Düşüncede fark…

Düşüncede fark…

Cuma, 23 Ağustos, 2019 - 06:45
Bir düşünceyi diğer bir düşünceden ayrıştıran şey farkıdır. Bu fark üzerinden iki düşünceyi değerlendirme ve mukayese yapma imkânı doğar. Bir düşüncenin işlevselliğinin tartışılabilmesi onu diğer düşünce biçimlerinden ayıran temel farklarıdır. Bu farklar, düşünceye kimliğini, karakterini ve değerini kazandırır. Zaten eğer fark olmazsa bir düşünceyi diğer düşünceden ayıran ayrım kaybolacağı için bir değerlendirme imkânını da kaybederiz.

Düşünce zemininde fark, düşüncenin niteliğini ve derinliğini belirleyecek olan önemli etmenlerdendir. Fark üzerinden düşüncede parça ve bütün ilişkisinin yanında parçanın parça ile ilişkisinin niteliği temellendirilir. Düşünce bir tanımlama eylemine yöneldiğinde ona yardımcı olacak olan şey farkın kendisidir. Fark, düşünce açısından önemlidir. Bir şeyi tanımlarken veya bir şeyi diğerinden ayrıştırırken, farklı bir karakter oluşturmaya yöneldiğinde, yeni bir karaktere kapı aralarken bu, farkın fonksiyonelliğinden hareketle yapılabilir.

Fark, iki şeyi birbirinden ayıran, ayrımları belirginleştiren, kişiselliği öne çıkartan ve yekdiğerinden özerkleştirmeyi sağlayandır. Fark, yöneldiği şeye kimlik kazandıran ve diğerlerinden ayrıştırarak onu tanımlama imkânına haiz kılar.

Fark, hem bütün ile parça arasındaki diyaloğu ve ilişkiyi betimlemeye yararken hem de parçanın parça ile nasıl bir bağ kurması gerektiği konusunda düşünceye bir yol ve yöntem izleme zemini kazandırır. Bütünün kendi iç işleyişini sağlıklı bir şekilde yürütebilmenin imkânına sahip olmak için gerekli olan, farklılıkları doğru tanımlamak ve bu farklılıkları gözeten bir bakışla meseleye derinlik katarak yaklaşmayı sağlamaktır. Bir parçanın diğer parça ile hem benzerliğini hem de farklılığını da ancak ayımlar üzerinden betimleyebiliriz. Böylece parça ile diğer parçanın bütün içinde anlamlı bir yere sahip olmasının garantisi olur fark…

Düşünce, fark üzerinden yeni bir bakış elde eder. Bir şeyi doğru tanımanın ve doğru anlamının zeminini kazanır. Çünkü fark, iki şeyi ayrım noktaları üzerinden göstererek bir dikkat oluşturur. Bu dikkat, hem bütün açısından, hem bütün ve parça ilişkisi açısından hem de parçanın parça ile ilişkisi açısından meseleyi doğru bir şekilde ortaya koymaya yarayacak bir idraki oluşturur. Bu idrak, düşünce, bütünlük, parçalık ve aradaki ilişkilerin niteliğini temellendirecek zekâyı harekete geçirir. Fark üzerinden harekete geçen bakış, nüfuz ederek sorunları, meseleleri, olayları, olguları ve durumları hem tek başlarına, hem birbiri ile mukayese yapmaya ve hem de aradaki farkları ile birlikte bir zeminde var olmanın imkânını sağlayacak bir aklı harekete geçirir.

Fark üzerinden edinilen bu bakışla bir meseleye bakıldığı zaman o meselenin farklı veçheleri ortaya çıkar. Bir meselenin farklı boyutlarını ortaya çıkarmak ve bu boyutların yekdiğerinden farkını belirginleştirmek düşüncenin fonksiyonelliğini artırır. Bu bizi, modernliğin ortaya çıkardığı özdeşlik üzerinden bir indirgeme hastalığına düşmekten korur. Çünkü her indirgeme ve benzeştirme çabası, meseleyi kendi özel hali içinden genelleştirerek o meselenin gerçekliğine halel getirir. Düşünce benzeştirmeler üzerinden kurduğu ilişki ile hem kendi derinliğini kaybeder hem de gerçekliğini yitiren o meselelerin oluşturduğu bütünlüğün sorunsal bir hale dönüşmesine, yabancılaşmasına ve düşüncenin fonksiyonelliğini kaybetmesine sebep olur.

Düşüncede gerçekliğin, kurgusal olanla yerinden edildiğini biliyoruz. Bu kurgusallığın işlevselleşmesinde ise aradaki farkların yitirilmesi önemlidir. Fark, kurgusal olanın kurgu olduğunu açığa çıkaran önemli bir ayrımı içinde taşır.

Düşüncede farkın bir başka etkinlik sahası ise kurgusal ve sahte olanın neliğini ortaya çıkardığı gibi yabancılaşmayı da betimleyerek gerçek ile kurgusal olan arasındaki farkı izhar ederek sorunu çözüme kavuşturmanın imkânına sahip olur.

Fark düşünceye karakter kazandırarak diğer düşünceler ile arasındaki ayrımları netleştirir. Böylece düşünce kendine özgü bir yapı kazanır. Bu kendine özgü yapı kendine özgü kavramları ve bakışı da içerir. Fark, düşünceyi ince detayına kadar her sorununun kapsamını hesaba katarak çözümü de bu kapsamı dikkate alarak öne çıkartır. Farkı düşünceden soyutlama imkânı yoktur. O zaman aynılaşmış, yeknesak bir yapı ile karşı karşıya kalırız ki bu düşüncenin ölümünün ilanına dönüşür.

Düşüncede farkın farklı fonksiyonları vardır:

-Tanımlama yapmayı sağlar…

-Betimleme yapmayı sağlar…

-Ayrımlar ortaya koymayı sağlar…

-Ayrımlar üzerinden ilişki kurulmasının zeminini kurar…

-Parçanın bütün içindeki işlevini belirlemeye yarar…

-Tekrarın fonksiyonelliğini artırır…

-Tekrarın tekrara düşmesini engeller…

-Olgunlaşmaya zemin oluşturur…

-Kurgunun düşüncede sağlıklı bir zemine sahip olmasına yarar…

-Gerçeklik ile kurgusal olanın ilişkisinin niteliğini oluşturur…

-Mukayese imkânı sağlar…

-Düşüncede oluşun sürekliliğini temin eder…

-Düşüncede hareketliliği ve devinimi oluşturur.

-Hareketliliğin ve devinimin sağlıklı oluşunun teminatı olur…

Bunlar daha da çoğaltılabilir.

Fark, herhangi bir olayın, olgunun, durumun, kişinin, düşüncenin, yapının, kurumun vesaire kimliğini inşa ederek diğerleri ile hem farkını hem ilişkisini belirleyecek bir zemine sahiptir. Bu yüzden farkı hesaba katmadan düşünce üretmek ve düşüncenin kendi iç işleyişini sağlamak imkânsız gibidir.

Düşüncede farkın kendi fonksiyonelliğini tam olarak uygulayabilmesi için gerekli olan zihni faaliyetler vardır. Bu faaliyetler üzerinden düşünce, farkı, kendi farklılığı üzerinden harekete geçirir ve kendisi için kalıcı hale getirir. Farkı ortaya çıkaran en önemli işlevlerden biri gözlemdir. Gözlem, bize iki şey arasındaki farkı görebilmemizi ve onu görerek mukayese yapma imkânına sahip kılar. Gözlem elbette ki başlamak için yeter şart iken mukayese için eksik kalır. Bu eksikliği ise ancak zekâ üzerinden tamamlarız. Zekâ, gözlem yaptığımız şeyi bir diğeri ile mukayese yapabilmeyi sağlar. Zekâ da sahici bir mukayese yapabilmek için idrake ihtiyaç duyar. Yani idrak olmadan zekâ bir yere kadar işlevseldir. İdrak, gözlem üzerinden zekâyı kullanarak iki şeyi dosdoğru bir şekilde mukayese yapma imkânını sağlayarak düşüncenin derinliğini ve uyumunu temellendirir.

Gözlemin sağlıklı yürütülebilmesi için temel şart: odaklanmayı başarabilmektir. Dikkat dağınıklığı gözlemin yeterlilik kazanmasına engel bir durumu içerir. Odaklanmak çevreye yönelik bir ilgisizliği içinde taşımalıdır. Yani sorumluluk ile hareket edebilmeyi bir karaktere dönüştürmeyi zorunlu kılar. Tabii ki çevre gözlem için önemli bir veri sağlar. Ama neyi gözlemleyeceksek, o gözlemin dışında kalan her şeye karşı bigâne kalmayı sağlayacak bir zemini inşa esasa taalluk eder. Gözlem tekten çokluğa doğru bir seyir izleyebilir. Ama çokluğa yönelik bir gözlem için fark kaçınılmaz bir gerekliliği işaret eder. Böylece farkın kendi içinde farklı tavırlara yönelttiğini gözlemiş oluyoruz.

Zekâ, gözleme konu olan şeyi tanımlama, betimleme ve mukayese yapabilme açısından gerekli bir işleve sahiptir. Ve bu zekâ aynı zamanda fark tarafından beslenerek gözleme konu edinilen şeyi farklılığını izhar ederek diğeri ile arasındaki farkı ve benzerliği ortaya çıkartır. Zekâ bir dikkat üzerinden işlevselleşir. Dikkat, hem yoğunlaşmayı hem odaklanmayı içinde taşır. Zekâ da bu dikkat üzerinden faal olduğunda sağlıklı sonuçlar üretir. Yoğunlaşma ise odaklanmanın niteliğini belirliyor.

İdrak, farkın kazandırdığı en önemli yetidir. Aynı şekilde idrak yeni bir farkın ortaya çıkmasının da zemini olarak farkı farklılaştırdığı gibi bir farkındalık oluşturarak döngüsel olarak fark kavramını derinleştiriyor. İdrak, gözleme konu edinilmiş ve odaklanmış şeyi derinliğine nüfuz ederek onu anlamak, algılamak ve kendisine konu edinerek diğeri ile hem farkını hem de bağını sahici bir şekilde kurmayı imkâna taşır. Bu hali ile idrak aynı zamanda hikmeti içerir ve eşyaya hikmet ile yaklaşmanın önemli bir enstrümanı olur. Algı, anlamanın zeminini oluşturur. Algıya konu edindiği andan itibaren anlam üzerinden idrake de konu edinilir. Anlam ise derinliğini, idrake sunumu yapılmış algının kavram düzeyinde açığa çıkmış halidir. İdrak, sezgisel düzeyde yöneldiği şeyle kurduğu bağ üzerinden zekâda açığa çıkar ve hikmeti aşikâr kılar. Kişide sezgisel düzeyde sağlanan itminan ve kanaatin hâsıl oluşu idraki güçlü kılar.

Fark, düşünceyi meydana getiren şeyleri çok farklı anlam katmanları ile birbirine bağlamayı ve sürekli farkı güçlendirerek düşünceyi güçlendirmeyi, bu düşüncenin yine de fark üzerinden derinleşmesine zemin hazırlayarak farkı güçlendirerek düşüncenin gücünü artırır. Bu döngüselliği ise farkın kendisine borçluyuz. Fark, döngüsel bir zeminde düşünceyi oluşturan her zemini güçlendirecek bir yapının varlığını oluşturur. Düşüncede değişim, dinamizm, hareket, derinlik, kapsayıcılık, tamamlayıcılık gibi temel özellikler fark üzerinden olumlu bir seviyede zemin kazanır.

Fark, tekrarın süreklileşmesine karşın hep bir farkı muhafaza ederek devingenliği ve direngenliği düşünce için kaçınılmaz kılarak düşünceyi, eski, içinde olduğu ve yeniyi karşılamada aşamalar kat ederek yenileşmeyi sağlıklı bir şekilde sürdürmeyi garanti etmeye çalışır…

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya