​Gergin modernleşme

​Gergin modernleşme

Pazar, 1 Eylül, 2019 - 12:00
Emel Musa
Tunuslu şair ve yazar

Arap İslam dünyasında moderniteden bahsetmek zor olsa da toplumlarımızdaki modernleşme girişimini inkâr edemeyiz. Bu, yaklaşık yarım asır önce başlayan, açılımda ve kültürel alışverişte diğer deneyimlerle etkileşime ve kendisinden önceki mirasa dayanan bir girişimdir.

Tabi burada biz, modernite ve modernleşmeyi birbirinden ayırıyoruz. Modernite, kişiye mutlak bir merkeziyet ve akla sıra dışı bir üstünlük ve özgürlük veren bir değerler sistemidir. Modernite, ikiye ayrılmaktadır. İlki maddidir ve modernleşmenin somut belirtilerinde ortaya çıkar. İkincisi ise manevidir. Sembolleri, değerleri ve anlamları kapsar.

Modernleşme ise, modernizmin biçimlerini bir toplumun yaşamına dâhil etme ve bu biçimleri geleneksel formlara alternatif kılma sürecidir. Modernite ve modernleşme arasındaki ayırımın gelişigüzel olduğuna işaret edelim. Çünkü modernleşmenin maddi belirtileri, nüfuz edip kökleşmesi için zamana ve değerler çatışmasına gereksinim duyan değerlerin ve kültürün bir taşıyıcısıdır.  Nitekim İngiltere’deki Sanayi Devrimi, Fransız Devrimi’nin öncüsü olmuştur.

Hâlihazırdaki sorunumuz şudur: Ülkelerimizdeki modernleşme, modernitenin değerlerini araştırmaya izin verecek şekilde birikime ve çabaya ihtiyaç duyan modernleşme adımlarını ekarte eden başarısızlıklarla tanıştı. Meydana gelen başarısızlıklar, değerler etkileşimi yerine değerler kargaşasına neden oldu. Ayrıca modernleşmenin belirtileri ile dogmatizmin, içe kapalılığın ve çağdaşlaşmayı reddetmenin tezahürleri arasında derin bir çatlak görüyoruz.

Öyleyse ülkelerimizdeki modernleşme gerçeğinin sekteye uğradığı, tehlikeli başarısızlıklarla yüzleştiği ve modern başarıların korunmasına yönelik çeşitli engellerle karşılaştığı söylenebilir.

Soru şu: Eğitim, sağlık ve rasyonalizm alanlarındaki teşvik edici başlangıçlara rağmen toplumlarımızdaki modernleşme süreçleri neden sekteye uğradı?

İki büyük sebebe odaklanabiliriz. İlki, Körfez Savaşı ve Kuveyt’in işgalidir. Bu da Irak ve Körfez’in yanı sıra Arap dünyasında uzun ve şiddetli bir savaşa yol açtı.  

Arap ve İslam dünyası, mali, iktisadi, siyasi ve kalkınma olarak Körfez Savaşı’nın maliyetini ödedi. Körfez Savaşı, herkese zarar verdiğinden ve -Kuveyt’in işgalinden Irak’ın işgaline kadar- işgalin sonuçları tüm ülkelerimizi kapsadığından dolayı bu savaşın bedelini istisnasız herkes ödedi. Bugün Birinci Körfez Savaşı dikkate alınmadan Arap dünyasının durumuna yönelik yapılan her analizin tarihi bütünlükten yoksun olacağını düşünüyoruz.

Körfez Savaşı, maddi olarak Arap dünyasını yıprattı ve Arap dünyasının maddi imkânlarını azalttı. Ayrıca Arap dünyası, Körfez Savaşı’nın olumsuz sonuçlarından kaynaklanan şartları yerine getirmek zorunda kaldı.

Yeni milenyumun başlangıcıyla birlikte yani ekonomik kriz belirtilerinin ortaya çıkmaya başlamasının ardından Batı, “Tarihin Sonu ve Son İnsan” eserinin sahibi Francis Fukuyama’nın düşüncelerini tatbik ederek, Arap dünyasına reform ve demokrasi projelerini dikte etmek için fırsat yakaladı. Fukuyama, zorla demokrasi propagandası yapmaya çağıran ilk kişidir denebilir. Fukuyama’nın fikrinin temel çıkış noktası şudur: Soğuk Savaş’ın sonu, liberal ve demokratik olmayan totaliter rejimlerin sonudur. Bu bağlamda yeni milenyumun ikinci 10 yılının başında meydana gelen devrimler, çizgileri henüz belirlenmemiş bir gerçektir. Ayrıca bu devrimler, ayaklanmaların düzeltemediği tıkanıklıklara yol açmıştır. Bu da sonuç ve süreç analizini şüpheyle doldurmuştur.

Bugün toplumlarımızın tanık olduğu gergin modernleşme sürecinin ikinci sebebi ise ekonomik krizlerin yanı sıra siyasal İslam hareketlerinin güçlü bir şekilde geri dönmesiyle birlikte Arap rejimleri içerisinde meydana gelen karışıklıktır.  Siyasal İslam, 11 Eylül 2001 olaylarının ardından Müslüman Araplarla Batı arasındaki ilişkilerin tanık olduğu kültürel çatlaklara yatırım yaptı. Modernleşme ve açılımla ilgili tartışmaların kimliği savunma ve dini kimlik içerisinde kalma meselesine doğru kaymasının yanı sıra terörle mücadele ve siyasal İslam’ın yeniden aktif hale gelerek Arap ve Müslüman gençleri toplamak için sosyal medyayı kullanması da ikinci sebep içerisinde yer almaktadır.

Ayrıca birbiri ardına çoğalan sebepler de krizi derinleştirdi.

Bugün modernleşmenin kaçınılmaz olduğunu ve modern dünyayla birlikte yaşamanın gerekli olduğu kadar tercihe bağlı bir durum olmadığını göz önünde bulundurduğumuz zaman modernleşme ve tartışma sürecini sekteye uğratan engellerin nasıl giderileceğini -gerilimi azaltmak için bilinçli ve programlı bir şekilde- düşünmek ve aynı zamanda ekonomik ve kültürel olarak çalışmak gerekiyor.

Ekonomik ve kültürel olmak üzere iki kusur mevcut. Modernleşmeyle ilgili gerilimleri bertaraf etmek ve modernite sürecine doğru ilerlemek için Körfez Savaşı’nın ekonomik sonuçları ve bu savaşın kültürel yaralarının siyasal İslam tarafından kullanılması gibi büyük sorunların çözülmesi gerekiyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya