Analistlerin vardığı sonuç: Ticaret savaşını ne ABD kazanacak ne de Çin

Analistlerin vardığı sonuç: Ticaret savaşını ne ABD kazanacak ne de Çin

Pazartesi, 9 Eylül, 2019 - 08:30
ABD Başkanı Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping haziran ayında Japonya'da yapılan G20 Liderler Zirvesi'nde bir araya gelmişti (Reuters)
Londra/Şarku’l Avsat
Time dergisinin yer verdiği yeni bir araştırma, ABD-Çin hattında tırmanışa geçen ticaret savaşını taraflardan hiçbirinin kazanamayacağını işaret ediyor.

ABD’de Donald Trump yönetimi, Çin'den ithal ayakkabı, akıllı saat ve televizyon dahil 125 milyar dolar (yaklaşık 715 milyar TL) değerindeki çeşitli ürünlerden 1 Eylül itibarıyla yüzde 15 ek gümrük vergisi almaya başlamış, Çin de bu karara misilleme olarak ham petrol, soya fasulyesi ve otomobil parçaları dahil bin 717 Amerikan ürününe yüzde 5 ila 10 arasında değişen yeni gümrük vergileri getirmişti.

Çin’den gelen ürünlere ABD’nin uyguladığı vergi ortalama olarak hesaplandığında, Trump’ın göreve gelmesinden bu yana yüzde 3,1’den yüzde 21,2’ye kadar yükseldi.

Piyasalarda hasara yol açan ticaret dövüşü, küresel çapta resesyon korkusu yaratarak bir yılı aşkın süredir borsaları sarsıyor ve tedarik zincirini altüst ediyor. Trump’ın 23 Ağustos’ta Twitter’da paylaştığı “Çin’e ihtiyacımız yok ve açıkçası onlarsız daha iyi olur” tweet’ine bakılacak olursa bu anlaşmazlığa çözüm bulunacağına dair ufukta bir emare de görünmüyor.

Çin Avrupa Uluslararası İşletme Okulu (CEIBS) ve Hong Kong Üniversitesi’nden ekonomistlerse Trump’la aynı fikirde değil.

Independent Türkçe'de yer alan habere göre, detaylı hesaplamalara yer veren ve Time dergisinden Charlie Campbell tarafından aktarılan yeni bir analiz, ABD’nin ürünlere duyduğu büyük iştahı tatmin edecek üretim kapasitesine yalnızca Çin’in sahip olmasının, Amerikalı tüketicilerin Çin’den ürün almaya devam etmek zorunda kalacağı ya da ABD’li perakendecilerin bu savaşın çilesini çekeceği anlamına geliyor.

Birinin diğerinin yerini doldurması "imkansız"

Ticaret satrancının diğer yakasında oturan Çin’in önünde de parlak bir hamle seçeneği bulunmuyor. Amerikalıların ürün talebinin tek başına dünyanın geriye kalanının toplamını bile geride bırakması, Çin’in öngörülebilir bir gelecekte ya da başka herhangi bir zamanda Amerikalı müşterilerinin boşluğunu diğer ülkelerden alıcılarla dolduramayacağını gösteriyor.

CEIBS Dekan Yardımcısı Profesör Bala Ramasamy, “(ABD-Çin ticareti) açısından taraflar arasındaki ilişkide birinin yokluğunun başka bir ülkeyle doldurulması, kısa ve orta vadede imkansız. Uzun vadede de muhtemelen öyle olacaktır. Onlarınki, çok büyük ve doyumsuz bir pazarla, sorunsuz işleyen bir üretim makinesi arasında yaşanan bir ilişki” dedi.

Ramasamy, “Araştırmamızdan elde ettiğimiz bulgular son zamanlarda artan gerimi ve söylemleri yatıştırmak için bir dayanak sunuyor” diye ekledi.

Örneğin geçen yıl Çin’den ABD’ye yapılan toplam ihracatın yüzde 13’ü, 70 milyar doları bulan cep telefonu alımında gerçekleşmişti. ABD ihraç ettiği ve değeri 10 milyar doları bulan tüm cep telefonlarını iç tüketim için tutsa ve 30 milyar dolar değerinde kısmını ikinci sıradaki ihracatçı Vietnam’dan temin etmiş olsa bile bu çabalar ABD pazarını tatmin etmeye yetmiyor.

Aynı şekilde Pekin de ABD’ye yapacağı ihracatın yerini, Hollanda, Birleşik Krallık, Almanya, Hindistan, İsveç ve Fransa’nın tüm telefon ihtiyaçlarını sadece Çin’den karşılamaları halinde doldurabilecek. Bu tablo, sayısını vermesi güç diğer tüketim ürünleri için de geçerli görünüyor. 

Editörün Seçimi

Multimedya