Endonezya: Terörle mücadele ulusal güvenliğin önceliklerindendir

Endonezya: Terörle mücadele ulusal güvenliğin önceliklerindendir

Cumartesi, 7 Eylül, 2019 - 09:15
2002 yılında gerçekleştirilen patlamaların ardından Bali’de güvenlik seferberliği (Şarku’l Avsat)
Washington/Catherine Ractashel-Christoph Chuck
Radikal örgütlerin 2002 yılında düzenlediği bombalama eylemlerinin ardından terörle mücadelede yeni bir strateji geliştirmek Endonezya'nın “ulusal güvenlik öncelikleri” arasında yer aldı.

Peki, Endonezya son yirmi yılda terörle mücadelede hangi önlemleri aldı? Alınan önlemler başarılı oldu mu?

2002 Bali bombalamalarının ve 18 yıl boyunca radikal örgütler tarafından gerçekleştirilen saldırıların ardından Endonezya hükümeti tarafından alınan terörle mücadele önlemleri, “Ceza Adaleti Modeli”nde açıkla görülebilir. Endonezya hükümeti bu model kapsamında terörle mücadelede benzersiz bir strateji izlemiştir. Terörizmle mücadele mevcut yasal çerçevede yürütülüyor. 2009 Cakarta bombalamalarından sonra kurulan Ulusal Terörle Mücadele Ajansı’nın ardından ilk kez polis, ordu ve istihbarat teşkilatları güçlerini birleştirdi. Böylece terörle mücadele daha koordineli bir yapı oluşturuldu ve ulusal bir strateji benimsendi. Bununla birlikte 2002-2005 Bali saldırıları sonrasında kurulan ve polis teşkilatına bağlı olan terörle mücadele birimi, büyük ölçüde şüpheli teröristlerin kovuşturulmasından sorumluydu. Ordu ise Ulusal Terörle Mücadele Ajansı çerçevesinde sadece terörizmi önlemeye odaklanmıştı. Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo'nun 2017 yılından beri ordunun daha güçlü bir rol oynaması yönündeki çağrılarının ardından terörizmle mücadeledeki askeri müdahaleyi azaltmak için yapılan çağrılar daha da şiddetlendi.

Tinombala Operasyon Birimi

Endonezya’daki insan hakları örgütleri, terörle mücadele yasaların değiştirilmesinin ardından silahlı kuvveler tarafından gücün kötüye kullanılmasının önlenmesi amacıyla, Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo'nun mevcut ceza adaleti modelini desteklemesi gerektiği konusunda ısrar etmeye devam etti. Ancak Mayıs 2018 tarihinde radikal İslamcıların Surabaya'da gerçekleştirdiği bombalamaların ardından orduya daha büyük bir rol verilmesi yönünde karar alındı. Ordunun rolünün arttığının kilit örneklerinden biri, 2016 yılında ordu ile polis arasında ortak bir birim olarak kurulan Tinombala Operasyon Birimi’dir ve birim şu anda Poso şehrinde faaliyet gösteriyor. Poso kentinde faaliyet gösteren terörist bir grup olan Doğu Endonezya Mücahidleri tehdidine karşı oluşturulan birim, ortak ordu-polis işbirliğinin nispeten başarılı bir örneği olarak görünse de, bu durumun yerel halk üzerinde büyük bir etkisi oldu ve ordunun hegemonyasını meşrulaştırdı. Öte yandan Doğu Endonezya Mücahidleri’nin yeni üyeler almaya devam ettiği gerekçesiyle bu operasyon biriminde genişlemeye gidildi. Bu girişim kısmen etkili bir işbirliğinin bulunduğunu gösterse de, güvenlik güçleri arasındaki rekabet ve yeterlilik konusunda belirsizliğe yol açtı. Ayrıca terörle mücadelenin sınırları, ceza adaleti modelinde görünebilir.

Her ne kadar terör operasyonları yürüttüğünden şüphelenilen kimselere karşı alınan tedbirlerde başarılı olunsa da, bir süre sonra oluşturulan birimin üyeleri insan hakları ihlali gerçekleştirmekle suçlandılar. Bu durum şüpheli teröristleri ve destekçilerini daha da radikalleştirebilir. Çünkü söz konusu kişiler bu tür eylemlerin, devletin hukukun üstünlüğünü temsil etmediğini gösterdiğini düşünüyorlar. Tinombala Operasyon Birimi, bunun en iyi örneklerinden biridir. Birim, direnç göstermeyen hedeflere ateş açmakla suçlanıyor.

Bununla birlikte “terörle mücadele kapsamında alınan savunma tedbirleri”, trafiğin kontrolü ve binaların dışındaki ve potansiyel olarak hedef alınabilecek önemli yerlerdeki güvenlik önlemlerinin arttırılması gibi daha sıkı önlemlerin alınmasını içeriyor. 2009’da Cakarta’da geçekleştirilen otel bombalamalarının ardından bu önlemlerin bazıları uygulamaya konulsa da, bu yaklaşım son zamanlarda Endonezya bazı kesimler tarafından eleştiri aldı.

DEAŞ’la mücadele

Terörle mücadele girişimlerini formüle edilmesinden sorumlu yetkililer, DEAŞ’ın ortaya çıkmasının ardından alınan güvenlik önlemlerinin Mayıs 2018'den önce yürürlükte olan terörle mücadele yasalarına aykırı olduklarının tespit edilmesinin ardından duydukları üzüntüyü dile getirdi.

Cakarta Emniyet Müdürü Bedrettin Haiti, “Endonezya yasalarında DEAŞ’ı açıkça yasaklayan herhangi bir hüküm yok. Dolayısıyla bazı bireylerin veya grupların DEAŞ gibi bir terör örgütünü desteklemeleri durumunda, bu kişilerin tutuklanmasını haklı çıkarmak için başka bir suçlamada bulunmamız gerekir. Eğer net bir suçlama bulamazsak, bu kişileri serbest bırakmak zorunda kalacağız” ifadelerini kullandı. Bundan dolayı terörle mücadele birimleri, terörle mücadele yasalarında yapılacak reformların bu sorunu çözeceğini düşünüyor. Geçen yıl çıkarılan yasalara göre DEAŞ’a katılmak üzere Endonezya’dan ayrılan ve sonrasında ülkeye geri dönen kimseleri suçlamak mümkün.

Terörle mücadele kapsamında alınan önleyici tedbirler, ülkedeki istihbarat teşkilatlarının faaliyetleri de dâhil olmak üzere karmaşık ve çeşitli yaklaşımlar içeriyor.

Editörün Seçimi

Multimedya