Irak anlayışındaki çivi

Irak anlayışındaki çivi

Çarşamba, 25 Eylül, 2019 - 08:00
Halid Kıştini
Iraklı gazeteci - yazar
Çivi... Bu küçük araç ilginç bir şekilde Irak tarihinde ve mirasında önemli roller oynadı. Sümer medeniyetinin doğuş aşamasında harf ve fonetik kelimelere ilk şeklini vermeye olanak sağladı. Çivi, kil tabletler üzerinde farklı şekil ve yönlerde hareket eder. En sonunda ses verilir. Çivi yazısı binlerce yıl önce insanın öğrendiği ilk yazım yöntemlerindendir.

Çivi, Iraklıların konuşmalarında da önemli rol oynadı. Onları başlarına gelen musibeti, ‘ayağıma bir çivi battı’ şeklinde ifade ederken bulabiliriz. Irak’ta çivi üzerine bina edilmiş bir baba ve kötü oğlu hakkında anlatılan bir halk hikayesi vardır. Yahudi yazar İbn Rafidin Selman Dubai, bu hikayeye ‘İşte bir hikaye, buyurun dinleyin’ isimli kitabında yer verdi.

Zamanın birinde bir adamın kavgacı bir oğlu varmış. Çevresindeki herkese kötü davranmayı alışkanlık haline getirmiş, yaptıklarıyla herkesi bezdirmiş. Oğlunu caydırmak için tahta bir levhadan başka çözüm bulamamış.

Baba, oğlunun yaptığı her kötülük için tahtaya bir çivi çakmış. Tahtada boş yer kalmayınca oğlunu çağırıp üzeri çivi dolu tahtayı göstererek, “Artık nereye çivi çakacağımı bilmiyorum” demiş. Oğul, tahtayı görünce dehşete düşmüş ve davranışlarını değiştirme kararı almış.

İnsan davranışlarının boyutlarını, karşısında somut bir şekilde gördüğünde fark eder. 

Çocuk, babasına “Babacım sana söz veriyorum. Bundan sonra davranışlarımı düzelteceğim. Bu çivileri ne yapmalıyım?” diye sormuş. Baba, “Yaptığın her iyilik için bu levhadan bir çivi sökeceğim” yanıtını vermiş. Çocuk iyi işler yaptıkça baba levhadan bir çivi sökmüş. Bu durum son çivi sökülene kadar devam etmiş.

Baba oğlunu yanına çağırarak şunları söylemiş:

“Bak oğlum, levhanın üzerinde tek bir çivi bile kalmadı. Ancak iyi bak. Dikkat edersen tahta artık o ilk günkü tahta değil. Her ne kadar hatalarını telafi etmişsen de gördüğün gibi izleri duruyor.”

Benzeri bir bilge hikayelerinden biri de Nasreddin Hoca’nın çivisi ile ilgilidir. Nasreddin Hoca’nın iflas edip evini satmak zorunda kaldığından bahsedilir. Hoca alıcıya evi gezdirirken üst katta, koca bir direk üstüne çakılmış iri ve kalın bir temel çivisini göstererek:

“Evi satarım ama bu çiviyi asla satmam. Buradan sökülmeyecek. Ara sıra haricen kullanacağım” demiş.

Fakat eline para geçmesinin ardından pişman olan Hoca, evi geri almayı kafasına koymuş. Yağmur ve fırtınanın yaşandığı her gece sattığı evine giderek, çivinin güvende olup olmadığını kontrol etmiş.

Bu hikayenin günümüz politikasını yansıtan yönleri var. Mısır'ın boşaltılması müzakereleri sırasında İngilizler, Süveyş’teki askeri üssünü korumayı şart koşmuştu. Mısır basını bu üssün bir çivi olacağını ve İngilizlere güvenliği konusundaki endişeleri bahanesiyle Süveyş'e geri dönme hakkı vereceğini öngörmüştü. Böylece Arap dünyası bu ve benzeri siyasi durumlarda Nasreddin Hoca ve çivi hikayesini anlatır oldu...

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya