İngiltere Başbakanı, Kraliçe'ye yalan söylediğini reddediyor

İngiltere Başbakanı, Kraliçe'ye yalan söylediğini reddediyor

Cuma, 13 Eylül, 2019 - 14:00
İngiltere Parlamentosu önündeki bir aktivist Johnson’un, Kraliçe’ye yalan söylemekle suçlanmasının ardından yalan söylemek yerine gerçeklere öncülük etmesin pankartı taşırken (EPA)
Londra/Şarku’l Avsat
İngiltere’de geçtiğimiz Temmuz ayında iktidardaki Muhafazakâr Parti’nin başına geçerek Başbakanlık koltuğuna oturan Boris Johnson, 31 Ekim 2016’da gerçekleşen Avrupa Birliği‘nden (AB) çıkış (Brexit) referandum sonucunu uygulama sözü verdi. Ancak işler deneyimli politikacının istediği gibi gitmedi. Göreve geldiği günden bu yana istediği sonuçları elde edemeyen Johnson’un, anlaşmasız Brexit’i engelleyecek herhangi bir müzakereyi durdurmak için Kraliçe II. Elizabeth’e parlamentonun askıya alınması konusunda yalan söylediği ortaya çıktı.

Johnson, Kraliçe’ye yalan söylediği suçlamalarını reddederken, İskoçya Yüksek Mahkemesi önceki gün Başbakanın parlamentoyu askıya alma kararının geçersiz olduğuna duyurdu. Milletvekillerinin çalışmasını engellemeyi hedefleyen bu girişim sonucu muhalifler, Johnson'un bu konuda Kraliçe'ye yalan söylediğini ifade etti. Başbakan dün akşam yaptığı açıklamada, iddiaların “kesinlikle gerçeği yansıtmadığını” söyledi.

Johnson’un aldığı bir diğer yenilgi ise, anlaşmasız Brexit durumunda, İngiltere’de oluşacak durumu ortaya çıkaran önemli bir belgeyi yayınlamak zorunda kalmasıydı. Belgede, İngiltere’nin AB’den anlaşma yapmadan çıkması halinde ilaç ve yiyecek sıkıntısı yaşanabileceği belirtiliyor. Bunun sebebi ise limanlarda oluşması muhtemel lojistik sıkıntı. Belgede yüksek elektrik fiyatları olasılığının yanı sıra ilaç ve gıda arzı üzerindeki etkiler konusunda uyarı bulunuyor. Belgede, anlaşmasız çıkış halinde toplumun ayaklanma riski taşıdığı ve İngiltere genelinde yapılacak gösterilerde çok sayıda polis kaynağını tüketebileceği yer alıyor. Bu da toplumsal gerilimin ve kaosun artabileceği anlamı taşıyor.

İngiliz hükümeti, "Sarı Çinte Operasyonu" adlı belge ile anlaşmasız Brexit senaryosunu açıkladı. Bu belge, İngiltere’nin 31 Ekim’de anlaşmasız bir şekilde AB’den çıkması durumunda şirketler ve tüketiciler için meydana gelecek senaryoları ana hatları ile ortaya koyuyor.

İşçi Partisi milletvekillerinden Hilary Benn konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bunların hükümetin politikası sebebi ile gerçekleşmesi şaşırtıcı” diyerek, genelde bu tür şeylerin ülkeyi etkisi altına alan doğal felaket durumlarında olduğun belirtti.

Sınırdan gelen kamyonların bir iki günlük gecikme yaşayabileceğinin aktarıldığı belgede, trafiğin yüzde 40 ila 60 oranında azalabileceği yer alıyor. Ayrıca, İngiliz turistlerin daha katı aramalar ile karşılaşabileceği ve bu durumun AB havaalanları, limanlar ve sınır geçişlerinde uzun kuyruk oluşturabileceği belirtiliyor.

İşçi Partisi’nin Brexit Sözcüsü Keir Starmer, “Bu belgeler anlaşma yapılmadan AB’den çıkma ihtimalinin altını çiziyor, bu İşçi Partisi’nin engellemek için çok çalıştığı bir şey. Hükümetin açık uyarıları görmezden gelmesi ve halkın bu delilleri görmesinin engellenmeye çalışılması sorumsuzluktur” ifadelerini kullanarak “Başbakan Boris Johnson, İngilizlere, anlaşmasız Brexit’in sonuçları konusunda dürüst olmadığını itiraf etmeli” dedi. Bir hükümet kaynağı ise AFP’ye verdiği röportajda, bu mesele bitinceye kadar hiçbir şeyin değişmeyeceğini söyledi.

Belgede, İngiltere’nin İrlanda sınırın kontrolünü kaldırma projesinin muhtemelen sürdürülebilir olmayacağı belirtilirken, ekonomi, hukuk, güvenlik düzeyinde önemli riskler olduğu aktarıldı.

Sarı Çinte Operasyonu isimli belgede, İspanya sınırında gümrük kontrolünün uygulanması sebebi ile Cebelitarık’ın İngiltere’den daha fazla etkilenebileceğine işaret edildi.

Öte yandan hükümet belgeyi güncellediğini duyurdu. Brexit'ten sorumlu İngiliz Bakan Michael Gove, bu belgenin “en kötü durumlarda ne olabileceğini anlattığını” söyledi. İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallac, BBC’ye verdiği röportajda, bu varsayımları yumuşatmak ve birçok şey yapmak için çok para harcadıklarını söyleyerek, anlaşmasız çıkışa hazırlık amacı ile günlük toplantılar yapıldığını ifade etti.

Johnson’un yaklaşmakta olan Parlamento ve AB savaşları

Boris Johnson, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, 31 Ekim 2016’da gerçekleşen ve Avrupa Brexit referandum sonucunu uygulama sözü verdi. Ancak Johnson, Avam Kamarası’nda çoğunluğa sahip değil. Başbakanın talebi üzerine İngiltere Parlamentosu 14 Ekim'e kadar askıya alındı. Atılan bu adım siyasi arenada birçok öfkeye yol açarken, birçok yasal zorunluluğu da beraberinde getirdi. Sarı Çinte Operasyonu isimli belgenin yayınlanmasının ardından muhalif milletvekillerin toplantı talebine rağmen Parlamento kapalı kalacak. Geçtiğimiz Çarşamba günü Başbakanın kararını "demokratik kurallara aykırı" bulan İskoçya Yüksek Mahkemesi'ni temel alan muhalif parlamenterler kararı "hukuk dışı ve demokrasi karşıtı" olarak nitelendirdi. Hükümet ise hızlı bir şekilde karara itiraz etti. Yüksek Mahkemenin önümüzdeki Salı günü bir karar vermesi bekleniyor. Belfast’ta bir mahkemenin, anlaşma olmadan çıkışın gerçekleşmesi halinde 1998 yılında imzalanan Kuzey İrlanda Barış Anlaşması şartlarının ihlal edildiği yönünde yeni bir karar alması bekleniyor.

Avam Kamarası geçtiğimiz Salı günü aldığı kararla, anlaşmasız Brexit’i önlemek istedi. Bu plana göre Başbakan’ın 17 Ekim’de AB ile müzakere ederek, Brexit’in ertelenmesini talep edecek. Böylece Boris Johnson’da Thereresa May gibi parlamentonun defalarca reddettiği çıkış anlaşması şartlarını görüşecek. Ancak Avrupalı liderler Johnson’u, kabul edilebilir alternatifler sunmamakla suçluyor. Avrupa Danışmanı David Frost, AB'nin Brexit müzakerecisi Michel Barnier ile görüşmeler yapmak için Brüksel’de. Başbakan, önceki gün yaptığı açıklamada, görüşmelerde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirterek, atmosferin iyi olduğunu söyledi.

Editörün Seçimi

Multimedya