80 yıl… Küresel patlama

80 yıl… Küresel patlama

Cumartesi, 7 Eylül, 2019 - 09:00

Nazizm, büyük bir küresel patlamaydı ve dünyayı imha eden bir yangındı. Nazizm, varlığı oluşturan büyük patlamanın tersiydi.

Sömürgecilik, modern Avrupa medeniyetinin en büyük kusuruydu. Dünya, komünizm gibi bu sömürgecilikten bir gün kurtulacak. Fakat Nazizm, başka bir şeydi. O, insanlığın en önemli başarısı olan özgürlüğü yok edecek büyük küresel bir giyotindi. Avrupa, kilise zulmüne karşı zafer kazandı. Öyle ki kilise zulmü, aklın hapsedildiği, düşüncenin etkisinin iptal edildiği ve hurafeliğin ipleriyle özgürlüğün boğulduğu demir duvarlar inşa etti. Karanlık, akılları kör eden ve elleri bağlayan demir bir örtüye dönüştü. Uzun savaşların ve uğraşların ardından Avrupa, kendisine üstün geldi. Akıl, düşünceye ve özgürlüğe ışığını yaymaya başladı. Bilim, icat ve gelişme arttı. Felsefe, insanları önceden dünyanın şahit olmadığı bir hayat kurmaya sevk eden efsanevi bir yakıt haline geldi. İlaç, hastalıkları yendi. İletişim ve ulaşım, mesafelere üstün geldi. Diktatörlükler ve mutlak otorite parçalandı. Kutsal kralların ve katil imparatorların vücut bulduğu yeryüzünde karanlık yok oldu.

Birinci Dünya Savaşı, küresel ateş çanını çaldı. Fakat bu savaşın amacı, toprak, kaynak ve güç sahibi olmaktı. Birinci Dünya Savaşı, sınırlı bir patlamaydı. İdeoloji, ana unsurlardan değildi. Irkçılık, kan gölünde yüzmedi.  Ancak İkinci Dünya Savaşı olarak adlandırılan ikinci küresel patlama, insanlığa, bedenlere ve beyinlere karşı yürütülen bir savaştı. İkinci Dünya Savaşı, büyük bir imha projesiydi. Demokrasiye karşı Nazizim ve daha sonra Sovyetler Birliği’ndeki komünizm. Hitlerin orduları, ağır ve hafif silahlarla ve hızlı hareketlerle peş peşe zaferler kazandığı zaman dehşet verici bir korku ortaya çıktı. Öyle ki yeryüzünde daha önce böyle bir korku olmamıştı. Naziler, gözaltı, işkence ve toplu katliam kamplarının yanı sıra insanları yakmak için gaz odaları inşa edip darağaçları kurdu.

Irkçılık, arî ırkın üstünlüğüyle vahşet saçtı. Bu vahşeti ise imha edici tanklar ve zalim uçaklar taşıdı.  Çılgın subaylar ve askerler, insanları ve akılları yok etti. Nazizm, geçmiş çağların yok ettiği Roma İmparatorluğu’nu yeniden kurma hayaliyle dolu faşist İtalya ve diğer halkları küçük gören ve kanlarını mubah sayan ırkçılığın sarhoş ettiği Japonya’yla ittifak yaptı.

Böylece mutlak otoriteye karşı cesur ve uzun bir mücadelenin ardından gerçekleşen özgürlük projesinin sonunu ve insanlığın korkunç yıkılışını haber veren küresel kan zili çaldı. Japonya’nın büyüklük çılgınlığının yanı sıra Nazi Almanya’sının ve faşist İtalya’nın toplarının takip ettiği av, özgürlüktü. Küresel ateşe taraf olan diğer ideolojik unsur, komünist Sovyetler Birliği’dir. Öyle ki Hitler, Nazi Hareketi’ni kurduğundan beri Sovyetler Birliği’ni baş düşman olarak gördü. Almanya; Polonya ve Fransa işgalinin ardından Sovyetler Birliği’ni işgal etti. Moskova, kendisini Fransa ve İngiltere’nin yer aldığı ve daha sonra ABD’nin de katıldığı müttefikler safında buldu.

Sovyetler Birliği ve Almanya, “Molotov-Ribbentrop Paktı” olarak bilinen saldırmazlık anlaşmasını imzaladı. Fakat anlaşmaların maddeleri, Nazi hırsını bir gün olsun teskin etmedi. Hitler, sadece toprak, demir ve petrolün yanı sıra değersiz yaratıklar olarak düşündüğü kimselerin baş ve bedenlerini istemiyordu. Aksine Hitlerin asıl hedefi, özgürlükle ilişkisi olan her şeyi kökten yok etmekti. Sovyetler Birliği, özgürlüğü reddetmenin Alman ve Sovyet tarafını birbirine çeken bir ip olabileceğini düşündü. Ancak Hitlerin emelleri, bütün iplerden ve anlaşmalardan daha büyük ve daha uzundu. Özgürlük ipine tutunan kimsenin zihni açılır, düşünceleri aydınlanır ve zayıflığı güce dönüşür. Özgürlük karşıtı kimse ise, zihnini kapatır, düşüncelerini gizler ve gücü zayıflar.

İngiltere, bazı savaşları kaybeden generalleri ya da Başbakan Winston Churchill’e itiraz eden politikacıları idam etmedi. Churchill, Londra’ya yönelik saldırıların ve İngiliz gemilerinin batırıldığı bir ortamda Avam ve Lortlar Kamarası’nı dinlemeye devam etti. Öte yandan Alman merkezli Gestapo, Mareşal Romel’e iki seçenek sundu: Ya vatana ihanet suçuyla yargılanıp idam edilirsin. Ya da sana verilen zehir kapsülünü içer, sessizce ölürsün ve Führer’in gönderdiği çelenkler eşliğinde senin için büyük bir cenaze töreni düzenlenir. Çeşitli savaşları komuta eden ve en yüksek askeri madalyaları kazanan vatansever ve kahraman Romel, Hitler’in savaş planlarına karşı gelerek hata yaptı. Bundan dolayı Romel, Hitler’e suikast yapmak için komplo kuranlarla işbirliği yapmakla suçlandı.

Partideki yoldaşlarının kanıyla, sivillerin ve Sibirya’ya sürgün edilenlerin cesetleriyle yazdığı bir diktatörlük yöntemi icat eden Stalin, hezimet tufanının ardından yardımcılarını ve askeri komutanlarını daha fazla dinlemek zorunda kaldı. İstihbarat servisi, baştan beri kendisine Hitlerin, Sovyetler Birliği’ni işgal etmeye karar verdiğini bildirmesine rağmen Stalin, bunu reddetti ve Hitler’le yapılan anlaşmaya güvendi. Nazi orduları, Moskova’ya doğru hareket edince diktatör, generallerini dinledi ve askeri komutayı Mareşal Jukov’a teslim etti. Öyle ki Jukov, Sovyet ordusunu Berlin’deki imparatorluk karargâhına kadar komuta etti. Küresel savaş, sadece güç savaşı değil, aynı zamanda akıl ve özgürlük savaşıydı.

Kanlı küresel savaşın üzerinden geçen 80 yılın ardından bu savaşın çanları, zihinlerde ve vicdanlarda halen çalıyor. Kan nehirleri kurusa da bilinen-bilinmeyen toplu mezarları zaman yok etse de kan nehirleri ve toplu mezarlar, özgürlüğün egemen olduğu bir dünya için insanlığa ışık üreten zihinlerde kalmaya devam edecek. Ki zihinler, insanı yaratılışında ve davranışında vahşete üstün gelen bir varlığa dönüştürmektedir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya