Avrupa ülkeleri Suriye dosyasındaki başarısızlıklarını tartışıyor

Avrupa ülkeleri Suriye dosyasındaki başarısızlıklarını tartışıyor

Salı, 15 Ekim, 2019 - 12:00
Suriye’de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait zırhlı araç (AFP-Arşiv)
Paris/Mişel Ebu Necm
Fransız yetkililer, Suriye’nin kuzeydoğusundaki gelişmelerin seyri nedeniyle ‘başarısız’ olduklarını düşünmeye başladı.

Fransız diplomasisinin en üst düzeyde sergilediği dinamizm, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna askeri operasyon başlattığı geçtiğimiz Çarşamba gününden bu yana Kürtler üzerinde oluşan askeri baskıyı hafifletecek hiçbir olumlu sonuç sağlayamadı.

Avrupalı diplomatik kaynaklara göre Suriye sorunuyla ilgili Fransa’nın Avrupa ülkelerinin itici gücü olduğu sonucuna varılırken, diğer Avrupa başkentlerinin artık Suriye dosyasını etkileyebilecek hiçbir karta sahip olmadıkları anlaşıldı.

Fransa da birliklerini geri çekmek zorunda kaldı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki bölgelerde konuşlu bin kadar askerini geri çekme kararının doğrudan sonucu olarak Fransa da SDG ile birlikte hareket eden birliklerini geri çekmek zorunda kaldı. Bu da dün gece Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un başkanlığında gerçekleşen Ulusal Savunma Konseyi toplantısından sonra Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada net bir şekilde görüldü.

Kaynaklar, bu kararın Avrupa Birliği’nin (AB) siyasi ve askeri zayıflığını ve güvenliğini doğrudan etkileyen bir dosyada Fransa ve Avrupa ülkelerinin başarısız olduklarına işaret ettiğini belirtti.

Avrupalıların başarısız olduğu konular

Söz konusu kaynaklara göre Avrupalılar ilk olarak başta Cumhurbaşkanı Macron olmak üzere, ABD Başkanı Trump’ı askerlerini Suriye'nin kuzeydoğusundan çekme planlarını uygulamaktan vazgeçirme konusunda gösterdikleri büyük çabalara rağmen başarısız oldular.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birkaç aydır dile getirdiği askeri operasyonu başlatması için Türkiye’ye yeşil ışık yakılması şeklinde yorumlanan ABD’nin askerlerini geri çekme kararı, operasyonu kaçınılmaz kıldı.

Avrupa ülkeleri Erdoğan’a yenildi

Avrupalıların ikinci başarısızlıkları, operasyonun başlamasından bu yana Avrupa ülkelerinin güvenlik kaygılarını ’anladıklarını’ söyleyerek, operasyonu sonlandırmaya çalışmalarına rağmen Erdoğan’la tutuştukları bilek güreşinde yenilmeleri oldu.

Hiç kuşkusuz Avrupa ülkeleri arasında ortak bir tutum olmaması da üçüncü bir başarısızlıkları olarak görüldü. Bunun en iyi göstergesi de AB ​​dışişleri bakanlarının Lüksemburg’da yaptıkları toplantıda, Ankara’ya silah satışı yasağı konusunda uzlaşıya varmamalarıydı. Ortak bir tutum sergilenememesi, Erdoğan’ın Avrupalıların çağrılarına kulak tıkayabilmesini daha da kolaylaştırdı.

Mülteci korkusu

Öte yandan Erdoğan, daha da ileri giderek, Avrupalıları yüz binlerce Suriyeli mültecinin Avrupa'ya girişi için sınır kapılarını açmakla tehdit etti. Bu durum, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’ya en büyük göç akınının yaşandığı 2015 ve 2016 yıllarında yaşananların tekrarlanmasından korkan Avrupalıları harekete geçirdi.

Avrupalılar, savunma dosyasında Türkiye'ye yönelik ortak bir politika izleme konusunda da hemfikir değiller. Dahası Lüksemburg'daki toplantıya katılan bakanların hiçbiri, Türkiye’ye karşı oldukça etkili bir kart olabilecek olmasına rağmen Ankara’ya ticari ve ekonomik yaptırımlar uygulama olasılığına değinmedi bile.

Askeri operasyonun başladığı gün, AB ülkeleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) acil toplantı çağrısında bulundular. Beş AB ülkesi (Fransa, İngiltere, Almanya, Belçika ve Polonya) BMGK’ya operasyonun derhal durdurulmasını isteyen ortak bir açıklama yapılması önerisi sundu. Ancak ortak açıklama önerisi, ABD ve Rusya tarafından reddedildi. Bu da Fransızlar ve onlarla birlikte hareket eden Avrupalıların en büyük başarısızlığı oldu.

Avrupalıların beşinci başarısızlıkları ise  Suriye dosyasında bir takım roller oynayabilme kabiliyetlerinin ABD aracılığına bağlı olmasıydı. Bu aracılığın yokluğu, onları eli kolu bağlı ve güçsüz kıldı. Şüphesiz Avrupa ülkelerinin, İran'ın etkisini azaltmak ve Rusya’yla başa çıkmak için sırtlarını ABD'ye dayadığı bir sır değil. Bununla birlikte bugün Avrupa ülkelerinin, ABD askerlerinin geri çekilmesi karşısında bir şey yapamayışını, bu ülkelerin siyaset sahnesindeki rolünde ve dolayısıyla Avrupa’nın genel rolündeki bir düşüş izleyecektir.

Bu nedenle Avrupalı kaynaklar, Kürtlerin, Suriye rejimine yönelişini, onları Türkiye’den koruyamamaları karşısında yaşadıkları tam bir başarısızlık olarak görüyorlar. Bu da Avrupa ülkelerinin yıllardır siyasi bir çözüm için sürdürdükleri Suriye rejimiyle normalleşmeyi reddetme politikasına yönelik bir başka başarısızlık anlamına geliyor.

Trump’tan altın tepside sunulmuş bir fırsat

Avrupalıların mevcut duruma ilişkin okumalarına göre Suriye rejimi, geniş coğrafi bölgelerin yanı sıra petrol ve doğalgaz kaynaklarının bulunduğu bölgeleri yeniden kontrol ederek, yeni kazanımlar elde etmeyi önemsiyor. Bu nedenle Kürtlerle uzlaşma konusunda daha isteksiz olacaktır. Söz konusu kaynaklara göre Amerikalılar, Suriye rejimine, ulaşmak için hiçbir çaba göstermediği bir başarıyı elde ederken, Başkan Trump’tan ‘altın tepside sunulmuş bir fırsatı’ kucaklarında buldular.

Yine aynı kaynaklara göre Rusya Devlet Başkanı Putin de Suriye rejimine Trump’tan aşağı kalmayacak bir hediye vererek, Türkiye ile rejim arasında ‘hakemlik’ yaptı. Rusya, bir yandan rejimin müttefikliğini ve koruyuculuğunu üstlenirken, diğer yandan Türkiye’yi Astana süreci ile ‘siyasi çözümün ortağı’ yaptı. Bununla birlikte Rusya, Türkiye’ye silah satışı konusunda ABD’nin rakibi oldu.

Öte yandan belki de yıllardır devam eden Suriye meselesinde elde edilen tek siyasi başarı olan Anayasa Komisyonu, son gelişmelerin kurbanı oldu. Komisyon’un çalışmalarına başlamak üzere önümüzdeki günlerde İsviçre'de bir araya gelmesi bekleniyordu. Ancak bu başarı, Suriye'nin kuzeydoğusundaki operasyonun tozu kalktığında sahneden kaybolmuş olacak.

Editörün Seçimi

Multimedya