BMGK, Saudi Aramco'ya yapılan saldırı karşısında kınamanın haricinde ne yapabilir?

BMGK, Saudi Aramco'ya yapılan saldırı karşısında kınamanın haricinde ne yapabilir?

Cuma, 20 Eylül, 2019 - 13:45
(AFP)
İstanbul/Şarku’l Avsat
İnci Mecdi

ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Kelly Craft, BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Yemen konulu bu haftaki oturumunda, ABD’nin, Saudi Aramco şirketine ait Abkayk (Abqaiq) ve Hurays (Khurais) petrol tesislerini hedef alan saldırıyı kınadığını söyledi.

Saldırıları, ‘çok endişe verici’ olarak nitelendiren Craft, bunun ‘küresel enerji kaynaklarına doğrudan saldırı’ olduğunu vurguladı.

Saudi Aramco’ya ait dünyanın en büyük petrol rafinerisi Abkayk ile ülkenin ikinci büyük petrol sahası Hurays’ı hedef alan saldırı, yalnızca Suudi Arabistan’ın egemenliğine yönelik değil, aynı zamanda küresel enerji kaynaklarının güvenliğine yönelik bir saldırı olarak görüldü.

BMGK oturumunda, 14 Eylül’de gerçekleşen saldırıyla ilgili kınama açıklamaları gelse de, saldırı geniş biçimde tartışılmadı.

Bu olay karşısında harekete geçilmesi için gözler 193 üye ülke heyetinin katılımıyla New York’ta başlayan BM 74. Genel Kurulu’na çevrildi.

BMGK’nın tutumu

Medyada yer alan haberlere göre üst düzey bir ABD’li yetkili, BMGK’dan, ABD’nin yaptığı saldırılar nedeniyle İran’a yanıt verilmesini istedi.

AFP’de yer alan haberde, isminin açıklanmasını istemeyen ABD’li yetkili, “BMGK’nın bu konuda rol oynayabileceğini düşünüyoruz” ifadesini kullanarak, BMGK’nın uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehditlerle mücadele etmek üzere kurulduğuna dikkat çekti.

Yetkili, saldırının bu kapsama girdiğini söyleyerek, BMGK’dan ne tür bir hamle beklendiğini belirtmedi.

ABD, saldırıda hedef alınan bölgeye yakınlıkları nedeniyle İran’ı kendi topraklarından veya Irak üzerinde saldırıyı düzenlemekle suçladı. İran ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.

Tahran destekli Husi grubu, Suudi Arabistan ile aralarındaki 4 yıldır süren çatışmayı gerekçe göstererek, saldırının sorumluluğunu üstlendi.

Independent Arabia’ya demeç veren Mısır’ın BM Daimi Temsilcisi Muhammed İdris, “Körfez'deki mesele BMGK’da çeşitli boyutlarda ele alındı. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin geri çekilmesinden bu yana durmuş olan nükleer anlaşma boyutunun yanı sıra her tarafın belli bir çıkarı ve vizyonu var. Bir bütün olarak Körfez bölgesi ve Yemen’de istikrar boyutunun yanı sıra ABD tarafının yanıtıyla ilgili başka bir boyut var” dedi.

Uluslararası topluluğun saldırıyı kınadığını hatırlatan İdris, “Elbette, kanıtlar ve olayın koşullarını belgelemek için zorlayan taraflar var. Ancak buna cevap verme noktasına gelince her üyenin farklı vizyonu olacak. Böylesi büyük ve karmaşık durumlar karşısında bu olağandır. Dolayısıyla konseyde görüşme olmaz ve hemen bir prosedür üzerinde fikir birliğine varılır” yorumunda bulundu.

Saudi Aramco’ya ait iki petrol tesisinin hedef alındığı saldırıların kökeni ve koşullarını araştırmak üzere ABD de dahil olmak üzere birçok uluslararası aktör çaba yürütüyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Husi milislerin iddia ettiği gibi saldırının Yemen'den kaynaklanmadığını belirten soruşturmaya katılması için BM ve uluslararası uzmanların davet edileceğini açıklamıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da, Veliaht Prens ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, soruşturmaya katılmak üzere Suudi Arabistan’a uzman göndereceğini ifade etmişti.

