'Yaşam kalitesi' kavramı üzerine bir analiz

'Yaşam kalitesi' kavramı üzerine bir analiz

Salı, 3 Eylül, 2019 - 12:00
Kalbe ve akla giren bu güzel terim, yaşam kalitesi, Mayıs 2018’de Vizyon 2030 kapsamında gündeme geldi.

Ev, okul, iş, sağlık, ulaşım ve eğlence gibi alanlarda yüksek standartlara göre yaşam sürmek, yeryüzündeki her insanın dileğidir. Bu standartların kaliteli olması, öncelikle maddi olarak bu standartların külfetli olması demektir. İkinci olarak kaliteli standartlar, sosyal ve kültürel kavramlarda değişikliği zorunlu kılmaktadır.

Doğrusu iki yıl önce bu terimin gündeme getirilmesini anlamamıştım. Bu terim aslında teorik olarak bir kavramdır. Ancak bunu gerçekleştirmek uzak bir temenni gibidir. Fakat bu temenniler yakın hale geldi ve birçoğu da gerçek oldu. Kısacası insanlar himaye, özgürlük ve ekmek parası kanunlarıyla desteklenen olgun bir sistem içerisinde yaşıyor.

Bununla ilgili birçok örnek var. En önemlisi de Eğlence Kurumu’dur. Bugün Eğlence Kurumu’nun tür ve çeşitlilik yönünden en iyi hizmet kuruluşu olduğunu düşünüyorum. Sanatsal ve kültürel etkinliklerle işten ve yükümlülüklerden uzak bir şekilde zamanınızın tadını çıkartmak, kaliteli yaşamın kapsamına girmektedir. Eğlence Kurumu, yaz mevsiminde binlerce insanı kendine çeken, farklı bölgelerde çeşitli müzik, sanat ve kültür programlarıyla bunu gerçekleştirdi. Suudiler, Eğlence Kurumu’nun aydınlatması sayesinde bilmedikleri yerleri keşfetti. Suudi Arabistan’da cazibe bölgelerinin çoğu yatırım yapılması gereken, el değmemiş yerlerdir.

Yaz mevsiminin bitmesiyle birlikte yaklaşık 6 milyon öğrenci, sınıflara dönmeye başladı. Belki de yıllardır biriken kusurlardan ve yüklerden dolayı eğitimi farklı bir tarafla kıyaslamak adil değildir. Fakat eğitim politikasında üzerinde durulması gereken sıra dışı bir dönüşüme şahit oluyoruz. İlk defa köklerin revize edilmesine ya da yok edilmesine dikkat çekiliyor. Daha çok eğitim sisteminin temelden değil de üstten revize edilmesine yoğunluk verildi. Aslında bu yanlış değildir. Ancak bu, üniversite eğitimine yönelen büyük çabaların küçük sonuçlarına yol açan bütüncül bir çalışma da değildir. Bu meselenin öneminden dolayı Riyad Emiri Prens Faysal bin Bender’in birkaç gün önce okullarda ana sınıflarının açılışına katılımı çok önemli ve çok geç kalınmış bir adımdır. Çocuk, eğitim kariyerine ana sınıfında başlayarak iletişim, buluş ve katılım becerilerinin yanı sıra hem kendisiyle hem de diğerleriyle etkileşim becerilerini erken yaşta öğrenecek. Ayrıca sınıf dışı etkinliklere de katılma fırsatı yakalayacak.

Ben, bu tür etkinliklerin ana sınıfından üniversiteye kadar öğrenci üzerinde büyük bir öneme ve etkiye sahip olduğuna inanıyorum. Çünkü bu etkinlikler, öğrencinin karakterini inşa ediyor, yeteneklerini ortaya çıkartıyor ve geliştiriyor. Bu etkinlikler, toplum ve kurumlarıyla etkileşim halinde olan liderlik ve yöneticilik karakterini inşa ediyor. Eğitim Bakanlığı, ana sınıflarına katılım oranının yüzde 95 olması için 2030 yılının gelmesini çok arzuluyor. Bunun gerçekleşmesi halinde bu durum sadece bakanlığın girişimlerine değil, aynı zamanda küçük çocukların eğitimi noktasında toplumsal bilinçte de büyük bir dönüşüm olduğuna işaret edecektir.

Eğitimle ilgili birçok sevindirici haber var. Bunlardan biri de ilkokul birinci sınıf erkek öğrencilerini eğitme görevinin erkek öğretmenlere değil de kadın öğretmenlere verilmesidir. Bu, 40 yıl önce alınmış bir karardır. Bugün bu karar halen annesine bağlı olan çocuğun tüm psikolojik ve yetişme faktörlerini kapsayacak şekilde uygulanıyor.

Diğer güzel haber ise en önemli meselelerden olan eğitim binalarıyla ilgili sorunun çözümüdür. Maalesef sekteye uğrayan birçok proje var. Sadece Riyad’da yaklaşık 10 yıldan fazla süredir 80’den fazla proje sekteye uğradı. Fakat bu konu, “Bina Geliştirme Şirketi” vasıtasıyla Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’na devredilerek kökten halledildi. Öyle ki şirket, sekteye uğrayan Tuveyk Eğitim Kompleksi projesine başlayarak açılışını yaptı.

Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı olumlu değişikliklerden biri de tarihle ilgili yanlış bilgileri ve öğrencinin bilmesi gereken ulusal tarihi olayları düzeltmesidir. Programların sürekli düzeltilmesine ve değiştirilmesine rağmen tarih dersine özellikle de Suudi devletinin birinci, ikinci ve üçüncü kurulma aşamalarına büyük bir katkı yapan önemli olaylara daha önce bu derinlikte dokunulmamıştı. İhvan, Osmanlı hükümdarlarına gerçeküstü özellikler yükleyerek onlara övgüde bulundu. Yeni müfredatta, Osmanlı Devleti'nin istilacı bir devlet rolü üzerindeki tarihi gerçekler ortaya konuldu. Suudi Arabistan’ın birçok bölgesinde Osmanlı hükümdarı adına, yapılan ihlal, işkence ve cinayetlere ışık tutuldu. İşgal edilen bölgelerden biri de Diriye idi. Bu işgal birinci Suudi Arabistan devletinin sona erdirmişti. Ayrıca işgalcilere karşı toprağı ile halkını koruma ve savunma noktasında o dönemdeki kadının rolü de açıklandı. Tarihi bilgiyi düzeltmeye yönelik bu karar son derece önemlidir. Çünkü bu karar, şu gerçeği teyit ediyor: Osmanlı devleti güç yönünden işgalci bir devletti. Zayıflığı ise emperyalizmin kapısı olmasıydı. 

“Yaşam kalitesi” terimi, fikirler, projeler, girişimler ve görevlerle dolu büyük bir kavramdır. Bugün kurumlar bana göre 2030 Vizyonu'nun özünü oluşturan bu anlamı gerçekleştirmek için birbirleriyle yarışıyor.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya