Şeytanın ekmeğine yağ sürmek

Şeytanın ekmeğine yağ sürmek

Cumartesi, 31 Ağustos, 2019 - 08:00
Şatana/Şütun kökünden türeyen Şeytan kelimesi sözlüklerde;  “uzaklaşmak, haktan ve hayırdan ayrılmak, muhalefet etmek” gibi manalara gelmektedir. Buna göre şeytân kelimesi (çoğulu şeyâtîn) “hayırdan ve rahmetten uzaklaşmış yaratık; yanıp helâke mâruz kalmış varlık” demektir.[1]

Şeytan kelimesinin anlamını öncelikle vermemizin sebebi bu isimle adlandırılan varlığın hangi anlama geldiğini ve bu isimle anılmasına neden olan hususları hatırlamaktır. Şeytanı tanımamıza yardımcı olacak özellikler sadece kelimenin anlamında yer alan hususiyetler değildir. Onu tanımamıza daha çok yardımcı olacak özellikler elbette ki Kur’an’da bize haber verilen özellikleridir. Kur’an’ın verdiği bilgilere göre Şeytan;

Rabbine karşı nankör,[2] Rahman’a asi/isyan eden,[3] insanın apaçık düşmanı,[4] ona fakirlik vaat eder ve kötülüğü emreder,[5] ayaklarını kaydırır/yanlış yapmasına neden olur.[6] Kendi yandaşlarını/velilerini çeşitli şeylerle korkutur,[7] vaatlerde bulunur, olmayacak isteklere sürükler, kuruntular verir,[8] yoldan çıkarır, sapkınlığa düşürür, kuruntularla oyalar ve Allah’ın yarattığını değiştirmeyi emreder. [9] İnsanlar arasında çeşitli araçları kullanarak düşmanlık çıkarır,[10] insana bazı hususları unutturur,[11] onu aldatıp fitneye düşürür,[12] ona vesvese verir, onu kışkırtır[13] ve yaptığı yanlış işleri güzel ve çekici gösterir.[14] Kardeşlerin arasını bozar.[15] Verdiği sözde durmaz,[16] peşine taktığı insanı yalnız ve yüz üstü bırakır[17] sonra da ben âlemlerin Rabbinden korkarım der.[18]

Şeytanın hizbi/grubu/taraftarı/yandaşı vardır.[19] Şeytan ve dostları, bizim onları göremediğimiz bir boyuttan bizi görebilirler. Gerçek kimliklerini hissettirmeden ustalıkla aramıza sızar, hiç beklemediğimiz bir anda, akıl almaz yol ve yöntemlerle bizi aldatmaya çalışırlar. Üstelik insanlar arasında, onlarla işbirliği yapmak için can atan nice hainler de vardır. [20]

Şeytanlar İslâm mesajının karşısına dikilenlere, Müslümanlarla daha etkin biçimde mücadele edebilsinler diye kendi müttefik ve dostlarına yeni taktik ve stratejiler öğreterek şeytanca fikirler ilham ederler. [21]

Meselenin Kur’an’i boyutunun anlaşılması açısından kanaatimizce verdiğimiz bilgiler yeterlidir. Şimdi asıl sorulması gereken soru şudur:

Bütün bunları şeytan bize yaptırıyorsa bizim suçumuz nedir?

Bu soruya bazı kişiler, “Bütün suç şeytanın, biz ne yapabiliriz ki?” cevabını verebilirler. Ama maalesef mesele bu kadar basit değildir. Şeytanın bütün bunları yapabilme imkânına sahip olduğu bir gerçektir. Fakat bu gerçeklikle beraber çok önemli olan bir husus daha vardır ki şeytanın etki alanını belirleyecek ve sınırlayacak olan, insanların kendi tutum ve davranışlarıdır.

Şeytan ihlas sahibi[22] kulların üzerinde bir gücünün olmadığını itiraf ediyor. Yine onları yoldan çıkarma konusunda onların üzerinde zorlayıcı bir güce sahip olmadığını aksine onun çağrısına insanların gönüllü olarak[23] uyduklarını ifade ediyor. Bu durumda “Şeytan, ihlas kalkına bürünen, Allah’a sığınan kimselere bir şey yapamıyorsa ve onların üzerinde bir güç sahibi değilse insanlar arasında nasıl bu kadar etkili olabiliyor?” sorusu daha da önem kazanmaktadır. Bu soruya cevap aramaya çalışalım;

Şeytan bütün bunları yaparken acaba insanın hiç suçu yok mu? Ya da diğer bir ifadeyle insan hal ve hareketleriyle, tutum ve davranışlarıyla şeytanın ekmeğine yağ sürüyor mu? Maalesef bu soruya “evet” cevabını vermek zorundayız. Zira insanların çoğu şeytandan gelebilecek tehlikelere kapı aralamanın yolu olan, “Rahman’ın öğüt ve uyarılarla dolu kitabına/zikrine” karşı ilgisiz ve duyarsız kalmaktır. Böyle davrananların başına da, kendilerini gölge gibi takip eden bir şeytan ordusu musallat edilmektedir.[24] Yani şeytana davetiye insandan gitmektedir.

Allah’a ve âhiret gününe gerçekte inanmadıkları hâlde, sırf başkalarına gösteriş yapmak amacıyla mallarını yoksullara harcayanlar da bu davranışlarıyla  şeytanı arkadaş/dost olarak seçmiş[25] kimselerdir. Çünkü şeytanlar, inkârcıların en yakın müttefiki, akıl hocası ve dostudurlar[26] ve bu inkârları sebebiyle şeytanlar kâfirlerin üzerinde musallat edilmiştir.[27] Saçıp savuranlar israf edenler de şeytanların yoldaşlarıdır.[28]

Yukarıda ifade edilen bütün bu nedenler gösteriyor ki önce içimizdeki şeytanlaşmaya son vermeden, insanlar arasında şeytanın yapması gereken işleri yapanları dizginlemeden şeytana ve şeytani güçlere galip gelemeyiz.

Bugün dünyanın egemen güçleri aynen şeytanın sergilediği davranışları ve özellikleri sergilemektedirler. Onların Müslüman toplumlar üzerindeki gücü ve etkisi şeytanın gücü ve etkisi ile aynıdır. Şeytana karşı mücadelede gösterdiğimiz zafiyetten dolayı bu şeytani şer odaklarına karşı mücadele edememekte, içimizde onlara çanak tutan, onları yoldaş ve veli edinenler sebebiyle mağlubiyetten kurtulamamaktayız. Hem soyut hem de somut anlamda şeytanın ve şeytani güçlerin, hilelerinin ve güçlerinin zayıf olduğunu bilmeden, üzerimize düşen görevi yapmadan yani Allah’a sığınarak şeytan ve şeytani güçleri taşlamadan ve onları maddi ve manevi olarak hayatımızdan kovmadan/taşlamadan kurtuluş imkânımız yoktur.

O zaman hadi tüm samimiyetimizle;

Bütün şeytanlara ve şeytani güçlere bir taş atalım!

[1] Bkz. DİA “Şeytan” Maddesi.

[2] İsra 17:27

[3] Meryem 19:44

[4] Bakara 2:168,208

[5] Bakara 2:268

[6] Bakara 2:36; Al-i İmran 3:155

[7] Al-i İmran 3:175

[8] Nisa 4:120

[9] Nisa 4:60, 119

[10] Maide 5:91

[11] En’am 6:68; Yusuf 12:42

[12] A’raf 7:27

[13] ’raf 7:20,200

[14] Enfal 8:48

[15] Yusuf 12:100

[16] İbrahim 14:22

[17] Furkan 25:29

[18] Haşr 59:16

[19] Mücadele 58:19

[20] A’raf 7:27

[21] En’am 6:121

[22] Hicr 15:40; Sad 38:83

[23] İbrahim 14:22

[24] Bkz. Zuhruf 43:36

[25] Nisa 4:38

[26] A’raf 7:27

[27] Meryem 19:83

[28] İsra 17:27

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya