İstihbarat anekdotları

İstihbarat anekdotları

Cuma, 16 Ağustos, 2019 - 08:30
Halid Kıştini
Iraklı gazeteci - yazar
Irak’ta General Abdulkerim Kasım devrimi döneminde Iraklıların akıllarına, ‘İngilizler, devrimci hükümete karşı bir darbe planlıyor ve monarşiyi yeniden kuruyor’ şüphesi düştü. Iraklı yetkililer, ülkeyi bu plandan korumak için İngiliz yetkilileri izlemeye koyuldu.

Iraklı yetkililer, İngiltere Büyükelçiliği’ni ve özellikle de askeri ataşesini takip etmeye başladı. Ataşe nereye giderse gitsin, bir adam onu motosikletle takip ediyordu. Şüphesiz Irak istihbaratı, İngiliz subayını, darbe planlarını hainlerden birine teslim etmesini engellemek için gittiği her yerde onu takip etmek üzere bir ajan görevlendirmiş ve ona, “Kardeşim, bu adamı gözünün önünden sakın ayırma” denilmişti.

Günler geçmiş, İngiliz subay ile onu takip eden istihbarat ajanı arasında bir bağ oluşmuştu. Birbirlerini her gördüklerinde ellerini kaldırarak selamlaşıyorlardı. Ataşe, elçilik binasından ne zaman çıksa, kendisini motosikletiyle takip eden istihbarat ajanını fark ettiğinde, arabasının direksiyonunu önüne kırıp, “İyi günler bayım!” diye selam veriyordu.

Ataşe bir gün nüfuz sahibi birinin evinde yapılan partiye gitti. Parti, gece geç saatlere kadar sürdü. Partiden çıkıp arabasına yöneldiğinde, Abdi’nin (Adı bu olsa gerek. Çünkü istihbarat ajanlarının çoğunun adı Abdi’dir) motosikleti üzerinde ceketine sarılıp uyuduğunu gördü. Bu durum onu şaşırtmıştı. Kendisini takip etmekle görevli bir ajana nasıl davranmalıydı? İyi bir adamdı ve bir İngiliz subayının Bağdat sokaklarında kimse tarafından izlenmeden dolaştığı öğrenilirse başarısızlığı için istihbarat ajanının cezalandırılacağını biliyordu! Ajana yaklaşan ataşe, onu uyandırmak için elini omzuna koydu ve “Uyanın bayım. İngiliz arkadaş gitmek istiyor!” dedi.

Gözlerini açan ve rüyalar aleminden uyanan ajan, ataşeye teşekkür ederek, motosikletini çalıştırmaya hazırlandı. Fakat motosiklet çalışmıyordu. Benzini bitmişti. İngiliz subay, arabasıyla bir benzinciye gidip benzin almayı düşündü. Fakat durdu. Bu, bir İngiliz subayının onu takip eden bir ajan olmadan araba kullandığı anlamına gelecekti. Bu, mümkün değildi! Neden biraz daha benzin satın almamıştı ki kahretsin! Ajanı da yanına alarak arabayla benzin almaya gitmeyi düşündü. Fakat bu sefer de İstihbarat Müdürlüğü’nün ajanlarından birinin takip etmekle görevli olduğu İngilizle arkadaş olup, onun arabasına bindiğini öğrendiğinde nasıl tepki vereceğini iyi biliyordu.

“Müsaadenizle bayım!” diyen İngiliz subayı, arabasına gidip bagajı açtı ve orada duran plastik boruyu dışarıya çıkardı. Sonra arabasını motosikletin deposuna yakıt aktarabilecek şekilde hareket ettirdi. Arabasından motosiklete benzin transfer etmeye başladı. Tüm bunlar olurken, istihbarat ajanı durmuş şaşkınlık içinde İngiliz subayının takdire şayan hareketini izliyordu. İngiliz subay, motosikletin deposuna yeteri kadar yakıt aktarıldıktan sonra boruyu çekip kapağı kapadı. Ataşe, ajana yönelip, “Hadi bayım çalıştırın!” dedi. Iraklı ajan motosikletine binip pedala yavaşça basarak aracını çalıştırdı ve ataşeye, “Teşekkürler efendim, Allah ömrünüzü uzatsın!” diyerek karşılık verdi.

İngiliz subay gülümseyerek, “Artık gidebilirim” dedi. Arabasına binen ataşe, dikiz aynasından ajana baktı. O da arkasından rahatlamış bir şekilde geliyordu. Her şey arabasından aldığı bir damla benzin sayesindeydi.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya