Dinler uzlaşısı ve insan onuru

Dinler uzlaşısı ve insan onuru

Cumartesi, 10 Ağustos, 2019 - 12:30
İmil Emin
Mısırlı yazar
Körfez’de ve Ortadoğu’da yaşanan siyasi olayların yoğunluğu içerisinde Dünya İslâm Birliği’nin (Rabıta) çağrıda bulunmak ve düzenlemek ile oldukça iyi bir şey yaptığı eşsiz bir olay birçoklarımızın dikkatinden kaçmıştır. Bu olay; geçen Paskalya gününde, kiliseleri hedef alan ve güvenli olduklarını zannetikleri ibadet yerlerinde ibadet eden birçok masum kişinin hayatını kaybettiği terör saldırlarına maruz kalan yüreği yaralı Sri Lanka’nın başkenti, Kolombo’da düzenlenen Dinler Uzlaşısı Zirvesi’dir.

Rabıta’nı n özellikle burayı seçmiş olması yaratıcı ve iyiliksever bir irade ile bilinçli ve öncü bir aklın seçimidir. Ayrıca her ikisinin de belirli bir mesajı vardır. O da dinlerin; insanın onurunu, ölüm ve yok olma değil yaşama ve gelişme hakkını korumak için gönderilmiş olduklarıdır. Eğer kör terör, ölüm ve nefret duyguları bu turu kazandıklarını zannediyorlarsa, iyilerin bütün turları ve hamleleri ile savaşı kazanmaları için dünyanın, korkak ve fitne çıkarmak isteyenlere karşı hep birlikte durmasının zamanı da gelmiştir.

İbadet eden insanları hedef alarak kötülüğün sırrını yaymak için gizliden çalışanlar varmış gibi  günümüzde ibadet yerleri terör ve teröristlerin hedefi haline geldi. Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrinde yaşanan ve kurbanları Müslümanlar olan katliam, Sri Lanka’da kiliseleri hedef alan ve birçok kişinin hayatını kaybettiği terör saldırıları, aptalca nefretin yönlendirdiği ABD’nin Kaliforniya eyaletinde ve daha önce de Pensilvanya’daki bir Yahudi sinagogunu hedef alan silahlı saldırılar... Peki bütün bunları birbirine bağlayan bir bağ mı var?

Bu bağ; çağdaş dünyanın kirlerinden ve günahkar küreselleşmenin karanlık yönlerinden kurtulmak istiyorsak dünyamıza hakin olması gereken uzlaşma yerine bazılarının yaymaya çalıştığı düşmanlıktır.

Günümüzde bunun için çaba harcamamız gereken ve “Dinler Uzlaşısı Zirvesi”nin çağrıda bulunduğu, odaklandığı en önemli şey; dinlerin ana amacı olan sevgiyi kökleştirmek, barışı yaymak ve uzlaşıyı pekiştirmek yolunda dünyanın her yerinde iyiliksever, sevgi dolu samimi insanların azim ve kararlılıklarını derinleştirmektir.

Zirve çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlar kapsamında Sri Lanka Başkanı yaptığı konuşmada, doğusu ve batısı ile dünyanın tamamını yakın ve kaçınılmaz olan bir felaket ile yüzleştirdi. Bu felaket; gökyüzünde uçup yayılan ve bazılarının hava gibi solumaya başladığı nefret söylemleridir. Buna inanmayanların ABD’ye ve özellikle son günlerde California ile Ohio’da yaşanan çılgın teröre bakmalıdır. Bu terörü bazıları etnik, bazıları da niteliksel çatışmalar olarak niteledi. Nitekim daha önce beyaz aşırı sağcı teröristlerden biri Afrika asıllı ABD’lilere ait bir kiliseye saldırıp silahı ile ibadet eden insanları öldürdüğünde bunu, dini çatışma olarak nitelemişlerdi.

Dünyayı nasıl bir çılgınlık kaplıyor, ahlak eriyip inançlı insanlar korkak, dinden önce insanlıklarını inkar eden kindar çağdaş ateistlerin silahlarının ve toplarının hedefi haline gelirken insanlığın teknik açıdan ilerlemesinin bedeli bu mudur?

Rabıta Genel Sekreteri Muhammed el-İsa yaptığı konuşmada, acı bir gerçeğe işaret ederek insanlığın gizli yaralarına parmak bastı. Genel Sekreter’in sadece zirveye katılanları değil bütün uluslararas kuruluşları bu acı gerçek ile yüzleştirmesi çok önemliydi. Bu gerçek; içinde nefret, ırkçılık, dini ve etnik ideolojik kibir, başkalarına karşı iğrenç bir şekilde büyüklenme barındıran söylemler başta olmak üzere terör ve radikalizmin ana maddelerinin propagandasının yapılmasına izin verilmesi, bu konudaki esneklik ve ihmaldir.

Muhammed el-İsa’nın konuşması bizleri tehlikeli bir ikilem yani ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki sınırlarını birbirine karıştırmak konusunda uyarmaktadır. Dünyadaki birçok ülke, mutlaka çıkarılması gereken, bu tür söylemleri yasaklayan ve suç olarak gören yasaları çıkarmayı ve bu konuda tek bir safta birleşmeyi; ifade ve düşünce özgürlüğünü ve hakkını kısıtladığı gerekçesi ile reddetmektedir. Oysa bu hakların asıl amacı; insanların ilk  ve hiç kimsenin ellerinden alamayacağı hakları olan yaşama hakkından onları mahrum eden yıkıcı silahların platformlarına dönüşmek değil insanı onurlandırmaktır.

Çağdaş dünyamızın yaratıcı ve öncü bir girişime ihtiyacı vardır. Halklar, toplumlar ve kabileler arasındaki duvarları yıkarak köprüler inşa eden, kalpleri birbirine yaklaştıran ve diğerlerine içten, sadık, sahte değil gerçek insani şefkati hissettiren bir girişime... İşte bütün Sri Lankalıları etkileyen yarayı derinleştirmeye çalışan kötülerin neden olduğu bir zayıflık anlarında insan kardeşlerine destek olmaya çalışan Rabıta’nın girişiminin Sri Lanka halkında uyandırdığı duygular da budur.

Bunun kanıtı da İslam’ın hoşgörülü ve başkaları ile uzlaşmacı izlerini simasında taşıyan, çoğulculuk felsefesine ve arkasındaki Rabbani hikmete inanan Rabıta Genel Sekreteri Muhammed   el-İsa’nın Sri Lanka Kardinali’ni ziyaret edip kendisini rahatlatmasıdır.  Bu ziyareti sadece Sri Linkalıların değil bütün dünyanın; bir sevgi köprüsü inşa etme, dünyayı imar etmek, iyi kalpli insanlar için iyi ve erdemli, insanların birbilerine saygı, takdir ve sevgi duydukları, ellerin birbirlerini öldürmek için değil karşılıklı işbirliği ve yardım için uzandığı bir dünya oluşturma girişimi olarak görmesidir.

Ünlü varoluşçu filozof Jean-Paul Sartre’nin o ilginç ve tehlikeli olan;”Cehennem başkalarıdır” ifadesinin sesi bir kez daha yükselmektedir Ama yaşamayı temenni ettiğimiz dünya bu değil... Sevgi asıl nefret ise zayıf olan görüntüdür.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya