​Keşmir, Kerkük ve Kudüs

​Keşmir, Kerkük ve Kudüs

Pazartesi, 12 Ağustos, 2019 - 11:00
Gassan Şerbil
Şarku'l Avsat Genel Yayın Yönetmeni
Temas hattında doğmak ne kadar zor! Korku her daim yoldaşınız olur. Milletler, dinler, mezhepler ve devletler arasındaki temas hatlarından bahsediyorum. Çoğulculuğun bir servet kaynağı olduğunu söyleyenlerin olduğunu biliyorum. Ancak gerçek şu ki çoğulculuk, diğerlerini kabul etme kültürü kök salmadıkça bir katılım projesi olarak kalmaya devam edecektir. Size benzemeyen biriyle tek bir çatı altında yaşamayı ve içtiğiniz suyu başka kaynaklardan almayı kabul etmektir bu.

Temas hattında doğan bir çocuk, genellikle ebeveynlerinin şarkılarını ve atalarının korkularını miras alır. Bu korku mirası, daha çok kimlik ve özgür yaşam hakkına dair korkuları besler. Örneğin, Keşmir’in Hindistan tarafında doğmuş, ailesinden bir gün Pakistan’a katılma hayalini devralan Müslüman bir çocuğun ne hissettiğini düşünüyorum.

Haritalarda yapılan hataların düzeltilmesi hiçbir zaman kolay olmamıştır. Nüfusun adil bir referandumla kendi kaderini tayin hakkını kullanmasına izin verilmesi gerektiğini söylemek de yeterli değildir. Maalesef hikaye bundan daha karmaşık ve tehlikeli bir boyuttadır. Temas hatlarındaki anlaşmazlıklar, genellikle ulusal bir yaradır. Tüm ülke, komşu ülke veya başka bir milletle tartışmalı olan küçük bir bölümüne kilitlenir. Bu bölümün kaderi, o ülke için sürekli ve fırtınalı bir sınavdır. Burayla ilgili herhangi bir başarısızlık, felaketle aynı anlama gelir. Bu ulusal yaralarla uğraşırken özellikle sokak kükrediğinde her ölçüt, ılımlıları ve aşırıları uyaran bir ihanete dönüşür.

1947’deki doğuşundan bu yana Keşmir, Hindistan ve Pakistan ilişkilerinde ciddi bir yara olmuştur. Sokakları fakir insanlarla dolu olan bu iki ülke arasındaki iki savaşın nedeni de yine Keşmir olmuştu. Pakistan'daki askeri veya sivil karar mercilerine gelenlerin hiçbiri bu patlamaya hazır bombayı etkisiz hale getiremedi. Aynı şey Hindistan'daki karar alıcı tüm liderler için de söylenebilir.

Ne Birleşmiş Milletler (BM) ne arabulucular ne de danışmanlar, Keşmir düğümünü çözmede başarılı olamadılar. Keşmir’de savaş senaryosunun iki ülkenin genelkurmay başkanları için sürekli masada olduğunu söylersek abartmış olmayız. Bununla birlikte iki ülkenin de nükleer silahlara sahip olması, Keşmir'deki gerginliği söndüremezken çatışmaların nükleer silahların kullanılabileceği tam bir savaş tehdidine dönüşmelerini önlemekle yetinildi.

İki ülke arasındaki Keşmir ile ilgili yeni gerginlik, Hindistan Başbakanı Narendra Modi hükümetinin Cammu Keşmir'e özel statü tanıyan Hindistan Anayasası’nın 370. maddesini iptal etmesiyle başladı.

Başbakan Modi'nin başında bulunduğu Hindu Milliyetçisi Hindistan Halk Partisi’nin (BJP) çoğunluğuna sahip olduğu Hint parlamentosu, Keşmir'in Hindistan tarafını doğrudan Yeni Delhi'nin yetkisi altındaki iki alana bölme kararı da dahil olmak üzere söz konusu maddenin iptalini onayladı. Bu adıma, bölgeye askeri takviyelerin gönderilmesi, protestocuların geniş çaplı ve şiddetli protesto gösterileri düzenlemesi ve bölgedeki iletişim hatlarının kesilmesi eşlik etti.

Sorun hızlı bir şekilde temas hattında işlerin kötüleşeceği sinyali veren çetin bir krize dönüştü. Pakistan Başbakanı İmran Han geniş kapsamlı bir çatışmanın patlak verebileceği uyarısında bulunurken Pakistanlı generaller önceden hazırlanmış askeri planları güncellemekle meşguldü. Buna Pakistan’daki Hindistan Büyükelçisi’nin sınır dışı edilmesinin yanı sıra diplomatik ve ticari ilişkilerin azaltılması eşlik etti. Pakistan’ın söylemlerindeki belki de en tehlikeli olan, Hindistan’ın eylemlerinin özellikle Müslüman azınlığı dönüştürmeyi, kimlik ve demografik denklemde bir değişime kapı açmayı hedefleyen bir bölünmeye neden olacağı şeklindeki ifadelerdi.

Keşmir hattı, bölgemizdeki gizli kalmış veya yanan diğer temas hatlarını da hatırlattı. Eylül 2017'de, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani tarafından çağrısı yapılan referanduma günler kala bölgeyi ziyaret ederek referandumla Bağdat’tan ayrılmayı seçen IKBY’yi gezdim. Çok yönlülük ve petrol gibi iki zenginliğin lanete dönüştüğü bölgede dolaştım. Şehrin sokaklarında, Kürtler, Araplar ve Türkmenlere ait dükkanlar yan yanaydı. Burada bulunan çeşitli aşiretler arasındaki anlaşmazlıkları kontrol etmek ve onların büyük çaplı çatışmalara dönüşmelerini engellemek için bir mekanizma oluşturmuşlardı.

Geleceğe dair endişeleri azaltmak için bir araya gelmelerine rağmen aralarındaki tek ortak his, bu karışımın tek bir çatı altında yaşamaya mahkum edilmiş olduğu korkusuydu. Kürtler, kendi aralarındaki fikir ayrılıklarından dolayı referanduma katılımın düşük olmasından çekiniyorlardı. Kerkük’ün Kürt bölgesine katılmayı seçmesi ihtimali ise bölgedeki Arapların geleceklerine dair endişelerini artırıyordu. Bazı Türkmenlerin ise bağımsız veya yarı özerk bir Kürt birliğinin doğuşuna ve Kerkük’ün Kürt bölgesine katılmasına asla izin vermeyecek olan Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelere bahis oynadığı da sır değildi.

Birkaç hafta sonra Kürt bölgesinin Bağdat’tan ayrıldığı referandum sonuçları,  Kürtlerin coğrafyalarına dağıldığı ülkelerin IKBY’yi cezalandırmasına neden oldu.

Pakistan'ın Keşmir'deki demografik darbe olarak nitelendirdiği durum, Kerkük'te defalarca kez yaşandı. Kerkük halkı farklı dönemlerde Türkleştirme, Araplaştırma ve Kürtleştirme kampanyalarına maruz kaldı. Bu kampanyalar, temas hatlarındaki yaraları derinleştiren, nüfus denklemlerinde değişikliklere neden oldu.

Temas hattındaki krizler, uzun süre devam eden krizlerdir. Ne devlet ne de herhangi bir parti bu konuda taviz vermeye cesaret edemez. Kitleler, netleşmemiş tutumlar değil, imkansız olan ya da pahalıya patlayabilecek olsa dahi tam bir zafer istiyorlar. Irak'ta hükümetler değişti. Diktatörün adı değişti. Fakat Kerkük, söndürülebilecek bir ateş olarak yanmaya devam ediyor.

Dosyalar zamanla ve yaşanan sıkıntılarla daha da karmaşık hale geliyor. Kudüs de yine böyle bir temas hattında yer alıyor. Uzlaşmaya çalışmak, barut fıçılarının yuvarlanarak ateşe yaklaşmasına benziyor. Kudüs’ün içinde ve çevresinde hızla Yahudileştirmeler kampanyaları yürütülüyor.  Ancak baskı kalıcı bir çözüm değil. Bastırılmış kimlikler zamanla nasır tutar. Dünya Keşmir'den Kudüs ve Kerkük'e kadar tüm temas hatlarındaki korkuyla dolu. Fakat bu kimlik savaşlarında, yetkililer anlaşmalar yerine anlaşmazlıklara yatırım yapmayı tercih ediyorlar.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya