Protestolar ve kan… Irak'ta neler oluyor?

Protestolar ve kan… Irak'ta neler oluyor?

Cuma, 4 Ekim, 2019 - 10:45
Bağdat/Şarku'l Avsat
Irak güvenlik güçleri ile protestocular arasında geçtiğimiz Salı gününden bu yana devam eden çatışmalarda, en az 31 kişi hayatını kaybetti.

Irak’ta yaşanan bu olaylar, bir yılı aşkın süredir can kaybı yaşanan ilk protestolar oldu.

Iraklılar neden protesto düzenliyor?

DEAŞ’ın hezimete uğramasından iki yıl sonra sayısı yaklaşık 40 milyonu bulan nüfusun büyük bir kısmı, ülkenin sahip olduğu petrol zenginliğine rağmen kötü koşullarda yaşıyor. Ülkenin senelerdir içinde bulunduğu genel güvenlik durumu normale döndü. Ancak yaşanan olaylarda tahrip olan alt yapı, henüz restore edilmedi. Öte yandan çalışma alanları da azaldı. Gençler, sorumluluğu yolsuzluğa bağlarken, bu yolsuzluğa karışan liderlerin kendilerini temsil etmediklerini söylüyor.

Durumun bu derece kötüleşmesinin nedeni ne?

Onlarca yıl komşu ülkelerle süren savaşlar, Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımları ve mezhepsel iç savaşların ardından DEAŞ’ın 2017 yılında hezimete uğratılması, Irak’ın barış dönemine girdiğinin bir göstergesiydi. Irak, 1970'lerden bu yana ilk kez ticaretini yürütme konusunda uzun süre özgürlük elde etti. Petrol üretimi ise rekor seviyelere ulaştı.

Ancak kullanılamaz hale gelen alt yapı ve savaşın yıkıma uğrattığı şehirlerde yeniden inşa işlemleri başlatılmadı. Ayrıca silahlı gruplar hala sokaklarda. Yolsuzluk Saddam Hüseyin döneminden bu yana devam etti.

Protestoların ilk kıvılcımı nasıl ortaya çıktı? Kim tarafından düzenledi?

Geçtiğimiz haftanın başında sosyal medya platformlarında yapılan çağrılar sonucu artış gösteren protestolar siyasi bir grup tarafından düzenliyor gibi durmuyor. Ortaya çıkan tabloya göre yetkiler, söz konusu katılımın bu kadar büyük kitlelere ulaşmasını beklemiyordu. Halk öfkesine neden olan başlıca iki sebep; kamu hizmetlerindeki ihmalkarlık ve işsizlik.

Hükümet tarafından atılan bazı adımlar, bu öfke silsilesine katkıda bulundu. En son Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı unvanıyla Terörle Mücadele Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Abdulvehhab es-Saidi’nin merkeze çekilme kararı, olayların şiddeti artırdı.

Irak'taki kitlesel protestoların tarihi nedir?

Geçtiğimiz yıl Eylül ayında, ülkenin güneyindeki Basra kentinde yoğunlaşan büyük protestolar meydana geldi. Söz konusu protestolarda yaklaşık 30 kişi hayatını kaybetmişti. O zamandan beri Irak, dağınık protestolara sahne oldu. Ancak bu hafta meydana gelen gösteriler kadar geniş çaplı değildi. Bu,  geçtiğimiz yıl Ekim ayında yönetime geçen Başbakan Adil Abdulmehdi hükümetine karşı gerçekleştirilen ilk büyük protesto oldu.

Protestoların genişleyecek mi? Tehlikeleri neler?

Bu durum, hükümetin ve güvenlik güçlerinin protestoları nasıl ele alacağına bağlı. Hayatını kaybedenlerin sayısının artışı, öfkeyi de artırıyor. Şu ana kadar yaşamını yitiren kişilerin sayısı 31’e yükseldi. Hayatını kaybedenler arasında polis memurları da bulunuyor. Sert bir tepki, protestocuları engelleyebilir. Birçok Iraklı, protestoların arkasında, İran’ın olduğunu düşünüyor. O zamandan bu yana protestolara katılım sınırlı boyuttaydı. Aşiret grupları ve silahlı gruplar gösterilere katıldığı takdirde durum daha da kötüleşecek. Bu hafta ülkenin güneyinde kimliği belirsiz silahlı kişiler ve polis memurları arasında çatışmalar yaşandı.

Hükümet, protestocuların taleplerine yanıt verecek mi?

Hükümet, Iraklılar için iş fırsatlarını iyileştirme taahhüdünde bulundu. Irak Başbakanı, yabancı uyruklu kişileri işten çıkarma vaadinde bulundu. Abdulmehdi, Petrol Bakanlığı ve diğer devlet kurumlarına, işçilerin yüzde 50'sinin Iraklı olması talimatı verdi. Önceki hükümet, geçtiğimiz yıl sağlık, elektrik ve benzeri alanlardaki hizmetleri iyileştirmek için sözler vermişti.

Kaos mezhepsel mi?

Şu ana kadar protestoların mezhepsel bir boyutu olduğu konusunda bir gözlemde bulunulmadı. Bazı mezhepsel gerginlikler devam etse de Iraklıların çoğu, DEAŞ’ın ortaya çıkmasının acı deneyiminden sonra mezhepsel sloganlardan kaçınmaya çalıştı. Başta Bağdat ve çoğunluğunu Şii’lerin oluşturduğu güney şehirleri olmak üzere gerçekleştirilen protestolar, ekonomik ve yaşam koşullarının kötüleşmesi etrafında dönüyor. Ancak etnik ve mezhepsel çevrelerin de müdahalesi söz konusu. Ayrıca öfke, belirli bir mezhebe değil politik bir sınıfa yönelik. Bu protestolar 2012, 2013 yıllarında gerçekleştirilen ve DEAŞ’ın Sünnilerin desteğini kazanmak için kullandığı gösterilerle çelişiyor.

Protestolar, hükümet için ne anlama geliyor?

Hükümet, bu protestoları kontrol altına almakta zorlanabilir. Daha önce gösteriler düzenleyen Şii din adamı Mukteda es-Sadr’ın kitlesini temsil eden parlamenterler de dahil olmak üzere hiçbir siyasi grup ya da parti gösterilere alenen katılmıyor. Protestoların genişlemesi durumunda, hükümetin hangi seçeneklere sahip olduğu bilinmiyor. Şu ana kadar kabine değişiklikleri veya istifaya dair herhangi bir şey rapor edilmedi. Ayrıca Adil Abdulmehdi’yi hükümetin başına getiren siyasi partilerin, Başbakan’ın görevinde kalmaya devam etmesini istemesi muhtemel görünüyor.

Editörün Seçimi

Multimedya