Lübnan'da kriz ve ordu

Lübnan'da kriz ve ordu

Salı, 29 Ekim, 2019 - 11:15
Fuad Matar
Lübnanlı gazeteci, araştırmacı yazar.
Bazı yöneticiler, kamunun çıkarlarını göz önünde bulundurmayan politikalarına ve idarelerine karşı protesto gösterileri fırtınası ile karşı karşıya kaldıklarında ordudan yardım isterler. Yeni ayaklanan Lübnan’da da liderlerin çoğu, ordunun kendisine yöneltilen yardım çağrısına karşılık vermesi durumunda protesto gösterileri ya da ayaklanma için en caydırıcı güç olacağını düşünüyorlardı.

Cumhurbaşkanlığını küçümseyen sloganlar ve protestolar ile iktidarı sarsılmaya başlayan Avn, kendisini hedef alan halk hareketini bastırması için ordudan müdahale etmesini istediğinde ordu komutanı genellikle bu emri yerine getirmekte ağır davranır.

Lübnan’da halihazırda kararlı bir şekilde devam eden, 3’üncü haftasına giren, Mısır, Tunus, Cezayir ve aynı döneme denk gelen Sudan devrimlerinin sabır ve azminden etkilenen ve kazanımlarından yararlanan devrimde de ordudan müdahale etmesi istenildi.

Protesto gösterilerini dağıtması ve protestocuların yöneticilere daha fazla baskı yapmak için yollara döşedikleri engelleri kaldırması talep edildi. Ancak bu kez alışılmışın dışında Lübnan ordusunun genelkurmay başkanı, ordunun ilk generallerinden Fuad Şihab’ı örnek aldı.

Bağımsız Lübnan’ın ilk cumhurbaşkanı olan Bişara Huri, dini ve siyasi otoritelerin teşviki ile başkanlığını bir dönem daha uzatmak istediği için halkın büyük muhalefeti ile karşı karşıya kaldığında ordudan destek istemişti.

Genelkurmay Başkanı General Şihab, vatansever ve kibar bir üslupla cumhurbaşkanına ordunun görevinin ülkeyi tehlikelerden ve halkı dış saldırılardan korumak olduğu karşılığını vermişti. İçeride yaşanan çatışmaları durdurmanın güvenlik güçlerinin görevi olduğunu açıklamıştı. Son derece kibar bir biçimde cumhurbaşkanının ordunun müdahale etmesi talebini reddetmişti. Müdahale talebi kabul edilmeyince Bişara Huri, General Fuad Şihab’ı bugün mevcut krizin gölgesinde talep edildiği gibi  geçici bir hükümet kurmakla görevlendirdi. Bu noktada, söz konusu hükümetin bağımsız Lübnan’da kurulan ilk sivil-askeri hükümet olduğuna dikkat çekmeliyiz. Ayrıca bu hükümette (Maruni) General Şihab ile birlikte 2 kişinin (Ortodoks Basil Trad ve Sünni Nazem Akkari) yani toplamda sadece 3 kişinin görev aldığını da belirtmeliyiz. Hükümetin neden başbakanlığın yanısıra bütün önemli ve hassas bakanlıkları elinde bulunduran bir başbakan ile geriye kalan bakanlıkların kendilerine paylaştırıldığı biri Sünni diğeri Ortodoks 2 bakandan oluştuğu ise bir sır. Aynı şekilde Lübnan’ın sahip olduğu mezhepsel çoğulculuğu sağlamak adına neden hükümette Şii ve Dürzi bir şahsiyete görev verilmediği de henüz bilinmiyor.

Her ne kadar mevcut Cumhurbaşkanı Mişel Avn, o dönemde görevde olan Bişara Huri kadar baskıya maruz kalmasa da buna benzer bir formül şimdi de geçiş süreci için uygun olabilir.

O zaman Bişara Huri, karşı karşıya kaldığı baskının gölgesinde hemen istifa etmeyi ve yeni bir cumhurbaşkanı seçilene kadar ülkeyi yönetecek birine yetkilerini devretmeyi düşünmüştü. Nitekim bu sürecin sonunda Kamil Şamun, yeni cumhurbaşkanı seçilmişti. Ancak bugün durum daha farklı. Çünkü Mişel Avn, cumhurbaşkanlığı görev süresinin sadece yarısını tamamladı. Bunun yanında sahip olduğu desteğin oranı da halen yüksek. Dolayısıyla Bişara Huri’nin düştüğü duruma düşmeyebilir. Bişara Huri, maruz kaldığı baskıdan öyle yıpranmıştı ki ordu komutanını, cumhurbaşkanlıktan istifa mektubunu yazmakla görevlendirmişti. Tehlikeli sonuçlarını hesaba katmadan görev süresini uzatması için kendisine ısrar eden maiyetinin, fromagers (peynirci anlamına gelir) kişilerin, menfaatçi ve fırsatçıların ayartmalarına kapıldığı için büyük bir pişmanlık duyarak istifa etmek zorunda kalmıştı.

Lübnan’ın krizlerinde ordunun oynadığı rol ile ilgili bunun gibi birçok hadise ve örnek vardır. Ancak bugün yaşananlara çok benzediği için Bişara Huri örneğini verdik.

Nitekim bugün Mişel Avn’ın da benzer bir talepte bulunduğu ama Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın bunu kabul etmediği söyleniyor.

Halk hareketi daha kararlı ve yayılmacı bir görünüm kazanırken General Fuad Şihab’ın hükümetine benzer bir hükümetin ama yeni bir kombinasyon ile kurulmasının mümkün olduğuna dair işaretler de artıyor. Bu hükümet daha istikrarlı bir Lübnan’ın önünü açarak mali, idari ve toplumsal yolsuzluğu temizleme ve kültürel durgunluğu bitirme aşamasını başlatabilir. Bu protesto gösterilerinden sonra imkansız görünen her şey olası hale geldi.

Lübnan, akıllı ve ülkenin çıkarlarını kendi çıkarlarından üstün tutacak devlet adamlarına ihtiyacı olduğu son derece karmaşık koşullardan geçerken eski başbakan Selim Hoss gibi –halihazırda sağlık durumu çok iyi değil- eşsiz bir devlet adamının eksikliğini hissediyor. Bu vesileyle Mişel Avn ve kendisinin sembolü oldukları bir başka kritik dönemde (1989) Hoss’un söylemiş olduğu ve akıllı kimselerin anlamını hemen anlayacağı bir ifadeyi zikretmek istiyorum: “Ben ve Avn, ciddi bir bölünme durumunda ortaya çıkan bir sorunun 2 tarafı isek ufukta ülkemize birliğini geri kazandırmayı vaat eden bir çözüm göründüğünde onun önündeki engelleri kaldırmakta tereddüt etmemeliyiz”.

Umarız Cumhurbaşkanı Avn, üzerinden uzun zamanın geçen ve belki de insanlara yönelik öfkesini, insanların da çevresindeki bazı kişilerin davranışlarına yönelik öfkesini söndürebilecek buna benzer ifadeleri hatırlar.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya