​Teknoloji ve modern savaşlar

​Teknoloji ve modern savaşlar

Pazar, 18 Ağustos, 2019 - 10:15
Bugün savaşlar, zekâya ve inovasyona dayanıyor. Devletler, başta savaş teknikleri olmak üzere yaşamın her alanında teknolojik sebepleri göz önünde bulundurmaya başladı.

Fakat insan, bu teknikleri kötüye kullanabilir. Savaş alanında kullanılmasının, istihbarat çalışmalarına dâhil olmasının ve dünyada terörü ya da terör örgütlerini desteleyen devletlerin teknolojiyi kötüye kullanmasının ardından teknolojinin tehlikesi gün yüzüne çıktı. Böylece söz konusu teknikler, en tehlikeli savaş türlerine dönüştü. Bu savaşlara “uzaktan savaş” ya da “siber savaş” adı veriliyor. Siber savaşlar, ülkelerin güvenliğine ve istikrarına yönelik geleneksel savaşlardan daha fazla tehlike oluşturuyor. Teknoloji, iletişim ve siber savaşlar arasında sıkı bir ilişki var.

Çağdaş teknolojinin getirdiği bu büyük devrim; teknolojiyi kullanma, terör örgütleri arasında iletişimi kolaylaştırma, saldırıları koordine etme, ikna yöntemi ve gelişmiş terör yöntemlerini icat etme yönünden uluslararası güvenliğe, istikrara ve dünya çevresindeki sivillere yönelik tehlike oluşturuyor.

Siber teröre yönelik bu endişeler, özellikle ABD’deki 11 Eylül olaylarından sonra arttı. Nitekim siber ortam, büyük zararlara yol açabilecek saldırılar yapmaları için terör örgütlerine imkân sağlıyor.  

ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley, Temmuz 2017’de Washington’daki bir sempozyumda modern savaş meydanlarında meydana gelen bu değişikliğe işaret etti. Milley, savaş yönteminin farklılaştığını ifade etti. Çünkü dünya nüfusunun yüzde 80’i-90’ı, yüksek nüfus yoğunluğuna sahip kentsel bölgelerde yaşıyor. Buna paralel olarak artık savaşlar, çöllerde değil de kalabalık kent sokaklarında gerçekleşiyor.  Siber ortam, elektronik sistemlere sızmak, bu sistemleri parçalamak ya da “Stuxnet” virüsü gibi düşmanın elektronik sistemlerine virüs göndermek suretiyle savaş alanına dönüştü. Öyle ki Stuxnet virüsü, 2010 yılında İran’ın nükleer programına zarar vererek büyük bir soruna yol açtı. Alman bilgisayar uzmanı Ralph Langer, o dönemde Stuxnet virüsünün İran’ın nükleer programını iki yıl geriye götürdüğünü söyledi.

Aynı şekilde bilgisayarın ve internetin tüm alanlara girişi, teknolojinin tehlikesini artırdı. Şöyle ki bilgi sistemleri daha da gelişerek bazı alanlarda kaynağı öğrenmek zor hale geldi. Ayrıca iletişim, elektrik ve su sistemlerine müdahale edilip bu sistemler kontrol altına alınabilir. Bu şekilde ülkelerin sistemlerini sanal olarak kontrol etmek mümkün. Rus istihbaratının son ABD seçimlerinde bilgi aygıtlarını dinlemesi, bu tür savaşlara net bir örnektir. Aynı şekilde Rus istihbaratı, Facebook, WhatsApp ve Twitter gibi sosyal iletişim ağlarına sızdı.

Bunun için bazı devletler, terör saldırıları yürüten grupların çalışmalarını deşifre etmek ve boşa çıkarmak için caydırıcı araç-gereçler ve cihazlar icat etmeye yöneldi. Teröre karşı uluslararası kampanyalara ve küresel kuruluşların faaliyetlerine rağmen terörü kökten yok etmeye yönelik çalışmalar halen devam ediyor. Çünkü terörü finanse eden taraflar hatta devletler var.

Terör eylemlerini destekleme noktasında İran rejimi, buna en net örnektir. Nitekim İran, füzelerle denizdeki tankerleri vurdu ve denize mayın döşedi. İran, dünya çevresinde birçok terör örgütünü desteklemekten sorumludur. Bunun için bu tür ihlalleri bertaraf etmek ve durdurmak için hızlı çözümler bulmak gerekli hale gelmiştir. Bu da Birleşmiş Milletlere bağlı örgütlerin görevlerinden birisidir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya