Lübnan ve kutsal sembollerin yıkılışı

Lübnan ve kutsal sembollerin yıkılışı

Salı, 22 Ekim, 2019 - 07:45
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
Lübnan’da krizi eskilere dayanıyor. Bardak uzun zaman önce dolup taştı ama cesaretin bir bedeli var. Değişimi talep etmeye cesaret eden onlarca ve yüzlerce kişi bunu kanıyla ödedi. Ancak ülke çapında görülen bu protesto dalgası ile aralarında Hasan Nasrallah’ın da bulunduğu hükümet liderleri siyasi kutsallar olmaktan çıktı.

Bu protestoları farklı kılan özelliklerden biri de geleneksel olarak Hizbullah’ın kontrolü altında olan bölgelerin kendisine karşı ayaklanması, ona açıkça meydan okuması ve otoritesini reddetmesiydi. Bu da Nasrallah’ı televizyona çıkıp, aralarında hükümetin bakanlarının da bulunduğu herkesi tehdit etmek, göstericilerin taleplerini yerine getirip istifa edenlerden hesap sorulacağı uyarısında bulunmak zorunda bıraktı.

Lübnan sokakları, değişim konusunda hemfikir ama hangi değişim? Turizm Bakanı bile, “Eğer değişim istiyorsanız gelecek seçimleri bekleyin. Hakkınızı kullanın ve sizi temsil etmesini istediklerinize oy verin” diyerek, sokağın taleplerini tasvip etmedi. Bu sözler mantıklı görünse de özet bir siyasi ifadeden ibarettir. Çünkü Lübnan’da siyasi rejimin, seçimler, iktidardaki dengeler, cumhurbaşkanı, başbakan ve meclis başkanlığından oluşan 3’lü başkanlığın varlığı nedeniyle dışarıdan demokratik göründüğü doğrudur. Ancak bu sistem, adaylar değişip seçimler yapılsa dahi siyasi güçlerin değişmeden korunmasına dayalı Taif Anlaşması’nın kuralları tarafından düzenlenmektedir.

Daha da kötüsü ülkenin tamamının, toplum ile politikacılar ve iş adamlarının kalplerine korku salan, ordu ve güvenlik güçlerinden daha çok sözü geçen, ordudan daha güçlü bir milis gücüne sahip olan Hizbullah’ın elinde rehin olmasıdır. Dolayısıyla seçim sandığının, durumun siyasi ve yaşamsal olarak katlanılamaz hale geldiği ve değişmesi gerektiği konusunda hemfikir olan Lübnanlıların taleplerine karşılık vermesi mümkün değil.

Ülkenin 1943 yılındaki bağmsızlığından bu yana şahit olduğu en geniş bu halk hareketinde Lübnanlılar, 18 dini gruba mensup kişileri bir araya getirecek, yerel güçlerin kendi ajandalarını uygulamak için başvurdukları dış güçlerin müdahalelerini sona erdirecek bir ulus devlet formülü arıyorlar. Sokak; yeni, mezhepçilikten uzak, silahtan arındırılmış bir seçim sistemi çağrısında bulunuyor.

Birleştirici bir ulus devlet arayışının Irak gibi siyasi bölünmelerden muzdarip birçok bölge ülkesinde tekrarlanan bir talep olduğu görülüyor. Nitekim Irak da Lübnan gibi bazı silahlı güçlerin zorla dayatmaya çalıştıkları gibi dini değil ulusal bir devlet çağrısında bulunan benzer geniş halk hareketlerine şahit oluyor.

Pek çok kişi, barışçıl Lübnan gösterilerinin siyasi yolsuzluğa ve silahın tahakkümüne son verecek çözümler üretmesini, ülkeyi kalkınma ve istikrar yoluna sokmasını umuyor. Ama bu hareketi olumsuz etkileyecek birçok tehdit de bulunuyor.

Hizbullah, Lübnan sokağının talep ettiği değişime izin verecek mi? Suriye, Irak ve Yemen’deki rejimleri savunmak, hatta İran içerisinde devlet karşıtı gösteri ve isyanları bastırmak için binlerce Lübnanlı genci feda eden Hizbullah, Lübnan’da değişim çağrısında bulunanları pusuya mı düşürecek, yoksa değişimi kabul mü edecek?

Ne olursa olsun bugün dünya, artık Lübnan’da kota sistemi, yolsuzluk ve silaha karşı bir uzlaşı olduğunu biliyor.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya