​Libya’da seçimlerden önce güvenliği sağlamak

​Libya’da seçimlerden önce güvenliği sağlamak

Salı, 24 Eylül, 2019 - 12:45
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Başkent Trablus’taki milislerin varlığının gölgesinde Libya’da hilesiz ve tarafsız seçimlerin düzenlenmesi imkansız. Çünkü tarafsız ve hilesiz, özgür seçimlerin en önemli şartı; seçmen ve adaylara hareket özgürlüğü tanıyan, seçmenlerin baskı ve tehditlere maruz kalmadan oylarını kullanmasına izin veren ve fırsat eşitliği ilkesinin uygulanmasını sağlayacak güvenliktir. Başkent milisler tarafından rehin alınmışken bunu gerçekleştirmek zor olduğu için Libya Ulusal Ordusu, başkenti milislerin elinden kurtarmak için harekete geçti. Libya Ulusal Ordusu ayrıca sivil bir devleti desteklediğini hatta seçimleri ve demokratik süreci korumaya hazır olduğunu, ordunun siyasi ve seçim sürecinde tarafsızlığını koruyarak siyasi sürece müdahaleden uzak duracağını da açıkladı.

DEAŞ’ı Libya Yüksek Seçim Kurulu’na saldırı düzenlemeye teşvik eden siyasal İslamcı grupların neden olduğu büyük zorlukların gölgesinde seçim düzenlemek zor. Bu saldırının arkasında yatan neden ise; söz konusu grupların sınırları aşan projelerinin başarısız olması, ve ulusal olmayan, coğrafya ve ulusal sınırları hiçe sayan bir proje olduğunun kanıtlanması ve bir önceki seçimlerde yapmış oldukları gibi hileye başvursalar da halk desteğine sahip olmadıkları için seçimleri kazanma şanslarının çok zayıf oduğunu anlamış olmalarıdır. Her ne kadar BM Özel Temsilcisi; güvenlik şartının sağlanması, ifade ve oy verme özgürlüğüne saygı gösterilmesi ve bütün tarafların seçimlerin sonuçlarını kabul etmesi –ki bunların hiçbiri 2014 seçimlerinde gerçekleşmemişti- gerektiğini vurgulasa da siyasal İslam grupları, dürüstlüğüne uluslararası toplumun bile tanıklık ettiği seçimlerin sonuçlarını reddetti. Çünkü bu gruplar yalnızca kendileri kazandıklarında seçim sonuçlarını kabul ederler. Kaybettiklerinde ise seçim sonuçlarını reddederek Libya Şafağı (Fecr-i Libya) operasyonunda olduğu gibi savaş ilan ederler. O zaman da seçim sonuçlarını kabul etmek istemeyen siyasal İslam gruplarına bağlı milis güçleri başkenti esir almış ve paralel bir hükümet kurmuşlardı.

Uluslararası camia ise buna sessiz kalmıştı. Hatta demokratik sürece karşı çıkan ve seçim sonuçlarını reddeden, başkent ve havalimanını uçakları ile yakıp yıkan darbecilerden hesap sormak yerine Katar’ın açık müdahalesi ile BM, darbecileri Suheyrat’ta imzalanan siyasi anlaşmaya dahil etmiş ve görev süresi sona eren Ulusal Genel Kongre’nin kendisini Ulusal Mutabakat adı altında yeniden üretmesini sağlamıştı.

Seçimleri düzenlemeden önce istikrarı sağlamak, seçim sahasın kim olursa olsun herkesle ittifak yapmaya hazır, coğrafya ve ulusal sınırları kabul etmeyen Müslüman Kardeşler benzeri uluslararası örgüt ve gruplardan temizlemek gerekiyor.

Seçimler, Libya krizinin ve tüm paralel oluşumları ortadan kaldırmanın en iyi çözümü olmayı sürdürüyor. Ancak bir şartla o da güvenli bir ortamda düzenlenmesi. Aksi takdirde seçimler, eksik ve şaibeli olacaktır. Bunun yanında Yüksek Seçim Kurulu da meclisin Trablus’ta milislerin kontrolü ve tehdidi altında olduğu ve çalışanlarının kaçırılma ve öldürülme gibi tehlikelere maruz kaldıkları gerekçesiyle Bingazi’ye taşınması kararına uymayı kabul etmedi. Ancak bunlar gibi yenilenen hatta üretilen birçok engele rağmen seçimler, elbette başkentin milis güçlerden temizlenmesi ve uygun ortamın sağlanması şartıyla Libya krizi için en uygun çözüm olmayı sürdürüyor. Bu seçimleri engellemek isteyenler de yalnızca yönetimi devretmeyi reddeden ve yargılanmaktan korkanlardır.

Libya Ulusal Ordusu’nun koruması ve uluslararası gözetmenlerin varlığında yeni seçimlerin yapılması düşüncesi; Libya siyasi sahnesinde birikmiş, sahneyi terk etmeyi reddeden, Katar ve çeşitli alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin çıkarları arkasına saklanan diğer ülkelerden elde ettikleri küresel ve bölgesel destek ile kaosu yaymayı sürdüren siyasi çöpleri temizlemenin tek çözümü olabilir.

Gelecekte düzenlenecek herhangi bir seçime katılmak, sivil haklara sahip her Libya vatandaşı gibi doğal olarak eski rejimin destekçilerinin de hakkıdır. Ancak bu hak, yaşanan bütün zorluk ve trajedilere rağmen Libya’da gerçekleşen değişimin boyutunu anlamış olmalarına da bağlıdır. Geçmiş geçmişte kaldı.

Eylül devrimi sona erdi, Şubat devrimi ise başarısız oldu. Merhum Kral'ın ne çocukları ne de mirasçısı var. Dolayısıyla Libya için en iyisi vatandaşlık haklarına saygılı bir anayasaya sahip sivil bir devlettir.

Sonuç olarak; Libya’da özellikle başkentte güvenliği sağlamadan önce seçimlerden söz etmek bir serabın peşinde koşmak gibidir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya