İmparatorluk yarışı

İmparatorluk yarışı

Perşembe, 29 Ağustos, 2019 - 12:15
Ben de tıpkı diğer insanlar gibi son günlerde Fransa’da düzenlenen G7 Zirvesi’ni takip ettim. Sömürgecilik, zihnimde dolaşan sözcüktü. Dünyaya halen eski sömürgecilik anlayışı üzerinden muamele eden ve dünyanın tamamen değiştiğini kesin olarak bilmeyen ülkeler var.

İngiltere, Fransa, Japonya, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin her biri, geniş bir sömürgecilik projesine sahip. İspanya, Portekiz ve Hollanda gibi zirvede mevcut olmayan ülkeler ve hatta ABD, farklı bir sömürgecilik projesi bulunan diğer ülkelerdir.

Peki, sömürgecilik olgusu gerçekten bitti mi?

Sovyetler Birliği’nin ve sömürge çevresindeki ülkelerin yıkılmasından, geleneksel sömürgeci devletlerin kontrol ettiği ülkelerin yüzölçümlerinin küçülmesinden sonra bu soruyu sormak elbette mümkün. Çin tarafından ortaya atılan Kuşak ve Yol Girişimi’nin büyük bir sömürge projesi olduğunu ancak bu girişimin ekonomik formatta tanıtıldığını söyleyenler var. Fakat Çin; ABD, Japonya, Kanada ve Avrupa Birliği’nin (AB) farklı kalkınma fonları aracılığıyla yaptığı gibi genişleme hırsına sahip büyük bir devlet olarak kendisinden talep edilen kalkınma rolünü tam olarak oynamıyor. Bu, önceki ABD Başkanı Barack Obama’nın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e yönelttiği açık bir suçlamadır. Obama, Çin’in küresel kalkınmanın sorumluluğunu taşımakta kusurlu olduğunu söyledi.

Bırakalım Çin’in gelişmekte olan ülkelere bir yük olduğunu bize zaman göstersin. “Çin, mali borçlarını ödemekte başarısız olmalarının ardından mali varlıklarını ele geçirmek için gelişmekte olan ülkeleri büyük borç batağına sokuyor” sözü, Batı’daki finans kurumlarının, özellikle de Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) politikalarının gelişmekte olan ülkelere yönelik yaptıklarından pek de uzak olmayan bir suçlamadır. Bugün Ortadoğu’da göz ardı edilmemesi gereken sömürgecilik projeleri mevcut. Yine bu projelerin apaçık etkisi olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Osmanlı Hilafet Projesi: Türkiye, bu projeye öncülük ediyor ve bu projeyle Orta Asya ülkeleri ile bazı Arap ve Müslüman ülkelerdeki klasik Tük bölgelerinde nüfuzunu yayıyor. İran projesi: Bu, terör vasıtasıyla mezhep merkezli devrimi yaymak için direniş düşüncesini benimseyen kötü etnik bir projedir. Bu proje, terör milislerini kullanmak ve Arap başkentlerini işgal etmek suretiyle yayılıyor. Eski Rus şanına kafayı takmış ve Batı kampını yenmek için kişisel dürtüyle hareket eden ve Batı kampının Ruslara hakaret ettiğini düşünen Putin liderliğinde Rus imparatorluğunu yaymaya yönelik yeni bir girişim var. Ayrıca eski Tevrat efsaneleriyle kaplı İsrail projesi de bugüne kadar halen canlıdır.

Bazısının son nefesini verdiği ve bazısının da ayağa kalkmaya çalıştığı farklı sömürgecilik projeleri mevcut. Üzerinde düşünülmesi gereken bir soru var: Yeni sömürgeciler (Çin, Amerika ve Rusya) sahte iş birliği ve düşmanca niyetler arasında ölüm danslarını nasıl edecekler?

Zira hepsinin de uğruna yarıştığı ödül aynıdır: Tüm dünyayı kontrol etmek.

Bugün dünya, sopanın elden ele dolaştığı ve merkezlerin değiştiği bayrak yarışına benzeyen imparatorluk kesitlerinden yeni bir bölüm yaşıyor. Bitiş çizgisine yaklaşılıyor. Ancak yolda başa geçecek yeni biri var.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya