​Sudan devriminin en önemli dönüm noktası

​Sudan devriminin en önemli dönüm noktası

Perşembe, 15 Ağustos, 2019 - 11:30
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
Sudan’da yeni yönetim yapılarının oluşturulmasından önce taraflar arasında görülen anlaşmazlıkların ve mevcut sorunların geçiş dönemi ve devrimi tehdit eden en zor test olduğunu düşünenler yanılmaktadır. Çünkü gelecekte geçiş döneminde kurumların karşı karşıya kalacağı gerçek zorluklar ile karşılaştırıldığında bu sorunlar hızla azalmaktadır. Bu zorluklar yalnızca geçiş yönetimi ve kendisini bekleyen dağ gibi sorun ve meseleler ile başa çıkma yeteneğini test etmeyecek. Aynı zamanda devrimin hedeflerini gerçekleştirmede ne kadar başarılı olacağını, yaklaşık 39 ay sonra düzenlenmesi beklenen seçim dönemine başarıyla mı geçeceği yoksa bir kez daha darbeler aracılığıyla yönetimi ele geçirmek isteyen açgözlülerin ve fırsatçıların kurbanı mı olacağını belirleyecektir.

Bu devrim ile darbeler döneminin kapandığını, herhangi bir maceracı subayın yönetime ulaşıp otoritesini dayatmakta başarılı olmasına imkan olmadığını çünkü bu durumda, parlak barışçıl devrimleri sırasında yeni değerler ile tanışan gençlerin yeni ve hızlı gösterileri ile karşı karşıya kalacağını söyleyenler bulunmaktadır. Bu sözler, Sudan’ı seven herkesin inanmak istediği temenniler ve dilekler bağlamındadır. Fakat tarih bizlere, 1956 yılında bağımsızlığını elde etmesinden bu yana geçen toplam 63 yılın 54’ünde Sudan’ı askerlerin ve onlar aracılığıyla yönetime gelenlerin yönettiğini söylemektedir. Buna ek olarak; askeri veya eski rejimin kalıntılarının ya da İslamcı hareketlerin oluşturduğu siviller olsun geçiş döneminin başarılı olmasını ve seçim sürecine ulaşmasını istemeyen bazı tarafların varlığına dair birçok gösterge bulunmaktadır. Nitekim Askeri Geçiş Konseyi (AGK) ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) arasındaki anlaşmanın imzalanmasından önceki dönem boyunca gerçekten de devrimi bastırmaya yönelik girişimler oldu ama halkın düzenlediği milyonluk konvoylar nedeniyle başarılı olamadılar. Bu konvoylar, en azından şimdilik yönetimi ele geçirmek emelinde olanların bu düşüncelerini engelleyen güçlü bir mesaj gibiydi.

Birçok kişi; yönetimi ele geçirmek için fırsat kollayanları ve açgözlüleri kışkırtabilecek zorluklar ile dolu olan geçiş döneminde devrimin, korunmaya ihtiyacı olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden; devrimi başlatma ve yönetmekte önemli bir rol oynayan Sudan Meslek Odaları Birliği (SPA) liderlerinin, hedeflerini gerçekleştirene ve yaklaşık 3 yıl sonraki seçim dönemine ulaşana kadar devrimi canlı tutacak sahadaki faaliyet ve gösterileri denetleyip kontrol altında tutmak için geçiş dönemi oluşumlarına katılmaktan uzak durmalarının iyi olacağını düşünenler de vardır. Diğer yandan SPA liderleri yönetime katılmaktan kaçınarak, eski rejime bağlı kişilerin oluşturmaya çalıştıkları bazı gençlik hareketleri gibi fırsatçı ya da şüpheli girişimlerin gençler adına hareketler oluşturmalarının önüne geçecek güvenilir yeni bir genç blok ya da parti kurulmasına yardımcı olabilirler.

Son dönemlerde yıldızı parlayan bazı SPA liderlerinin, geçiş hükümetinde önemli konumlara getirildiklerini görmek isteyen ve bunun hükümeti destekleyeceği, geçiş döneniminin başarılı olmasına yardımcı olacağı konusunda ısrar edenler elbette vardır. Fakat bu liderlikler eğer geçiş dönemi hükümetinde görev alırlarsa gelecekteki seçim sürecine katılmaktan mahrum kalacaklardır. Çünkü anayasa bildirisinde yer alan maddeye göre, geçiş döneminde yönetim oluşumlarında görev alan herkes, gelecekte düzenlenecek olan seçimlere katılma hakkını kaybedecektir. Dolayısıyla demokratik yönetimin ilk dönemine katılamayacaktır.

Herhalükarda SPA; bazı liderlerinin meşalesinin sönmemesini ve saha çalışmalarının canlı ve aktif kalmasını sağlayarak devrimi koruma sorumluluğunu üstlenmeleri,  bazı destekçilerinin ise yasa ve mevzuatları çıkarmaktan sorumlu, diğer önemli görevleri yanında yürütme organını denetleme ve hesap sorma yetkisine sahip olan yasama meclisine katılmaları aracılığıyla denetleme rolünü oynamaya karar vermiştir.

SPA’nın oynaması beklenen rolün yanında siyasi partilerin de bağımsız vasıflı kişilerden oluşması gereken geçiş dönemi hükümetine katılmaktan uzak durması -gerçekleşmesi durumunda- devrimi korumada yardımcı bir faktör olacaktır. Çünkü kendisi ilk olarak; hükümeti siyasi tartışmalara maruz kalmaktan ya da kararlarının parti veya seçim hesaplarına göre şekillenmesinden koruyacaktır. Aynı zamanda bu, partilerin olması gerektiği gibi davranıp kendisini yeniden oluşturacağı, saha çalışmalarına yöneleceği, Ömer el-Beşir döneminde dağılmasının ardından saflarını yeniden birleştirmeye çalışacağı, seçim dönemine ulaşmak için geçiş dönemini korumaya yöneleceği anlamına gelmektedir. Kuşkusuz siysi partiler güçlenip yeniden gençleştiklerinde, gelecek dönemde gerçekleşmesi beklenen ve kendinden öncekiler gibi kısa ömürlü değil sürdürülebilir ve güçlü olması umut edilen demokrasinin direnme ve ayakta kalma fırsatlarını da güçlendirecektir.

Eğer bir süpriz ile karşılaşılmayıp her şey kararlaştırıldığı gibi giderse gelecek hafta, seçimler ile sonuçlanacak ve Sudan’ı “4’üncü demokratik cumhuriyet” dönemine taşıyacak olan geçiş döneminin fiili olarak başlangıcına tanık olacak. İlk adım; bölgesel ve küresel tarafların katılacağı bir tören ile anayasa bildirisinin yarından sonra nihai olarak imzalanması olacak. Ondan sonraki günde AGK feshedilerek egemenlik konseyi üyeleri ve Salı günü de başbakan seçilecek. Ardından içinde bulunduğumuz ayın sonuna kadar hükümetin kurulması ve göreve başlaması için müzakereler başlayacak.

Bu dönemde anayasa bildirisinin belirlediği 16 büyük görevin yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu görevlerin ilki; 6 ay içerisinde çatışmaları durdurup barışı sağlamaktır. Diğerleri ise ekonomik krizi çözmek, eski rejimin yapısını sökmek ve ona bağlı kişilerin savaş, işkence, yolsuzluk ve yağma olsun  30 yıl boyunca işledikleri suçların hesabını sormak, keyfi bir şekilde memurluktan kovulanlar için bir çözüm bulmaya çalışmak, yargı reformu, daimi anayasayı hazırlayacak mekanizmların kurulması, kadın ve gençlerin rolünün güçlendirilmesi, siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda kendilerine sunulan fırsatların genişletilmesidir. Bütün bunlar anayasa bildirisinin belirlediği görevlerden yalnızca birkaçı ve elbette geçiş hükümetinden beklenenlerin ya da karşı karşıya kalacağı zorlukların tamamını kapsamamaktadır.

Bu zorlukları aşılması, geçiş döneminin başarılı olması, çok olması beklenen sorunlardan korunması için bütün taraflar işbirliği yapmalıdır. Ayrıca kişisel emelleri ve beklentileri için geçiş dönemi hükümetini engellemeye ve sabote etmeye, anlık kazanımlar elde etmek ya da Sudan deneyiminin başarısız olmasını isteyen diğer tarafların desteği ile başarısız olması için kendisine baskı yapmaya çalışacak kişileri engellemek için herkes dayanışma içinde olmalıdır.

Devrim bitmedi. Hatta belki de seçimlerin düzenlenmesi , bu dönemin Sudan’ı bir kez daha demokrasi yoluna geri döndürecek seçilmiş, sivil bir otoritenin yönetime gelmesi ile sona ermesini güvence altına almak için yetkilerin geçiş dönemi organlarına devredileceği ikinci ve en önemli dönemi başlamıştır.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya