Nice bayramlara...

Nice bayramlara...

Pazar, 11 Ağustos, 2019 - 13:15
Çocukluğumda bayram benim için şu 3 şeyi ifade ediyordu: Yeni kıyafetler, bayramlık ve salıncaklar. Bunların dünyanın en güzel şeyleri olduğuna inanırdım.

Kurban Bayramı’nda beni en çok üzen şey ise kurbanlık koyunun kesilmesiydi. Onunla tanışıp arkadaş olduktan ve onu elimle yonca yaprakları ile besledikten sonra onu öylece alıp kesiyorlardı. Bu da yetmezmiş gibi daha cesaretli olalım diye ne yazık ki biz küçükleri de bu katliamı izlemeye teşvik ediyorlardı.

Bir keresinde benim yaşlarımda olan kuzenim, izzet ve gurura kapılarak kurbanı kendisinin keseceği konusunda ısrar etti. Zavallı koyunu tutup yere yatırdılar ve kuzenimin eline bıçağı verdiler. Daha bıçağı boynuna yaklaştırıp bir çizik atabilmişti ki koyun kendisini tutan ellerden kurtulup ayağa fırladı ve kanı her yere sıçradı. Ama etraftakiler hemen onu tutup tekrar yatırdılar ve trajik sonu o da tattı. Ben ise o kadar korkmuştum ki oradan tabana kuvvet kaçmıştım. Bu deneyim sonucunda cesur olmak bir yana, en korkak insanlardan biri oldum. Bugüne kadar ne zaman bir koyun görsem en az Hitchcock’un filmleri kadar “dramatik” olan bu sahneyi hatırlarım ve kalbim sıkışır.

Genel olarak kurban kesmek İslam dininin ibadet esaslarından biri ve sünnet-i müekkede’dir. Meşruiyetinin temeli ise Allahu Teala’nın şu buyruğudur:

“Şimdi sen Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”

İslam’dan önce de kurban kesmek vardı ancak etinden yenilmesi yasaktı. İslam geldiğinde Resulullah (s.a.v) yenmesine izin verdi.

Allah’a şükürler olsun ki bizim bayramlarımız en coşkulu ve neşeli bayramlardandır. Bundan emin olmanız içinde size şu örneği vereceğim...

İspanya’nın bir köyünde, köylüer her yıl 29 Temmuz’da ölüme yaklaşma bayramını kutlar. Yüzlerce kişi, özellikle de bir yakınını kaybetmiş ya da ölümle burun buruna geldiği bir kaza geçirenler bir araya gelerek hikayelerini diğerleri ile paylaşır. Daha da korkunç olanı ise bunu yaparken beyaz kefenler giyip açık tabutların içinde yatıyor olmalarıdır.

Bundan daha da beteri Bolivya’da kutlanan bayramdır.

Bolivya’da 600 yıldan bu yana mayıs ayında “Komşuları Dövme” olarak da bilinen bir bayram kutlanmaktadır. Bu günde herkes sokaklarda toplanıp komşularını bütün güçleri ile evire çevire döver. Bolivya halkının inançlarına göre karşılıklı yumruklaşma ve dayak şans getirerek mahsullerini artırırmış.

Bizleri İslam diniyle şereflendirip özellikle de komşu hakkına saygılı olmayı öğütlediği için Allah’a şükürler olsun. Böyle bir bayramın bizde de kutlandığını bir düşünsenize... Bundan ilk zarar göreceklerden biri de ben olurdum. Çünkü komşularımın hepsi de boylu poslu, kuvvetli, kaslı insanlar. Ben ise ne yazık ki tüy gibi hafif ve zayıfım. Dolayısıyla bu bayram bizde de kutlansaydı kuşkusuz hayatımın en mutsuz ve bedbaht günü olurdu.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya