Boşalan bir koltuk ve kalbimizden hiç silinmeyecek bir varlık

Boşalan bir koltuk ve kalbimizden hiç silinmeyecek bir varlık

Perşembe, 5 Eylül, 2019 - 07:30
Gassan Şerbil
Şarku'l Avsat Genel Yayın Yönetmeni
Ölüm son kez kapımızı çalmadan önce, sanki bizleri kaybetmeye alıştırmak ister gibi birkaç kez yoklar. Günleri satır satır günlerimize karışmış birini seçtiğinde ise suçunun sınırlarını aşar. Bu suçlu ziyaretçi, ziyaret ettiği kişiyi cümlesini tamamlamaktan, bir görüşmeyi gerçekleştirmekten, biri ile tokalaşmaktan mahrum eder. Editörlük ve toplantı salonunda boş bir sandalyeye, arkadaşlık günlüklerine, gazeteciliğin mürekkeb zamanından tweetler zamanına geçtiği ile ilgili açık bir diyaloğa bekçilik etmesi için arkasında acıyı bırakır.

Semir el-Saadavi dün ömür defterini kapatıp bu dünyadan göçtü. Hastalık ona, çok sevdiği ve onun da kendisini çok sevdiği gazetemizin ve profesyonelliği, büyüklüğü ve cömertliği ile kendisini çok seven meslektaşlarının kendisi için düzenleyeceği veda toplantısına bile katılmasına izin vermemişti. Birkaç gün önce beni telefon ile arayarak hemen ayrılmak zorunda kaldığı için özür dilermiş gibi benden Şarkul Avsat çatısı altında birlikte çalıştığı meslektaşlarına sevgi dolu mesajlarını iletmemi istemişti.

Semir el-Saadavi, gazetemizin editör mutfağının önemli dayanaklarından biriydi. Şarkul Avsat gazetesinin her zaman yüksek güvenirlikli, doğru ve atılgan olması için çalışan bu küçük gruba hızlı bir şekilde dahil olmuştu. Uzman birinin sabrı ile basıma gitmeden önce sayfalara son dokunuşlarda bulunurdu. Her profesyonel gibi sayfaların en doğru, iyi ve güzel şekilde olmasını isterdi. Arap ve küresel konulardaki deneyimi ve bütün çeşitleri ile politik olmayan materyallere ilişkin görüşleri kendisine bu konuda yardımcı olurdu.

Semir, gazeteciliği bir iş ve meslekten önce bir aşk hikayesi olarak gören nesildendi. Bu yüzden her zaman çalışmaya ya da olaylar birbirini takip edip konular çoğaldığında tatilinden bile vazgeçip işine dönmeye hazırdı. Bütün çalışma grubunun başarısını sağlamak adına meslektaşlık sınırları içerisinde düşünce ve eleştirilerini dile getiren gazeteci arkadaşlarını severdi.

Muhatabının canını sıkmamak için hüzünlerini akıllı gülümsemesinin arkasına gizlerdi. Hüzünlü olması için birçok nedeni vardı ve bunlar sürekli artıyordu. Başta ülkesi Lübnan olmak üzere sevdiği birçok gemi batmıştı. Bu güzel mücevherin maceracı ya da soytarılara teslim edilmesinden büyük bir üzüntü duyuyor ve çocuklarını bu kişilere emanet etmek istemiyordu. Bu nedenle birkaç hafta önce ailesi de Londra’da kendisine katılmıştı. Tek hayali çocuklarının, bağnazcılık ve bölünmüşlük ortamından uzakta büyüyüp üniversiteye gittiklerini görmekti. Kendisi aynı zamanda Libya kökenliydi. Dolayısıyla Lübnan’ın yanı sıra bu ülkede yaşananlar da onun üzüntüsünün kaynaklarından biriydi. Ne zaman oradaki kanlı bulmacalar karmaşıklaşıp kendisini kavramakta zorlansak ona başvururduk.

Günleri senin günlerine karışan herkes adına koltuğunun boşaldığı haberini reddediyor ve Şarkul Avsat’ın her zaman en önde, doğru, atılgan ve gösterişli olması isteğin ile kalbimizdeki varlığını koruyacağını vurguluyoruz.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya