Nasrallah ve Lübnan: İstifa etmek bizden ne kadar uzak

Nasrallah ve Lübnan: İstifa etmek bizden ne kadar uzak

Pazartesi, 21 Ekim, 2019 - 12:15
Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar

Lübnan’da son birkaç gündür yaşananlar kolayca geçiştirilebilecek türden şeyler değildir. Bilakis önceki ve sonraki aşamalar için bir dönüm noktasıdır. Başta Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve Avn akımından dostları olmak üzere mevcut dönemin liderlerinin betimlemek istedikleri gibi tamamen hizmet taleplerinden kaynaklanan bir öfkeden ibaret değildir.

Tam aksine protestocuların ve taleplerinin momentumundan görebildiğimiz bunun, Lübnan’ın bütün yönetim kurumlarına, ülkenin Hizbullah’a teslim olmasına, onun için çalışmasına, barış ve savaş kararını onun tekeline vermesine neden olan yönetim kültürüne karşı tam bir devrim olduğudur. Evet, sorunun temeli budur. Çünkü Lübnan’ın ekonomisinin çektiği acının temel nedenlerinden biri de ABD yaptırımları ve Arap ülkelerinin boykotudur. Bunların nedeni ise Hizbullah’ın İran’ın Arap ülkelerine yönelik saldırgan faaliyetlerine katılması, mezhep merkezli savaşları körüklemesi, İran Devrim Muhafızları’nın hizmetinde dünya çapında buna etkin bir şekilde katkıda bulunmasıdır. Hizbullah’ın Latin Amerika’daki uyuşturucu kartelleri ile açık bir şekilde ortaya çıkan ilişkilerinin el-Kaide gibi terör örgütleri ile bağlantı ve koordinasyon içinde olmasıdır.

Lübnan’da mevcut siyasi dönemin temelini atan Hizbullah’tır. Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ı Baabda’daki cumhurbaşkanlığı makamına getiren, damadı provakatör Cibran Basil’i diğer güçlerin başına saran, Sünnilerin lideri –öyle varsayılan- Saad Hariri’yi sadece Sünniler değil Hizbullah ve Avn akımına karşı olan bütün muhalifler nezdinde güvenirliğini kaybedene kadar itibar etmeyen Hizbullah’tır.

Bu yüzden Hasan Nasrallah birkaç gün önce ortaya çıkarak gösteriler hakkında konuştuğunda el-Ahd’ı savunması bekleniyordu. Nitekim kendisi de “Kendinizi boşuna yormayın, el-Ahd kalacak” dedi.

Hatta bununla kalmayıp başta Şii sokağı olmak üzere hükümet içerisinde yer alan bazı oluşumların öfkeli sokağa karşılık vermesini ve desteklemesini “ihanet” olarak niteledi. Hz. Hüseyin için düzenlenen Erbain Törenleri’nde konuşmasından dolayı biraz daha hamasete kapılsaydı belki başka şeyler de söyleyebilirdi.

Hizbullah’ın kültürü ve kitleleri seferber etme metodu “yoksulların” ve “mazlumların” taleplerine odaklanır... Bunlar, Hizbullah’ın bağlı olduğu kültürde kitleleri seferber etmek için kullanılan temel ifadelerdir. Ancak bu kez mazlumluk söylemleri Lübnan’ın gerçek yöneticisi Seyyid Nasrallah’ın işine yaramamış gibi görünüyor. Burada “Seyyid” kelimesi ile Hz. Ali’nin zürriyetinden gelenlere verilen “Seyyid” lakabını değil dildeki doğrudan anlamı olan halkın efendisi anlamını kastediyorum.

Hasan Nasrallah öfkeli konuşmasında el-Ahd’tan ve hükümetten istifa etmeyi ihanet olarak niteledi. Hatta neredeyse Kerbala’da Hz. Hüseyin’in söylediği o ünlü “Kılıcımızı sıyırıp savaşmak ile zillete boyun eğmekten birini seçmemizi istiyor. Zillet bizden ne kadar uzaktır” sözünü de tekrarlayacaktı. Tabii ki “Hükümet ile istifa etmekten birisini seçmemizi istiyorlar. İstifa etmek bizden ne kadar uzaktır” şeklinde değiştirdikten sonra.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya