​Moskova ve Washington arasındaki Riyad

​Moskova ve Washington arasındaki Riyad

Salı, 15 Ekim, 2019 - 11:15
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
Uluslararası ilişkilerde süregelen değişimler açısından bakıldığında, Suudi Arabistan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ziyaretine verdiği önem birçok şey anlatıyor. Suudi Arabistan’ın Batı ile olan tarihsel ve stratejik ilişkilerinde bir değişimin olduğunu söylemek her ne kadar abartılı bile olsa ortada bir siyasi değişimin olduğu gerçek.

Peki o zaman yeni bir ittifak oluşuyor diyebilir miyiz? Başkentler arasında bölgesel anlaşmalar var mı?

Bölgedeki istikrarsızlık ve ABD’nin bölgeden çekilmesi göz önüne alındığında sorulması gereken bir dizi önemli ve makul soru var.

Suudi Arabistan'ın geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde karar kılmış siyasi eksenlere göre değil bilakis belirli dosyaları merkeze alarak bir dış politika oluşturmaya başladığı dikkat çekiyor. Devlet Başkanı Putin'in ziyareti bir süredir planlamıştı. Putin’in bu ziyareti, İran'la yüzleşme krizinin bir neticesi yahut Astana sonuçları kapsamında gerçekleşmedi. Riyad ve Moskova arasında, petrol piyasasındaki fiyat ve üretim idaresi gibi iki ülkenin ortak kaygılarını temsil eden birtakım meseleler var. Ruslar ve Suudiler birlikte hareket ettikleri takdirde büyük bir etkiye sahipler.

Rusya, Ortadoğu’da aktif bir oyuncu olmaya karar verdi. Suudi-Rus uzlaşıları ise Riyad aleyhinde siyasi bir sapmanın önünü aldı. Bana göre bu, diplomatik bakımdan oldukça zor bir görev. Verdiği meyveleri bugün görüyoruz. Moskova, Washington’ın aldığı her kararın karşısında aksi bir tutum benimsemiş bile olsa Yemen, Sudan, Libya ve Irak gibi konularda onunla uyumlu bir şekilde hareket ediyor.

Peki ya iki ülkenin Suriye konusundaki tutumlarının farklılığına ilişkin ne söylenebilir? Orada var olan gerçeklik kendisini dayatıyor. Nitekim sekil yıl öncesinde de benzer bir durum vardı. Suudi Arabistan buradaki gerçekliği göz ardı eden bir tutum benimsemeyecek. Suriye ile sınırı olan bütün ülkeler, Suudi Arabistan’dan daha fazla ilgililer. Ürdün, Irak ve Türkiye, zemindeki yeni gelişmeler doğrultusunda kendilerini konumlandırıyorlar. Suriye ile en uzun sınıra sahip olan Türkiye bugün geldiği noktaya dek durumu ilerletti ve Ruslarla ve İranlılarla müzakere ederek yeni durumu kabul etti. Türkiye şu an ülkede bulunan üç milyon Suriyeli mülteci, sınırlarına yakın silahlı Kürt grupları ve Suriye petrol bölgeleri açısından durumu mümkün olduğu kadar kontrol etmeye çalışıyor. Suudi Arabistan ise İran'ın Suriye'yi işgal etmesine izin vermeyen Rusları görmekten mutluluk duyuyor.

Peki ya Rusya’nın İran’la olan iyi ilişkileri?

Suudi Arabistan bu ilişkiden yararlanmak istiyor. Zira Tahran, Rusya ve Amerika'yı aynı anda karşısına alamaz. Ruslar her ne kadar Tahran’la iyi bir ilişkiye sahip olsalar da her konuda aynı düşünmüyorlar. Her iki ülke arasında deniz, petrol ve coğrafi bakımdan birtakım anlaşmazlıklar var. Bu anlaşmazlıkları körüklemek istemiyorlar. Ancak Rusya, Suriye ile ilgili olarak İran’la tam olarak aynı fikirde değil. İran medyası ve din adamları birçok kez Rusya’ya saldırdı ve onu İsrail’le iş birliği yapmakla suçladı. Çünkü Ruslar, İran güçlerinin ve milislerinin pozisyonlarına yönelik gerçekleştirilen İsrail saldırıları sırasında radarlarını kapattı. Öte yandan Rusya'nın Yemen’e ilişkin tutumu da büyük ölçüde Suudi Arabistan’ın tutumuyla uyumlu.

Putin, bölgeyle ilgili krizlerle baş etme konusundaki ustalığını gösterdi. Arap ülkeleri arasında ABD’nin en yakın müttefiki kabul edilen Suudi Arabistan'la olan ilişkisinde açık bir tutum benimsedi. Elbette Suudi Arabistan’ın Washington'la olan ilişkileri oldukça güçlü. Fakat kendisini onunla sınırlamıyor.

Putin, Rusya Yatırım Fonu'nun (RDIF) ilk ofisini açmak için Riyad'ı seçtiğinde Suudi başkentinin geçici bir duraktan daha fazlasını ifade ettiği mesajını verdi.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya