Eski dünyanın hayaletleri Lübnan devrimini kuşatıyor

Eski dünyanın hayaletleri Lübnan devrimini kuşatıyor

Pazar, 3 Kasım, 2019 - 13:45

Hizbullah ve Emel Hareketi destekçileri olarak nitelenen kişiler, Beyrut’taki Ring Köprüsü’nde bulunan göstericilere saldırdıklarında bazıları “Şiiler, Şiiler” diye slogan atıyorlardı. Onlar için mezheplerini hatırlatmak bile bir savaş narasıdır. Bu çok eski bir savaş geleneğinin uzantısıdır. Bu geleneğe göre kimliğin adını savunmak kimliğin kendisini savunmak demektir. Hatta kimliğin adı tek başına  gizli ya da aşikar kolektif bir kutsal ile bağlantılı, duyguları harekete geçiren bir enerjiye sahiptir.

Mezhepçi söylem, özellikle de savaş bağlamında dile getirildiğinde sadece diğer mezhepçi grubu muhatap almaz. Bu söylem mezhepçi benliğe de hitap eder. Onu geçmişten günümüze çağırarak güçlendirir ve pekiştirir. Unutmaya ve neredeyse ondan ayrılmaya başlayanlara kendisini yeniden hatırlatır

İşte Lübnan devrimi başladığında mezhepçi savaşlar ile eski dünyası unutulma tarafından tedit edilmeye başlamışlardı. Elbette mezhepler tamamen ortadan kalkmamıştı – zira kendisi kolay kolay kaybolmaz- ama birçokları ondan uzaklaşmıştı. Keskin tarafı körelmeye başlamıştı. Yani unutma yavaş yavaş içine sızıyordu. Bu nedenle kendisini tekrar hatırlatmak gerekiyordu. Onu unutmaya başlayanların ilk “köken”imize, “değişmez” eskimize geri dönmeleri sağlanmalıydı. Bu kişileri daha yeni yeni tanımaya başladığımız gizemli yeniden uzaklaştırıp bildiğimiz ve tanıdığımız eskiye döndürmek gerekiyordu. Bu anlamı ile “köken”imiz, kavramsal ve dilsel, siyasi ve medyatik hayaletleri ile birlikte yeniden çağrılmalıydı.

Avn çizgisindeki OTV televizyon kanalı, bizleri bu sözde “köken”e ve ayrılmaya başladığımız zirvelere geri dönmeye teşvik konusunda doğrusu öncü bir rol oynadı. Dikkat çekici bir ustalıkla çalışarak eski dünyamızı terk etmememiz için iç güdülerimizi tekrar gün yüzüne çıkardı. Bizlere devrim ile gelen her türlü yeniliği reddeden bir okuma sundu. Yolların kapatılmasını gerekçe göstererek, bazı Lübnan Kuvvetleri unsurlarının rolünü abartarak sürekli  bir şekilde milis güçler dönemini yani iç savaşı hatırlattı. Ancak en tehlikeli adımı; Saad Hariri’nin başbakanlıktan istifa etmesini Cumhurbaşkanı’na yöneltilmiş bir darbe olarak nitelemesi ve kendisini bu şekilde sunmasıydı. Böyle yaparak aslında dolaylı bir şekilde başbakanların (Sünnilerin) genellikle zor koşullarda ulusal sorumluluklarından vazgeçtiklerine yönelik o eski yargıyı tekrar hatırlatmış oldu. Maruni cumhurbaşkanı ve Şii meclis başkanı istifa etmeyip sadece Hariri istifa ettiği için bu sözlerin Sünnileri hedef aldığını düşünenlerde onlara aynı mantıkla karşılık verdi. Yani onlarda unutulmaya başlanan o eski yargıları tekrar hatırlattılar. Bu nedenle sadece Trablusşam ve Akkar’ı kuşatan bir durumun ortaya çıkması ve diğer bölgelerin onların yardımına koşmaması halinde bu mazhepçi anlatıların daha da güç kazanmasından korkuluyor.

Kısacası eskinin görüntülerin gölgesinin yeninin üzerinden kalkmaması için hummalı bir faaliyet yürütülüyor diyebiliriz.