Yaptırımlar için fikir birliği gerekli

Mısır’ın BM Daimi Temsilcisi Muhammed İdris, “İran’ın saldırıya katılımının kanıtlanması halinde, İran’a yaptırım uygulanması mümkün ancak bu konseyin daimi olan ve olmayan üyelerinin anlaşmasına bağlı. Bununla birlikte, Ortadoğu ve Filistin davası dahil birçok durumda olduğu gibi bir daimi üyenin veto hakkı kullanması da mümkün” diyerek, veto hakkı bulunan Rusya ve Çin’e işaret etti.

İdris, Fransa ve İngiltere’nin İran’ı korumasının muhtemel olduğunun da altını çizdi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hua Chunying, saldırının ardından yaptığı açıklamada, ilgili taraflara bölgesel tansiyonu artıracak hareketlerden kaçınma çağrısında bulunarak, kesin bir soruşturma yapılmadan saldırı için birini suçlamanın sorumsuzca olacağını vurgulamıştı.

Chunying, “Çin’in konumu, çatışmayı genişletme veya tırmandırma adımlarına karşı çıkmaktır” diye konuşmuştu.

Benzer şekilde Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi  Vassily Nebenzia da, saldırıdan kimin sorumlu olduğu konusunda, “Sonuçlara hemen atlamayalım. Elimizde net bir tablo yok” uyarısında bulunmuştu.

Küresel enerji topluluğu için bir test

Washington Enstitüsü'nden Michael Knights'a göre bu büyüklükte bir saldırı, çok ciddi diplomatik ve askeri sonuçlar doğurabilir.

Knights, istihbarat servislerinin büyük bir kısmının, dünyanın en önemli enerji sahasının doğrudan İran veya ajanları tarafından gelişmiş silahlarla vurulduğu sonucuna varması halinde, bu sonuç sadece Riyad ve Washington’u değil, Suudi petrolüne bağlı Çin de dahil tüm küresel enerji topluluğuna karşı bir tehdit oluşturacağını söyledi.

Michael Knights’a göre İranlı güvenlik yetkilileri, ABD ve Suudi Arabistan’ın kararlılığını test etmeyi sürdürmeye karar vermiş olabilir.

Knights, 12 Mayıs’ta Fuceyra limanında 4 gemiye sabotaj düzenlenmesi, 14 Mayıs’ta Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı ham petrol boru hattının hedef alınması, 14 Haziran’da Hürmüz Boğazı’nda iki petrol tankerine saldırılması ve 20 Haziran’da Hürmüz Boğazı üzerinde ABD'ye ait bir insansız hava aracının (İHA) düşürülmesi gibi İran rejiminin eylemlerine gerçek bir misilleme ile yanıt verilmediğinin altını çizdi.

Suudi Arabistan’ın Rusya ve Çin’e etkisi

İran, ABD ve Avrupa’yı, bu tür saldırıları azaltma ve son zamanlarda hızlanan nükleer faaliyetlerin durdurulması karşılığında kendisine yönelik yaptırımların hafifletilmesine zorlamaya çalışabilir.

Eğer bu şekildeyse, İran Aramco olayının bütün dengeleri değiştirmek yerine etkisini güçlendireceğini düşünüyor olabilir.

Michael Knights, caydırıcı güç olan askeri müdahale seçeneğinin dışlanmaması gerektiğini söyleyerek, Suudi Arabistan’ın, BMGK’dan acil oturum talep etmek için Rusya ve Çin’le olan etkisini kullanması gerektiğini ve resmi makam tarafından desteklenen diplomatik suçlamaya ihtiyacı olduğunu aktardı.

ABD’li uzman, Suudi Arabistan’ın, söz konusu toplantıda yalnızca İran'ın davranışını kınayan bir karar çıkmasını değil, Tahran'a uygulanan yaptırımların uygulanmasına ilişkin uluslararası tedbirleri güçlendirilmesini sağlaması gerektiğine dikkat çekti.

Knights değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı;

“Bu önlemler, İran rejiminin silah kaçakçılığı ve füze geliştirme programlarını hedeflemeli ve BMGK’nın 2231 tarihli kararı 2021 tarihinde sona erdiğinde İran silah satışlarını yasaklayan bir takip mekanizması içermelidir. ABD, ayrıca Körfez'deki enerji ve deniz güvenliğinin yanı sıra nükleer anlaşmayı genişletmeye odaklı çalışma grupları oluşturma konusunda Avrupa’nın direktifleri önündeki alanı daha büyütebilir.”

Editörün Seçimi

Multimedya