Ruhani'nin Irak ve Lübnan'a bakışı

Ruhani'nin Irak ve Lübnan'a bakışı

Perşembe, 31 Ekim, 2019 - 12:45
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
Irak ve Lübnan’da İran rejiminden ne boyutta nefret edildiğini bilmek zor değil. Hasan Ruhani’nin iddia ettiği gibi bu nefretin ne Al Arabiya kanalı ile ne de sosyal medyada açılan hashtagler ile bir alakası yok. Irak hükümeti, İran’a karşı duyulan bu nefretin dijital sahanın kışkırtması ile gerçekleştiğine inanan Tahran hükümetini memnun etmek için sosyal medyaya ve internete erişimi durdurdu. İnternet kesildi, sosyal medya sizlere ömür ancak protesto gösterileri dipdiri ve devam ediyor.

İran, son iki hafta boyunca Lübnan ve Irak şehirlerinde insanların sokaklara akın edip protesto gösterilerinde bulunmasının arkasında Suudi Arabistan, ABD ve İsrail hükümetlerinin bulunduğunu iddia ediyor ve söz konusu hükümetleri kınıyor. İran, insanların; yoksullaşması, milislerin ülkelerinde egemenlik kurması ve hükümetlerinin başarısız olması sebebiyle protesto gösterilerinde bulunabileceği görüşüne kulak tıkıyor. Suçlamalar realiteyle uyum arz ediyor. Irak'taki tüm silahlı milisler, İran'a veya haleflerine bağlı. Lübnan ordusundan daha büyük bir güce sahip Lübnan'daki Hizbullah ise İran'a bağlı. Dünyadaki hükümetlerin çoğu, İran'ın etkisinden dolayı bu ülkelerle iş yapmaktan kaçınmak zorunda kaldı. Lübnan Lirası'nı merkez bankası mevduat hesabına yatırarak Lübnan’a destek olan ülke Suudi Arabistan. Hizbullah’ın devlet kurumlarına tahakküm etmesi nedeniyle Lübnan lirasının değerini düşüren ülke ise İran. Bunlar, insanlara içerisinde bulundukları yaşam koşullarının sebebini göstermek için televizyonlara veya hashtaglere ihtiyaç bırakmayan ve iyi bilinen gerçeklerdir.

Irak’ta İran’ın planı meclis, siyasi partiler, silahlı kuvvetler gibi devlet kurumlarını ele geçirerek milislerini bu kurumların içerisine yerleştirmek üzerine kuruludur. Ülkenin durumu bu yüzden kötüleşti ve insanlar ayaklandılar. Sokağa çıkanlar Şiilere karşı olan Sunniler veya partili olup bir başka partiye karşı olan kişiler değiller. Baas'ın kalıntıları tarafından yönlendirilmiyorlar, DEAŞ'ın siyah bayraklarını sallamıyorlar veya Amerikalılar tarafından destek görmüyorlar. Her ne kadar İran medyası Irak’taki gösterileri dışarıdan destekli gibi göstermeye çalışsa da Iraklıların ayaklanmaları milli, barışçıl ve samimi bir ayaklanmadır. Gösterilere katılımın geniş yelpazeden olması ve dile getirilen talepler İran’ın suçlamalarını çürütüyor.

Bağdat, Basra, Kerbela, ve diğer yerlerde barışçıl gösteriler yapıldı. Bu illerin çoğu Şiilerin çoğunlukta olduğu illerdir. Göstericilerin dile getirdikleri talepler etrafında tüm kesimler birleşiyor. Göstericiler; yolsuzluğun ortadan kaldırılması, hükümet performansının iyileştirilmesi ve silahlı milislerin ve İran’ın nüfuzuna son verilmesi gibi taleplerde bulunuyorlar. Göstericilerin talepleri Irak'ın bağımsızlığının ve kimliğinin geri kazanılması yönünde kendini gösteriyor. İran, 30 milyon Iraklıyı, Irak’ın yönetimi ve ele geçirilmesi üzerine kurduğu projesinin karşısında durmaları halinde yerle bir etmekle tehdit ediyor.

Lübnan’daki gösteriler Irak’taki gösterilerle benzerlik arz ediyor. Lübnan’daki protestoların ana başlıklarını yolsuzluk, mafya siyaseti ve hükümetin mezhepçi politikası oluşturuyor. Lübnan’daki dev gösteriler Beyrut ile sınırlı kalmadı aksine Sunni Trablus ve Şii Nebatiye ve Baalbek şehirlerine de sıçradı. Hristiyanlar, yolsuzlukla itham edilen Hristiyan bakanların görevden alınmasını istediler. Hariri’yi istifaya çağıran ilk grup ise Sunniler oldu. Birçok Şii din adamı Hizbullah’a ve kötü ekonomik koşullara açıkça karşı olduklarını ifade etme cesareti gösterdiler. İnsanların sabrı tükendi ve suskunluklarını bozdular.

Silah açısından gücün göstericilerin tarafında olmadığını biliyoruz ancak kararlılıkları, ısrarcı tutumları ve kitlesel halk desteği değişimi beraberinde getirecek veya en azından mevcut durumu düzeltecektir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya