Lübnan'da Devlet sendelerken Bizans tarzı tartışma

Lübnan'da Devlet sendelerken Bizans tarzı tartışma

Çarşamba, 4 Eylül, 2019 - 12:45
Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
Maruni Hristiyan Özgür Yurtsever Hareketi (ÖYH) lideri ya da kısaca Avn Hareketi’nin lideri Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ı savunma noktasında Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in tutumunu çok nadir desteklemişimdir.

Fakat ülke, 20’inci yüzyılın başındaki Birinci Dünya Savaşı’nda değil de şu an Hizbullah, İran ve İsrail’in pençesindeyken açıkçası Avn ve Cibran’ın Türklere karşı üzerinden neredeyse bir asır geçmiş bir tartışmayla ilgili bu kadar şiddetli gürlemesine şaşırdım.

Burada düşman, şehrin surlarına tırmanırken “Melekler, erkek mi yoksa dişi mi?” tartışmasına dalmış Bizanslı papazların hikâyesini hatırladım.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, dün (Salı), Türkiye’nin Beyrut Büyükelçisi Hakan Çakıl’ı çağırarak, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın Osmanlı devletine yönelik ifadelerine ilişkin Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamayı resmi bir şekilde protesto ettiğini açıkladı. Evet, 1922 yılında Osmanlı devletinin varlığı resmen sona erdi. Aslında Osmanlı devleti, bu tarihten önce yok oldu.

Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’ın kuruluşunun 100’üncü yıldönümü vesilesiyle Lübnanlılara Twitter üzerinden bir açıklama yaptı. Avn, yaptığı açıklamada “Osmanlı boyunduruğundan kurtulmaya yönelik tüm girişimler; şiddet, öldürme ve etnik fitneleri körüklemekle sonuçlandı. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlıların Lübnanlılara uyguladığı devlet terörü; kıtlık, zorunlu askerlik ve zorla çalıştırma dâhil yüz binlerce insanın hayatına mal oldu” dedi.

"Sultan" Erdoğan’ın diplomatik konulardaki adamı Bakan Mevlüt Çavuşoğlu liderliğindeki Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından konuya ilişkin sert bir açıklama yayınlandı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, yayınladığı açıklamada “Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın Osmanlı dönemine ilişkin temelsiz ve önyargılı atıflarını ve Osmanlı İmparatorluğu’nu Lübnan’da devlet terörü uygulamış olmakla itham etmesini en şiddetli biçimde kınıyor ve külliyen reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasındaki “Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasına sahip olmaktan gurur duymaktadır” ifadesi ise dikkat çekiciydi. Aynı şekilde Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Avn’ın ifadelerini “hezeyan”, “tarihi çarpıtmak” ve “sömürge hayranlığı” olarak tanımladı.

Cibran Basil ve Mevlüt Çavuşoğlu arasındaki söz dalaşı tatsız ve zevksiz.

Fakat bu çekişme, Kemalist Türk Cumhuriyeti’nin mirasını değiştiren mevcut Türk yetkililerin amaçlarını ve Osmanlı otoritesinin ve şanının hayallerine daldıklarını gözler önüne seriyor.

Ayrıca bu sözlü ve diplomatik çekişme, Lübnan yönetiminin de kırılganlığını gün yüzüne çıkartıyor.

Çünkü bugün Lübnan için en büyük tehlike; Kaslik (Haçlı) hükümdarlarının tarihi Lübnan Mutasarrıflığı ile ilgili klasik Büyük Lübnan oluşumu hikâyelerinin sayfasını çevirmekte yatmamakta.

Aksine düşmanların hem Lübnan’ın dışından hem de Lübnan’ın içinden ülkenin surlarına tırmanmasıyla birlikte bugün Lübnan için tehlike ayan beyan ortadadır. Asıl mesele, budur. Meleklerin cinsiyetini belirlemek değildir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya