’ın açık stratejisi dahilinde, yeni bir kopyasının inşası için olanak tanıyabilir.

- Hükümet, anlaşmanın ardından Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlar da dahil devlet personellerinin maaşlarını ödeyecek mi?

Hükümet içerisinde maaşları ödeme hususundaki taahhüdümüz tamamlandı. Devlet kaynaklarının yetersizliği ve Husilerin bu kaynakların büyük bir kısmını elinde bulundurması sorunuyla karşı karşıyayız. Bu taahhüt, hükümetin ilk günden bu yana ortaya koyduğu performansa da yansıdı. Kurtarılmış bölgelerdeki tüm sivil, askeri ve güvenlik sektörlerinde çalışanların maaşlarının ödenmesinin yanı sıra geçmiş dönemde Yemen’deki tüm sağlık sektörünü ele aldık (Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde 23 bin çalışan da dahil).

Hükümet, tüm üniversite profesörlerinin, çalışanların ve Husi kontrolündeki bölgelerde bulunan bazı araştırma merkezlerinin personellerinin (11 bin personel) maaşlarını ödüyor. Hükümet, darbecilerin kontrolü altındaki Hudeyde şehrinin tüm çalışanlarının (32 bin personel) maaşlarını ödüyor. Genel olarak hükümet, darbecilerin kontrolü altındaki bölgelerde çalışan yaklaşık 82 bin personel de dahil, kamu ve karma sektör çalışanlarının yaklaşık yüzde 65’inin maaşlarını ödemektedir. Hükümet ayrıca, ülke genelinde 123 bin emeklinin maaşlarından da sorumlu.

Editörün Seçimi

Multimedya