Ölümsüzleştirilmek istenen bu uzak geçmişte mezhepçi kurumlar, kendi mezheplerinden olan politikacılara destek olmak için müdahalede bulunurlardı.

Maruni Piskoposluk Konseyi bunun örneklerinden biridir. Aynı şekilde devrim ve halk hareketleri barışçıl olsa de ordu ile halk ile karşı karşıya getirilmeye çalışılırdı. Nitekim bugün bu ikisinin de tekrar canlandığını görüyoruz. Bunun yanında söz konusu televizyon kanalı, özellikle de Trablusşam’da düzenlenen gösterilere Suriyelilerin de katılmış olduklarına dair haberleri kullanarak yakın geçmişe ait korkulardan birini de yeniden gündeme getirdi.

Bundan mezhepçiliğin yanısıra ırkçılığın da uyandırılması gerektiği sonucunu çıkardı. Elbette bunu yapmalarının her zaman ahlaki bir gerekçesi de vardır. O da gösterilerin yapıldığı alanların uyuşturucu, eşcinsellik, her türlü cinsel ilişkilerin istila ettiği yerler olmalarıdır.

Öte yandan birçokları; siyasi bloklar, bakanlıklar, her birinini temsili ve şartları gibi yeni hükümetin kuruluşuna ayak uyduracak bir politik anlayışı yeniden canlandırmak için çalışıyor . Ancak politikanın diğer anlamları olan; halkın hükümetin performansını denetlemesi, siyasi seçkinlerin yenilenmesini sağlayan dinamikler, çevre duyarlılığı, ırkçılık ve cinsiyet ayrımcılığı, ataerkil vesayet karşıtlığı bu iflas etmiş akılların sahiplerinin aklının ucundan geçmez.

Hükümetin istifasından sonra gösterilere yer vermeyi ve bunlarla ilgili haberler yapmayı kesen televizyon kanalları da politika da bu mantığın diğerlerine üstün gelmesine katkıda bulunmuş oldular.

Devrimi zayıflatmak için başvurulan yollardan biri de yabancı büyükelçiliklerin devrimcileri finanse ettikleri ve İsrail ile savaş iddialarıydı. Bu ikisinin de sadece bir iddia oldukları doğru. Ama böyle olmaları Lübnanlı toplumsal hareketleri ve talepleri parçalamak için ulusal davanın kullanıldığı zamanlara ait olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İster iyi niyet ister de kötü niyetle olsun bu meselenin tekrar gündeme getirilmesi bu bölünmenin de yeniden gündeme gelmesi anlamına geliyor. Ancak İran Dini Lideri Hamaney’in sesini eski seslerimize katarak sosyal hesabından yaptığı paylaşım meseleye çok daha tehlikeli bir boyut kazandırdı. Hamaney’in paylaşımı şu şekildeydi: “Irak ve Lübnan’ı korumaya istekli olanlara tavsiyem; ABD, İsrail ve bazı Arap ülkelerinin kimi gerici ülkelerin parası ile ülkelerinde neden oldukları ayaklanmaları ve istikrarsızlığı uygun bir şekilde çözmeleridir”. Doğrusu bu sözler akla sadece bütün değişim umutlarını nasıl boşa çıkardığını iyi bildiğimiz bölgesel çatışmaları getiriyor.

Son olarak; Hamaney’in birçok kişinin dikkatini çeken ve İran’ın “ilerici” bir devlet olduğunu ima eden “gerici devletler” ifadesine de değinelim. Hamaney bunun bir uydurma olduğunu herkesten çok daha iyi biliyor. Bu ifadesi ile adeta Arap meydanlarında görülen yeni, barışçıl ve genç ilerlemeye duyduğu kıskançlığı deklare etmiş oluyor. Çünkü bu eski devrimin kendisi de devrim kelimesinin başını çektiği bir dizi anlam ve kavramı yeniden ele geçirmek istiyor. Bu yeni devrimciliğe bu kez eski devrimcilik tarafından yöneltilen bir saldırıdır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya