Tunus'un gelecekte Libya hususundaki rolü ne olacak?

Tunus'un gelecekte Libya hususundaki rolü ne olacak?

Cuma, 1 Kasım, 2019 - 12:00
Ulusal Mutabakat Hükümeti bakanlarının BM’nin Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame ile 29 Ekim’de Mitiga Uluslararası Havaalanı’nda yaptığı basın toplantısı (AFP)
İstanbul/Şarku’l Avsat
Hamadi Muammeri

Tunus ve Libya halkları güçlü tarihsel bağlara sahip. Bugün Tunus, Libya için Tunus’un güneyindeki Ras Acdir ve Dehiba sınır kapıları aracılığıyla, her iki ülkenin vatandaş ve ürünlerinin geçişi açısından hayati bir damarı temsil ediyor.

İlişkilerin bozulması ve olumsuz tarafsızlık diplomasisi

Son yıllarda iki ülke arasındaki ilişkiler, Libya’daki siyasi sahnenin iç çatışmalara maruz kaldığı göz önüne alındığında bozulmalara tanık oluyor. Tunus, olumsuz bir tarafsızlık politikasına yönelirken, çıkmazdan kurtulmaları amacıyla kendi kaderlerini kendileri belirlemesi için de Libyalıları yalnız bıraktı.

Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Tunus diplomasisi, Libya’daki çatışma taraflarını Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Libya’nın Gadamis şehrinde, ardından Fas’ın Suheyrat kentinde bir araya getiren müzakerelerde hiçbir iz bırakmadı.

Tunuslular, şimdi ise Libya’daki çatışma taraflarını yakınlaştırmada önemli bir rol oynaması ve ülkeyi herkesi tehdit eden kanlı çatışmalardan kurtarma amaçlı diyalog mantığını dayatması için oyların yüzde 70’ten fazlasını kazanarak yeni Cumhurbaşkanı seçilen Kays Said üzerine bahis oynuyor.

Tunus diplomasisi uyanıyor mu?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in bu hafta başlarında Libyalı bir yetkiliyi kabul etmesi, Tunus diplomasisinin iki kardeş halkın çıkarlarını korumak için Libya meselesinde iyi bir pozisyon takınması gerektiğine dair bir işaretti.

Said, Tunus’taki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda aday Nebil el-Karvi ile düzenlenen bir televizyon münazarasında Libya hususundaki bir soruya yanıt olarak, “Libya’yı mevcut durumdan kurtarmak amacıyla diyaloğun temellerini belirlemek için tüm çatışma taraflarıyla görüşme ve Tunus’u Libyalı kardeşler arasında buluşma noktası haline getirme” taahhüdünde bulunmuştu.

Kays Said’in (Trablus’u kontrol eden) Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri ile görüşmesi de bu bağlamda gerçekleşti. Siyasi meselelerde uzman Tunuslu gazeteci Kemal eş-Şarni gibi Libya meselesini takip edenler, Kays Said’in ilerleyen günlerde “görüş birliği sağlamak, birleşik bir pozisyon oluşturmak ve ardından tüm tarafları bir araya getiren resmi müzakereler yapmak” üzere bir başka Libyalı yetkiliyle görüşmesinin olası olduğunu belirtti. Libya meselelerinin takipçilerine göre Tunus, BM himayesi altında bu müzakerelerin başlatıcısı ve sponsoru olacak.

Bu çerçevede Şarni, Tunus ve Libya arasındaki bağların derin olduğunu belirtirken, “Eski Cumhurbaşkanı Beci Kayid es-Sibsi dönemindeki Tunus diplomasisi, Libya krizinde etkin değildi. Fas gibi ülkelerin Suheyrat müzakerelerine ev sahipliği yapmasının önünü açtı. Tunus’un müzakereleri kapsaması daha iyi olurdu” dedi.

Uluslararası meşruiyete bağlılık

Said’in Halid el-Mişri ile görüşmesinin ardından Tunus cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Tunus, Libya halkının çıkarlarına hizmet eden, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyan, bu ülkeye güvenlik ve istikrarı geri getiren kapsamlı bir siyasi çözüm bulma konusunda uluslararası meşruiyete bağlıdır” ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, Libya’nın istikrarının Tunus’un ve tüm bölgenin istikrarı olduğu belirtildi.

Toplantı sırasında ise Tunus Cumhurbaşkanı, Libya’daki krizi çözmek için Libya Devlet Yüksek Konseyi’nin ilan ettiği kapsamlı girişim hakkında da bilgi aldı. Girişim kapsamında, “2011 anayasasına dayanan cumhurbaşkanlığı ve yasama seçimleri tarihleri, acil bir ateşkesin sağlanması, tüm Libyalılar arasındaki güvenin arttırılması ve kışkırtıcı söylemlere son verilmesi” olmak üzere 5 eksen yer alıyor.

Şekilci danışma toplantısı

Öte yandan Arap siyaseti işlerinde analist Muhammed Boud, söz konusu toplantıyı, “Libya’daki duruma dair karar ve pozisyon almak için yapılmış bir görüşmeden çok, şekilci bir protokol toplantısı” olarak nitelendirerek, toplantının önemini küçümsedi.

Boud, “Tunus’un Libya meselesinde güçlü bir rolü olmayacak. Çünkü Cumhurbaşkanı Kays Said, uluslararası meşruiyete hakemlik yapıyor. Durumun ne olacağını ve Libya’da aktif olan ülkelerin Tusun’un adımı hususunda ne karar vereceğini bekleyecektir” dedi.

Tunus’un, Trablus’taki Fayiz es-Serrac hükümetini tanımaya devam ederek Libya meselesine yönelik olumsuz tarafsızlığını sürdüreceğini söyleyen Muhammed Boud, “Kays Said, eski lider Muammer Kaddafi yandaşları ya da Libya Ulusal Ordusu Mareşal Halife Hafter gibi Libya’daki çatışma taraflarının diğer temsilcileri ile görüşmeyecek. Libya meselesindeki oyuncular, etkili uluslararası oyunculardır ve Tunus bu güçlü gruplar arasında bir denge oluşturamaz” ifadelerini kullandı.

Diyalogdaki çözüm

Tunus’un Libya hususundaki gelecekteki rolüne ilişkin farklı yorumlar ve değerlendirmelere rağmen Libya- Libya diyaloğu, Libyalılara kan enjekte etmenin, aynı zamanda başkent Trablus’un kontrolü için Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Ulusal Ordu ve Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne bağlı güçler arasındaki savaşa son vermenin en iyi yolu.

Libya halkı, bu çatışmaların bedelini ödüyor. BM raporlarına göre çatışmalar, sağlık hizmetlerinin azalmasına, hastane ve mahallelerin geçen Nisan ayından bu yana gelişi güzel saldırılara maruz kalmasına neden oldu. Saldırılar sonucunda da kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere yaklaşık bin kişi hayatını kaybetti. BM’ye bağlı kuruluşların raporlarına göre ise yaklaşık 220 bin vatandaşın Trablus’taki çatışmalardan kaçmak için evlerini terk ettiği tahmin ediliyor.

Editörün Seçimi

Multimedya