​Yeni Mağrip Birliği

​Yeni Mağrip Birliği

Cumartesi, 5 Ekim, 2019 - 10:00

Mağrip Birliği; Moritanya, Fas, Cezayir, Tunus ve Libya’yı kapsayan, farklı malzeme ve ideolojilerden üretilen coğrafi bir topluluktur. Bu oluşum 1987 yılında Fas’ın Marakeş şehrinde çoğu artık bu dünyadan ya da iktidardan ayrılmış liderler tarafından imzalanan bir anlaşma ile kuruldu. Kuruluşunun üzerinden çok zaman geçti. Ondan geri kalanların üzerini ise değişim ve dönüşümler kapladı. Bu birliği oluşturan 5 devleti; coğrafya, din, dil, umuttan oluşan bağlar ve zorluklardan oluşan dalgalar bir araya getirmişti. Üreticiler artık yok ama üretilen hala zayıflık ve bitkinlikten muzdarip bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyor. Birlik ülkelerinin tanık olduğu ve olmaya da devam ettiği geniş ve derin gelişmeler, bir ümit kırıntısından ibaret kalan o geçmişteki rüyayı gerçekleştirecek, hedefleri somutlaştıracak yeni zihinlerle birliğin gücünü yeniden kazanabilmesini sağlayacak mı? Birlik kurulduğunda kendisi için şu sözler yazılmıştı:

Dedemin, anne ve babamın rüyasının

Ölenlerin ve dönemlerin rüyasının

Dalgalandırın bayrağını,

Yükseltin bulutlara kadar

Birliğinin kuruluşunun deklare edilmesinin üzerinden neredeyse 30 yıl geçti ama rüya rüya olarak kaldı ve gerçeklere takıldı. Mağrip Birliği’nin nüfusu yaklaşık 100 milyona ulaşıyor. Yüzölçümü ise 6 milyon kilometre kareden daha fazla ve başkenti Rabat. Kuruluşunun deklare edilmesinin ardından kıtanın tamamı için siyasi ve ekonomik bir motivasyon olacak bu yeni oluşum, Afrika tarafından büyük bir sevinçle karşılanmıştı. Avrupa medyası ise Avrupa ve özellikle de güney bölümüne bitişik kurulan Mağrip Birliği’nin kuruluşunun siyasi etkilerini analiz eden yazılar yayınlamıştı. Mağrip Birliği’nin 5 üyesinin de Akdeniz’in güneyindeki Avrupa ülkeleri ile geniş ekonomik ortaklıkları bulunuyor. Bu ülkeler arasında kültürel ve dilbilimsel uzantıların olmasının yanısıra Fransa, İspanya ve Portekiz’de Mağrip asıllı büyük bir topluluk  var. Ayrıca 5+5 topluluğu ile de birbirlerine bağlılar.

Birlik kapsamında 5 ülkenin liderlerinden oluşan bir başkanlık konseyi, genel sekreterlik, şura meclisi, yargı konseyi, Mağrip Bilim Akademisi, Mağrip Arap Üniversitesi, Arap Mağrip Yatırım ve Dış Ticaret Bankası başta olmak üzere çeşitli kurumlar kuruldu. Birliğin açıklanan hedefleri arasında inanların, mal ve sermayenin özgür bir şekilde üye ülkeler arasında dolaşmasına izin vermek için sınırları açmaktı. Kültür alanında ise hedefleri, eğitimin her düzeyde geliştirilmesini amaçlayan bir işbirliği kurmak, İslam’ın öğretilerinden elde edilen manevi değerleri ve ulusal kimliği korumak. Ancak rüya rüya olarak kaldı ve birliğin hareket mekanizması geriledi hatta birçok alanda durdu.

Soru şu: Bu bölgesel bütünleyici yapıdaki dengesizlik nerede? En başından beri engelleyici faktörler kendisini harekete geçirecek  etkenlerden daha fazlaydı. 5 üye ülkenin de rejimleri büyük ölçüde farklıydı. Resmi adının da belirttiği gibi Moritanya bir İslam cumhuriyeti. On yıllar boyunca ülkenin kaderi olan darbeler yoluyla askerler tarafından yönetildi. Fas ise kökleri yüzlerce yıla uzanan bir hanedan tarafından yönetilen bir krallık. Fransa ve İspanya sömürgeciliğine karşı mücadaleye katıldı ve Endülüs döneminden günümüze tarih boyunca birçok alim yetiştirdi. Avrupa anakarası ile arasında sadece birkaç kilometre bulunan Fas’ın, Batı Avrupa ile bütün alanlarda ilişkileri var. ABD’nin bağımsızlığını tanıyan ilk devlette Fas’tır. Diğer Arap ülkelerin aksine Doğu bloğu ile neredeyse hiç ilişkisi olmadı. Cezayir Cumhuriyeti Büyük Sahra’nın içlerine kadar uzanan geniş bir kıta gibiydi. Çok büyük bir petrol ve doğalgaz zenginliğine sahiptir. Uzun bir süre boyunca neredeyse 1 milyon şehit verdiği  şiddetli savaşlarla direndiği Fransız sömürgeciliği altında yaşadı. Bağımsızlıktan sonra Batı ile ekonomik ilişkilerini korusa da Doğu Bloku ile de güçlü ilişkiler kurdu. Tunus’un ise birlikteki diğer ortaklarından farklıydı. Tunus’ta daha 18. yüzyılın başında bir ulusal devlet kurulmuştu.

Arap dünyasındaki ilk anayasa Fransız sömürgeciliği altındaki Tunus’ta hazırlanmıştı. Fransız yönetimi altında olduğu bu dönemde bile başında ülkenin lideri Bey’in yönettiği devlet kurumlarını koruyabilmişti. Fransa ile imzaladığı Bardo Anlaşması ile de Tunus, Cezayir gibi Fransa tarafından tamamen ilhak edilmeden topraklarında bir manda yönetimi kuruldu. Bağımsızığının ardından devletin başına geçen Habib Burgiba, Tunus’ta kültürel ve sosyal olarak gelişmiş bir sivil devletin temellerini attı.

Libya’nın da özel bir tarihi var. İtalyanlar tarafından işgal edilmeden önce Libya, Kuzey Afrika’da Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı son eyaletti. Faşistler iktidara geldiklerinde ise Libya’yı ilhak ettiklerini deklare ettiler. Bağımsızlığının ardından Birleşik Libya Krallığı kuruldu. Muammer Kaddafi döneminde yeni bir rejim olan cemahiriyyeye dönüştü ve sosyalizmi benimsedi. Doğu Bloku ile özel bir ilişki kurdu ve Arap Birliği’ni sağlamaya çalışmaktan hiç vazgeçmedi. Mağrip Birliği’ni oluşturan ülkelerin de aralarında bulunduğu çok sayıda Arap ülkesi ile arasında anlaşmazlıkları vardı. Bu yeni yapıyı oluşturan taraflar bunlardı. Onları bir araya getiren ise sadece rüyaydı. Fakat bu yeni bedende gerçeklerin oluşturduğu kabartılar hep var oldu ve iyileşmedi.

Tunus bu birliğin başarılı olması konusunda en hevesli ve buna en çok önem veren ülkeydi. Birlik üyeleri arasında anayasasına, (“Tunus Cumhuriyeti, Mağrip Arap Birliği’nin bir parçasıdır. Birliğini sağlamak için çalışır ve somutlaştırmak için gerekli bütün önlemleri alır”) ifadesini ekleyen tek ülkedir. Bugün Fas, anayasal monarşiye dayanan bir rejime dönüştü. Moritanya barışçıl bir devir teslim ile iktidara gelen bir devlet başkanı tarafından yönetiliyor. Cezayir halk hareketinin başlaması ve devlet başkanı Abdulaziz Buteflika’nın istifa etmesinden sonra temel bir dönüşüm yaşıyor. Nitekim Cezayir’de bu yılın sonunda cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacağı açıklandı. Libya topraklarında yaşanan değişimlerin de yakın bir zamanda anayasa ve hukuk temelleri üzerinde yükselen yeni bir devletin doğuşu ile sona ermesini umut ediyoruz.

Mağrip Birliği üyesi bütün ülkelerde yaşanan bu gelişmelerin sonuçları, birliğin bedenine yeni dönemin zorluklarını ve dünyanın yaşadığı dönüşümleri kavrayan yeni bir ruh kazandırarak hayata dönmesini sağlayabilecek mi? Mağrip Birliği; güneyi kalkınma, küreselleşme, terör, birliğin ilk ve temel ortağı olan dev komşu AB gibi gelişmeler tarafından tehdit ediliyor. Bugün artık bir zamanlar birlik ülkelerini yöneten, anlaşmazlıklarını, hassasiyetlerini, rekabetlerini birliğin içine taşıyan liderler değişti. Halkın sesi yükseldi, gençlerin gücü öne çıktı ve kavramlar yani hareketin amacı ve doğası değişti. Zamanlama henüz menziline ulaşmamış devinimsel sonuçlara mahkûm olsa da yeni Mağrip Birliği ufukta görünmeye başladı.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya