​İsrail-Ürdün barış anlaşmasının 25 yıllık serüveni

​İsrail-Ürdün barış anlaşmasının 25 yıllık serüveni

Salı, 15 Ekim, 2019 - 12:30
ABD’nin eski Başkanı Bill Clinton, 1994 yılında Beyaz Saray'da İsrail ile Ürdün arasındaki barış anlaşmasının imzalanması sırasında Ürdün Kralı Hüseyin ve İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ile birlikte (Getty Images)
Tel Aviv/Nazir Mecelli
İsrail ile Ürdün arasında diplomatik ilişkiler ve güvenlik koordinasyonu, taraflar arasında imzalanan barış anlaşması gereği 25 yıldır devam ediyor.

Bu anlaşma, 25 Ekim’de 25 yılını doldurmuş olacak. Buna rağmen İsrail ve Ürdün arasında ilişkilerin soğukluğu, çözülmeyen sorunlar, gizlenemeyen öfke ve nefret, çeşitli şekillerde dışa yansıyor. Özellikle Ürdün’ün İsrail ile ilişkilerden duyduğu öfke ve hoşnutsuzluk, çeşitli şekillerde ifade ediliyor. Taraflar arasında son olarak gün yüzüne çıkan sorunlardan biriside, 1994 yılında yapılması kararlaştırılan ‘Ortak Sanayi Bölgesi'ne giden yolun inşaatı ile ilgili. Ancak bu bölge hala ulaşılması zor bir çorak alan olarak duruyor.

Güvenilir siyasi kaynaklardan elde edilen bilgilere göre sanayi bölgesi projesine o zaman barışçıl ve verimli ilişkilere bir model olması için karar verildi. Ortak sanayi bölgesi için güneydeki ‘Selam Kapısı’ köprüsünün bulunduğu yer kararlaştırıldı ve bunun için Ürdün toprağı tahsis edildi. 1994 yılında imzalanan barış anlaşmasına göre İsrail'in Ürdün Nehri'ne bir köprü kurması ve bölgeye küçük bir yol inşa etmesi gerekiyordu. Ancak köprü 25 yıl sonra ancak inşa edilebildi ve geçtiğimiz Şubat ayında açılışı yapıldı. Köprünün açılışına her iki taraftan da bakanlar düzeyinde üst düzey yetkililer katıldı. İsrail, şimdiye kadar yolun inşası için gerekli olan 15 milyon dolar civarındaki bütçeyi ayırmaktan kaçındı.

Yıllarca bu sürece tanıklık eden İsrailli diplomatların söylediklerine göre köprü meselesi, Ürdünlülerin, barış anlaşması konusunda yaşadıkları hayal kırıklığının yanında önemli bir mesele değil. İsrailli diplomatlar, Tel-Aviv yönetimini bu meselenin sonuçlarına karşı uyardı. İsrailli yazar Landau'ya göre barış sürecini engelleyen ve sürecin üzerine sis bulutları çökmesine neden olan birçok sorun olduğunu söyledi.

Bunlardan bir tanesi, İsrail'in Filistinlilerle yürüttüğü barış sürecinden kaçması ve emrivakilerde bulunması. Bu durum iki devletli çözümü engelliyor. Ürdün'le yapılan barış anlaşması, zamanında Filistin meselesiyle ilgili ihtilafı sona erdirecek kapsamlı barış sürecinin bir parçası olması için yapılmıştı. Ancak geldiğimiz noktada Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Ürdün Vadisi ve Ölü Deniz'in kuzeyini İsrail'e ilhak edeceğiz açıklaması bir başka sorun olarak ortaya çıktı.

İsrail’in Mescid-i Aksa’ya saldırılar düzenlemesi ve Yahudilere Mescid-i Aksa’nın avlusunda ibadet edebilmesi için yapılan çağrıların yüksek sesle dillendirilmesi, barış anlaşmasının önünde bir başka engel olarak duruyor. İki ülke arasında 1994 yılında imzalanan anlaşmaya göre Ürdün, Kudüs’teki kutsal yerlerin hamisi pozisyonunda bulunuyor. Bu sebeple Ürdün yönetimi, Kudüs’teki kutsal yerlere yapılan saldırılara karşı çıkıyor.

Üzerinde anlaşmaya varılmış ve hala kağıt üstünde kalan birçok ekonomik proje var. İsrail’in Kızıldeniz ve Ölü Deniz'i birbirine bağlayan İki Deniz Kanalı Projesi bunların başında geliyor.

İsrailli gözlemcilere göre iki ülke arasındaki sorunsuz giden tek anlaşma, güvenlik iş birliği anlaşması. Gözlemciler, Ürdün Kralı Abdullah'ın İsrail Başbakanı Netanyahu ile uzun süredir görüşmediğine dikkat çekiyor. Ürdün yönetimi, Ürdün’de belirli otellerde rezervasyonu bulunmayan İsraillileri ülkeye almıyor. Öte yandan İsrail vatandaşları Ürdün’e ziyaret etmek için ağır vergiler ödemek zorunda kalıyorlar. Ürdün yönetimi tarafından İsrail vatandaşlarına yönelik uygulanan bu politikalar da biz ‘sizi Ürdün’de istemiyoruz’ mesajı olarak algılanıyor.

Editörün Seçimi

Multimedya