ABD neden Trump'ın Erdoğan'a mektubunu sızdırdı?

ABD neden Trump'ın Erdoğan'a mektubunu sızdırdı?

Cuma, 18 Ekim, 2019 - 08:15
Trump ve Erdoğan geçen yıl Brüksel'de bir araya gelmişti (Reuters)
Washington/Eli Yusuf
ABD Başkanı Donald Trump, Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’a 9 Ekim tarihli mektubunda, yani Suriye’nin kuzeydoğusundaki Türkiye operasyonunun bir işareti olarak nitelenen bir telefon görüşmesinden 3 gün sonra ne yazdı?

Mektup aynı zamanda ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da bulunduğu ABD heyetinin Ankara’ya ulaşmasından saatler önce ortaya çıktı.

Washington’da son saatlerde “Türkiye operasyonu ve Trump’ın ABD kuvvetlerini bölgeden geri çekme kararına” karşı ABD Başkanı ve ABD Kongresi arasında yaşanan tartışmaya dair çelişkili ifadeler olduğuna yönelik sorular ortaya atıldı.

Ayrıca Beyaz Saray yetkililerine göre iki lider arasında daha anlaşılır olmak amacıyla günlük konuşma diliyle yazılmış olan mektuptaki ifadeler de oldukça olumsuz tepkiye yol açtı.

Bazı kesimler, mektubu Türkiye Cumhurbaşkanı'nın ABD heyetini müzakereye ikna edebilme umudunu kıran net bir mesaj olarak niteledi. Kullanılan dil, başkanların konuşma dilinden ise oldukça uzaktı. Bu nedenle Türkiye Cumhurbaşkanı'nın da öfkelenmesine neden olması bekleniyordu.

Erdoğan’ın mesajı o gün çöpe attığını ve mektuba Suriye’nin kuzeydoğusunda askeri harekata başlayarak cevap verdiğini belirten Türk medyası, Pence ve Pompeo ile mektubun yayınlanma sebeplerinin görüşülmesi ve doğrudan hakaret olarak sayılması beklentisindeydi.

Geçen çarşamba akşamı Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki Kongre liderleriyle Suriye’deki durumu görüşmek üzere bir araya gelen Trump, Temsilciler Meclisi tarafından bir karar tasarısının onaylanmasını ve ABD kuvvetlerinin geri çekilmesinin ezici bir çoğunluk tarafından kınanmasını beklemiyordu. Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell’ın Temsilciler Meclisi kararıyla oy kullanmak için Meclis heyetine çağrı yapmıştı. Senato'nun, Türkiye’ye yaptırım uygulamak için, (Washington’un saat dilimine göre 17 Ekim’de Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Demokrat Senatör Chris Van Hollen tarafından hazırlanan) bir başka karar taslağı beklediği biliniyor. Bu çerçevede ABD basını, Trump’ın kasıtlı olarak Demokrat kanada, özellikle de Meclis Başkanı Nancy Pelosi’ye hakaret ettiği yönünde toplantıya katılan bazı yetkililer tarafından yapılan açıklamalara yer verdi. Sızan bilgilere göre Pelosi, Trump’ın ABD kuvvetlerini Suriye’den çekme kararını eleştirdi ve bu kararın Kürtleri tehdit altına soktuğunu belirtti.

Kararı onaylayan Cumhuriyetçilerin sayısı da kendisine bildirildiğinde durum Trump’ın öfkelenmesine ve Pelosi’ye karşı “üçüncü sınıf siyasetçi” ifadelerini kullanmasına neden oldu. Daha sonra ise Pelosi’nin parmağıyla Trump’ı işaret ettiği ve onu öfkesini kontrol edememekle suçladığı bir fotoğraf paylaşıldı. Buna yanıt olarak Pelosi, Demokratik Çoğunluk Partisi ile toplantıdan ayrıldı. Pelosi ayrıca yayınlanan fotoğrafı da Twitter hesabında kapak fotoğrafı yaptı.

Trump’ın çelişkili ifadeleri, Pence ve Pompeo’nun görevini başarısız olmakla karşı karşıya bıraktı. Trump, Kürtlerin “melek olmadığı” suçlamasına kadar uzanan Twitter üzerinden yaptığı açıklamalarda, çatışmaya bir taraf olmaktan vazgeçirme çabalarında abartı yaşandığını ifade etti. PKK'yı DEAŞ’tan daha tehlikeli olmakla niteleyen Trump böylece Türkiye’nin operasyonu sürdürmesini de güvence altına almış oldu.

Trump’ın ifadeleri Senatör Lindsey Graham da dahil ABD Başkanı'nın birçok müttefiki tarafından eleştirildi. Graham, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Başkan'ın ifadeleri, Başkan Yardımcısı Pence ve Bakan Pompeo’nun çatışmaya son verme yeteneğini zayıflattı” dedi.

Her iki taraftan yetkililer, Başkanın Türkiye’nin askeri operasyonu sürdürmesinin sorumlusu olduğunu belirtti. Bu bağlamda eski bir başkan adayı olan Senatör Mitt Romney, “Yönetimin aldığı karar ve gördüklerimize yol açtığı çok açık. At kaçtıktan sonra ahırın kapısını kapatan bir çiftçiye benziyor” dedi.

Ancak Beyaz Saray sözcüsü Stephanie Grisham, Demokratları Başkan ile mücadele etmek için toplantı düzenlemekle suçladı. Grisham, “Başkan'ın tartışması hesaplı, gerçekçi ve kararlıydı. Pelosi’nin geri çekilmesi şaşırtıcı olsa da sürpriz değil” ifadesini kullandı.

Aynı şekilde toplantıya katılanlar da tartışmaların DEAŞ’ın geri dönüşünü engelleme meselesine kaydığını belirtti. Bu çerçevede Trump’ın, eski Savunma Bakanı Jim Mattis’e “dünyadaki en kayıtsız general” suçlaması yönelttiği aktarıldı.

Erdoğan, Pence ve Pompeo arasındaki Ankara toplantısı sona ererken gözler Ankara’nın Washington’ın taleplerine cevap vermemesi durumunda Türkiye’ye yönelik yaptırımların artırılmasına karar veren Senato'ya çevrildi.

ABD yasasına göre Türkiye’ye ağır yaptırım uygulayacak herhangi bir yasal karar, imzalanmak üzere Başkan'a sunulmadan önce Senato'nun onayına ihtiyaç duyuyor. Meclis, Graham ve Van Hollen’in tasarısını onaylaması halinde kararın Trump tarafından imzalanması gerekiyor. Başkanlık vetosunun engellenmesi içinse 67 oya ihtiyaç var. Senatodaki Cumhuriyetçi parti liderlerinin Beyaz Saray toplantısı sırasında Trump’ın yanında durduğu göz önüne alındığında ise bu durumun gerçekleşmesi sorgulanabilir...

Editörün Seçimi

Multimedya