Tunus demokrasi sınavında

Tunus demokrasi sınavında

Cumartesi, 12 Ekim, 2019 - 08:15

Tunus bir seçimden diğerine geçiyor. Her birinin arasında da daralan ve genişleyen bir süreç var.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için onlarca, parlamento seçimleri için de binlerce kişi aday oldu. Her iki seçim yarışının içinde yer alan aday listesi, bilinmezliğin çizgilerinin yer aldığı bir çatışma tablosu gibiydi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda karar makamlarını ellerinde tutan, popüler partilerin desteklediği siyaset sahnesinden var olan isimler ardı ardına devrildi. Yaşasın Tunus Partisi’nin lideri ve Başbakan Yusuf el-Şahid daha ilk turda yarışın dışında kaldı. Onunla birlikte eski başbakanlardan Mehdi Cuma ve bazı eski bakanlar da yarışa veda etmek zorunda kaldı. İkinci ve son tura iki isim kaldı. İlk turda Nida Tunus Partisi’nin önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakanı Abdulkerim el-Zubeydi’nin de aralarında olduğu siyasi ağırlığı olan isimler de kaybetti.

Son tura kalan isimlerden birincisi, daha önce hiç siyasi bir pozisyonda görev yapmayan Anayasa Profesörü Kays Said’ti. Üslup, proje, dil, mekan ve konum olarak kısacası her yönden yeniydi. Herkes onu sosyal ve dini değerler, kurallar ile profesör bir babanın bilgeliğinin egemen olduğu vaat edici ve yeni bir geleceğe yönelik gizli isteklerinin temsilcisi olarak gördü. Arkasında onu destekleyen bir parti, renkli seçim kampanyaları ve propaganda alanlarını doldurmasını sağlayacak paraya, televizyon kanallarına ve gazetelere sahip değildi.

Onunla birlikte ikinci tura kalan bir diğer isim, çok farklı hatta karşıt bir sınıf ve kategoriden olan iş insanı ve Tunus’un Kalbi Partisi’nin lideri Nebil el-Karvi’ydi. Kendisi, ülkenin her yerinde hatta dışında geniş bir izleyici kitlesine sahip olan ‘Nesma’ kanalının sahibiydi. Yoksullar Karvi’yi mahallelerine ve köylerine kadar ulaşan, öğrencilere, hastalara ve ihtiyaç sahiplerine yardım eden yardım derneği sayesinde tanıyordu. Tunus içinde ve dışında iş ve finans dünyası ile ilişkileri bulunan Karvi, eski siyasi sistemin adamlarından sayılıyordu. Kendisini diğer adaylardan ayıran bir özellik daha vardı. O da cumhurbaşkanlığı seçimleri kampanyası sırasında vergi kaçakçılığı, kara para aklama vb. suçlamalar ile tutuklanmış olmasıydı.

Parlamento seçimleri ise seçim listelerinin sayısı, aday olan isimler, rakip listelerin sunduğu seçim programları gibi her yönden daha gürültülü geçti. Seçim programları, hem benzer hem de farklıydılar. Hepsi de özendirici ve teşvik edici sloganları paylaşıyorlardı.

Yaklaşık 20 liste, mecliste birer ya da onlarca sandalyeye sahip olmalarını sağlayacak oy oranlarına ulaşmak için yarıştılar. Seçimin nihai sonuçları ise birçok soru işareti ortaya çıkardı . Yeni parlamentoda tek başına hükümeti kurmasına yetecek çoğunluğa sahip bir parti bulunmuyor. Hatta iki partinin koalisyon için anlaşması halinde bile hükümeti kurmalarına imkan yok. En büyük ikilem, parlamentoda en çok sandalye kazanan parti ve listelerin arasında program ve ideolojik arka plan açısından bir uyumun bulunmaması. Parlamentoda 52 sandalye elde ederek birinci olan İslami eğilimli Nahda Partisi, cumhurbaşkanlığı adayı Kays Said’i desteklediğini ve 38 sandalye ile ikinci sırada yer alan Tunus’un Kalbi Partisi’nin lideri Nebil el-Karvi’ye karşı olduğunu açıklamıştı.

217 sandalyeden oluşan Tunus Parlamentosu’nda çoğunluğa sahip olmak, tek başına hükümeti kurmak ve güvenoyu almak için bir partinin 109 sandalyeye sahip olması gerekiyor.

İlk iki sırada yer alan partiler arasında ideolojik görüş ayrılıklarının bulunduğu bir duvar var. Bu duvra rağmen bir anlaşmaya varabileceklerini varsaysak bile hükümeti kurmak için gerekli sayıyı elde edemeyecekler. Nahda Partisi ile Nida Partisi’nin meclis içerisinde yeterli oranı elde ettikleri ve hükümeti kurdukları 2014 seçimlerinin aksine bu kez iki partinin bir koalisyon hükümeti kurmaları mümkün değil.

Parlamentoda 22 sandalye elde ederek seçimlerde üçüncü olan Demokratik Akım Partisi, Nahda ile Tunus’un Kalbi arasında neredeyse imkansız olan anlaşmanın gerçekleşmesi halinde hükümetin kuruluş sürecinde önemli bir rol oynayabilir. Bu parti, daha hükümet seçeneklerini belirlemiş değil. Seçimlerde dördüncü olan ve 21 sandalyeye sahip olan Onur Koalisyonu Partisi de önemli. İdeolojik olarak Nahda’ya yakın olan Onur Koalisyonu, içerisinde bazı selefi isimleri de barındırıyor ve yeni hükümetin kuruluşunda belirleyici olmasa da önemli bir etkisi olabilir.

Tunus Parlamento seçimlerinde bir dizi değişiklik ve paradoks ortaya çıktı.

Bunların ilki; geçtiğimiz seneler boyunca ülkeyi Nahda Partisi ile birlikte yöneten Nida Tunus Partisi’nin her iki seçimde de neredeyse yok sayılacak bir etkiye sahip olması. Baci el-Kaid es-Sibsi’nin hayatını kaybetmesi ile Nida Tunus Partisi de onunla birlikte siyaset sahnesinden ayrılmış gibi. Onunla birlikte Tunus’un siyasi sahnesinde büyük bir role sahip önemli siyasi kişiler de sahadan ayrıldı. Abir Musa’nın liderlik ettiği eski ve yeni bir parti olan Özgür Anayasa Partisi ise 17 sandalye elde etti. Eski devlet başkanı Zeynelabidin bin Ali’nin partisinden geride kalanları temsil eden Abir Musa, Nahda Partisi’ni kastederek, ‘Müslüman Kardeşler’ partisi ile hiçbir şekilde bir ittifakta yer almayacağını deklare etmişti.

Yeni parlamento ve tesis edeceği yeni hükümet, büyük sorumluluklar ve sorunlar ile karşı karşıya kalacak.

Bunların ilki; işsizlik, yüksek fiyatlar, Tunus Dinarı’nın değer kaybetmesi ve hizmet sektöründe karşılıklık gibi çok yönlü krizler yaşayan ekonomik durum. Sorulması gereken soru ise şu; çok parçalı bir mozaiğe benzeyen parlamentodan bu sorunlar ile yüzleşebilecek güçlü bir koalisyon hükümetinin doğma umudu var mı? Parlamento seçimlerinin sonuçlarına göre bu uzak bir olasılık. Ancak yeni cumhurbaşkanının bu farklı taşlardan çok renkli bir tespih ortaya çıkarabileceğine dair zayıf bir umut, ihtimal de yok değil.

Bu son derece kritik bir aşamada yürütmenin lokomotifi olabilir. Bunun gerçekleşmemesi halinde her ne kadar ülkeyi içinde boğulduğu durumdan çıkaracak güçlü bir hükümet konusunda sabırsız olan seçmenlerin hoşuna gitmeyecek olsa da bir kez daha seçim sandığına gitmek kaçınılmaz olacak. Ancak her şeye rağmen Tunus, güvenlik, şeffaflık, yasal verimliliğin egemen olduğu bir süreç ile yeni doğan demokrasi sürecini aşma konusunda bölgede eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza attı. Seçimlerde oy vermeyenler, boş oy atanlar hatta oyları geçersiz sayılanlar dahil herkes seçimini yaptı.

Gerçek demokrasi yeni doğan bir Arap bebeği gibidir. Kuşkusuz her doğum sancılıdır. Tunus ise bu doğumun gerçekleşeceği yerdir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya