​Avrupa, Araplar ve Afrika’nın Chirac’ının ölümü

​Avrupa, Araplar ve Afrika’nın Chirac’ının ölümü

Cumartesi, 28 Eylül, 2019 - 09:00
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Merhum Yaser Arafat’ın adlandırmasıyla doktor ve bilge Chirac, aramızdan ayrıldı. Arafat, istişare için onunla sürekli iletişim halindeydi. Chirac, Kudüs ziyaretinde kendisine eşlik eden İsrail polisini azarlamış ve Filistinlilerle konuşmasını engellemeye çalıştıkları için onlara çıkışmıştı.

Irak savaşında Amerika’ya ‘Hayır’ diyen adam Chirac, Dışişleri Bakanı üzerinden şu ifadeleri dile getirmişti: “Eski bir devletten ve yaşlı bir kıtadan size sesleniyorum: Irak’a yönelik savaşa hayır.” Birkaç girişimle Afrika kıtasının borçlarını hafifletmeye çalışması, Chirac’ı Afrika’nın da dostu kıldı.

Siyasi, toplumsal ve hatta kültürel açılardan sıra dışı bir Fransız şahsiyetiydi. Öyle ya entelektüel ve şair bir başkandı; çağının adamlarının aksine kültür, onun gençliğinde ilgi alanlarının başında geliyordu. Eşinin de dediği gibi o, Playboy dergilerinin arkasında şiir ve edebiyat kitapları saklarken, akranları bunun tam tersini yapardı. Karısı da onun gibi sıra dışı olup, onun hayatında ve Fransa siyasetinde iz bıraktı. Bununla birlikte suçlandığı ve yaşının büyüklüğü nedeniyle durdurulmakla birlikte iki sene hapse mahkûm edildiği ‘kurmaca görevler’ davasında Chirac’ın suçlanmasına da sebep olmuştu. Ancak bu dava Cumhurbaşkanı’nın arkasındaki halk desteğini yine de etkilemedi.

Ölümü ile Eyfel Kulesi’nin ışıklarını söndürüp Fransa Cumhuriyeti’nin bayraklarını yarıya indiren Chirac, Arap dostuydu. O kadar ki, kimileri onu ‘Arapların Chirac’ı’ diye tarif ederdi. 2003 yılında Bush’un Irak’a yönelik savaşına karşı çıktı. Onun samimiyeti, güvenlik karmaşasında ve onun ardından bölgede yaşanan bir felakette kanıtlandı. Chirac, de Gaulle’dan sonra, Amerikalıların karşısına dikilen tek Fransa Cumhurbaşkanıydı. Hatta birçok kez ABD’nin desteklediği kararlara karşı veto hakkını kullanmakla tehdit etmişti.

Nazi savaşını kabul edip bundan ötürü özür dileyen tek cumhurbaşkanıdır ayrıca. Chirac’ın şahsiyeti, cumhurbaşkanı kişiliği ile saygınlığı, alçakgönüllülüğü ve insanlara olan yakınlığı arasında bir denge hali sunuyordu. Nitekim kendisi ile iletişime geçen veya görüşmek için toplanan kişilerin çoğunun da tarif ettiği gibi o, halk desteğini buldozer gibi süpüren bir kişiliğe sahipti.

Oyları ile kendisine 18 yılı aşkın bir süre milletvekili veren seçim bölgesinin sakinleri başta olmak üzere halk ile beraberken halk adamı olurdu. Büyüğü ve küçüğü ile onlarla konuşmaya, iletişim kurmaya ve onları dinlemeye çok hevesli idi. Bunlar, Fransa’nın bugünkü siyasetçilerinde bulunması zor özelliklerdir. Marie Antoinette’in kibirli döneminden Sarkozy’nin kendini beğenmiş zamanına kadar geçen zamanda da bu meziyetlere rastlamak kolay değil. Nicolas Sarkozy, Chirac’ın kendisinden daha üstün olduğunu tekrar edip durmakla birlikte, kendisinden üstün olan hocasını karalamaktan da geri durmamıştır.

Chirac’ın ölümü, dost ve düşmanları onun övgüsünde bir araya getirdi. Ölümü ile o artık Fransa tarihinin bir parçası. Fransızlar, büyük bir Avrupalı devlet adamını kaybettiler. Oğul Hariri, Lübnan’ın ve haksızlığa uğramış babası Refik Hariri’nin dostu olan en büyük kardeşini kaybetmekten duyduğu üzüntüyü ifade ederken Chirac için ‘Fransa’nın en iyi adamı’ nitelemesini kullandı.

Dünya çapında pek çok siyasetçi, Jacques Chirac’ı tarif derken övgü ifadeleri dile getirdi. O bir aziz değildi. Aksine siyasette bir tilki idi ve dosyası, ithamdan ve hatta yolsuzluk suçlamasından hâli olmadı. Bununla beraber, bugün herkesin milyarlarla yağmaladığı Libya gibi ‘Arap Güzü’ ülkelerindeki milyarlık yolsuzluğa kıyasla, resmî görevlerin maaşları milyon euroyu aşmazdı.

Bazılarının ‘Arap Chirac’ı’ olarak nitelediği Chirac, Cezayir’i çocukluğunda ‘Fransız’ görürdü. Cezayir’in ‘Fransızlığı’ inancını doğrulamak için de Fransız sömürgesinde gönüllü iş arayışındaydı. Bu daha sonra ‘Arap olmaya hevesli’ olarak tarif edilen kişiliğinin eleştirilmesine sebep oldu. Bunun yanı sıra ‘İsrail’in güvenliğini vurgulamaktan da geri durmadı. Buna rağmen cumhurbaşkanlığı dönemindeki tutumları, genel olarak Araplara ve Afrika’ya karşı olmadığı gibi İsrail’e karşı da değildi. Zira Chirac, odaklar siyasetine uymadan denge politikası yürütmeye çalışıyordu.

O, siyaset dünyasında sıra dışı bir karakter. Sıfırdan başlayıp ‘kendi kendini yetiştirmiş’ bir siyasetçi. Chirac, aileden gelen bir siyasi mirasın varisi değildi. Şahsiyetinde ve davranışlarında büyüklüğün yanı sıra alçakgönüllülük ve hoşgörü de taşıdı.

Fransa siyasetinin buldozeri, sosyalist eğilimli, siyaset tilkisi ve mütevazı politikacı Jacques Chirac, dünyadan göçüp gitti. Ölümü ile herkesi aynı safta birleştirebildi. Onun ölümünden duyduğu üzüntüsü ve olaylarla dolu kişisel tarihine dair övgüsü ile sağ ve sol, tüm Fransızlar bir araya geldi.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya