Araplar ve Kürtler

Araplar ve Kürtler

Salı, 1 Ekim, 2019 - 10:45
Halid Kıştini
Iraklı gazeteci - yazar
Doksanlı yıllarda Kuveyt Enformasyon Merkezi’nde düzenlenen bir toplantıda Kuveyt Kızılay Derneği Başkanı Barjas el-Barjas, Kuveyt’in Irak vatandaşlarına sağladığı ve teşekkürü hak eden yardımları anlatmıştı. Kendisine ortak Arap faaliyetleri ve başarısızlıkları ile ilgili birkaç soru yönelttiğimde el-Barjas her sorudan sonra ümitsizlikle elini kaldırıyor ve şöyle mırıldanıyordu: Araplar, Araplar.

Yanımda Kürt bir meslektaşım da vardı. Birbirimize baktık ve gülümsedik. Sonra da bizim neslimizin siyasi fenomeni haline gelen bu trajikomedi hakkında konuştuk. Ona gazetecinin biri Celal Talabani’ye Iraklı Kürtler arasındaki acı çatışmaları ve bölünmeleri hatırlattığında Talabani’nin kendisine: Bunu sizlerden, Araplardan öğrendik yanıtını verdiğini anlattım. Kürt meslektaşım da bana Molla Mustafa Barzani’nin saflarında bulunduğu sırada başından geçen bir olayı anlattı. Molla Barzani liderliğindeki Kürt ayaklanmasının sürdüğü bir dönemde bir Mısırlı gazeteci, Barzani ile röportaj yapmak istemiş. Röportaj sırasında ona en saçma ve basit soruları sormuş. Barzani de nezaketini bozmadan ve sabrının elverdiği kadar bu soruları yanıtlamış. Ancak gazeteci, siz Kürtlerin geçmişte Arap oldukları doğru mu? şeklindeki son sorusunu sorduğunda sabrı tükenmiş. Barzani yardımcısı Mahmud Osman’a dönerek: Bu soruya Arapça yanıt veremeyeceğim. Ben Kürtçe yanıt vereyim sen de çevir demiş. Barzani’nin yanıtını şöyle olmuş: Çok uzun zaman önce Arap olduğumuz ve Arap bölgelerinde yaşadığımız doğru. Ama sonunda sabrımız tükendi. Bu bölgeleri terk ederek dağa çıktık ve kendimize Kürt dedik.

Kürtler dağın çocukları olarak bilinirler. Nitekim Türkiye’de de Kürtlere “dağ Türkleri” denir. El-Cevahiri Yahya onların savaşçılarını ve kahramanlarını şöyle över:

O gururlu dağa selamlar olsun

Onun çocuklarını bizden iyi tanıyan yoktur

Ulusal Demokrat Partisi’nin lideri olan Kamil Chadirji, bu jeo-fiziksel gerçeğe değinerek o dönemde Abdulkerim Kasım hükümetinde görev yapan bir Kürt bakan olan Reşid Arif’e şöyle demiş: Siz Kürtler bir devlet kuramıyorsunuz çünkü dağda yaşıyorsunuz. Dağlarda ise medeniyet ve uygarlık kurulamaz. Elbette Reşid Arif bunu redderek yanlış olduğunu kanıtlamaya çalışmış.

Bu olayın üzerinden birkaç ay geçtikten sonra Kamil Chadirji, Avrupa’ya tatile gitmiş. Bu sırada İsviçre’ye de uğramış. Ve bu zengin ülkenin ne kadar uygar ve medeni olduğunu fark etmiş. Burada gördüğü her şey gözlerini kamaştırmış. Irak’a döndükten sonra Reşid Arif ile karşılaştığında hemen ondan özür dilemiş ve dağlarda yaşayanlar hakkındaki sözlerini geri aldığını söylemiş. Sonra da şunu sormuş: Siz Kürtler neden İsviçrelilerin dağlarına yaptıklarını yapmıyorsunuz? Bunun üzerine Arif kendisine şu yanıtı vermiş: İsviçre medeniyetler ile çevrili bir ülke. Kuzeyinde Almanlar, batısında Fransızlar, doğusunda Avusturyalılar güneyinde ise İtalyanlar var. Medeniyet ve uygarlığı onlardan öğrendi. Biz Kürtlerin çevresinde kim var. Doğuda Acemler, kuzeyde çingeneler, güneyde Araplar, batıda ise bedeviler. Bunlardan mı öğrenecektik.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya