Barışçıl direniş, Sudan'ın güvenliğinin sigortasıdır

Barışçıl direniş, Sudan'ın güvenliğinin sigortasıdır

Perşembe, 1 Ağustos, 2019 - 11:00
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
Sudan devrimi, 19 Aralık’ta patlak vermesinden bu yana birçok imtihana ve zorluklara maruz kaldı. Barışçıl yönü sürekli olarak sabote edilmeye çalışıldı, devrim sürecinin yoldan sapması için pek çok girişim sahneye kondu. Barışçıl olması, bu devrimin en güçlü silahı olmuştur ve olmaya da devam etmektedir, şu ana kadar elde ettiği tüm başarıları bu sayede elde ettiği gibi dünyanın dikkatini ve saygısını da bu sayede kazandı. Baştan beri barış yolunun kolay olmayacağı, yollarına güllerin döşenmeyeceği, devrik Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir'e bağlı birliklerinin açık tehditlerine maruz kalacağı çok açıktı.

Ali Osman Muhammed Taha'nın önderlik ettiği İslamcı hareket, çürümüş rejimlerini korumak ve devrimi bastırmak için açıkça “Gölge Tugayları” kullanmakla tehdit etti. Ahmed Harun ve kanlı milisleri Hartum'a girdiler. Kendisi Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından Darfur Savaşı'nda işlediği vahşice suçlar nedeniyle aranıyor.

Güney Kordofan’da vali iken güvenlik güçlerine hiçbir esirin canlı bırakılmaması, hepsinin tasfiye edilmesi çağrısında bulunduğu, zira bu esirleri idari yük olarak gördüğü ses kayıtlarında mevcuttur. Söz konusu açıklamalar ve kayıtlar bu şahsın yaklaşımını ve zihniyetini ortaya koymaktadır.

Bunlar, Beşir rejimi ve İslamcı hareketin devrimcilerin karşısına diktiği tek güç değildi, bilakis güvenlik güçleri, polis, diğer İslamcı hareketlerin milisleri ve Hızlı Destek Kuvvetleri de vardı.

Kullanılan tüm aşırı şiddete rağmen, devrim barışçıl kalmıştır; Söz konusu kuvvetler, Beşir'in düşmesine mani olamadıkları gibi sokakta değişim talep eden ve devrim hedeflerinin gerçekleşmesi için pek çok bedel ödeyen gençlerin şevkini de kıramadılar.

Mübarek Ramazan ayının 29. Gününde oturma eylemini kırma girişimi bağlamında işlenen katliamlara, öncesinde ve sonrasındaki olaylara rağmen barış dimdik ayakta kalabildi. Bu katliamların sonuncusu geçtiğimiz Pazartesi günü Sudan’ın El-Ubeyd şehrinde gerçekleşti, protestolar sırasında savunmasız öğrencilere ateş açıldı. Cep telefonu kameraları tarafından çekilen görüntüler, medya ve sosyal medya üzerinden dolaşıma sokuldu, trajik sahnelerin yaşandığı bu hadise Sudan'ın her yanında öfkeye ve kaynamaya neden oldu. Öfke ve moral bozukluğunun etkisiyle bir kısım kimseler tarafından göstericileri öldürenlere aynı türden karşılık verilmesi çağrısının yapıldığı doğrudur, Ancak halkın çoğunluğu, devrimin en güçlü silahı olan barışı tehlikeye atmama konusunda ısrar etti. Zira şiddete sürüklenmek, silahların yaygınlığı ve silahlı hareketlerin çokluğu göz önüne alındığında Sudan'ı yıkım ve kargaşa yoluna götürecektir.

Gerçekte ise tehlike, kısa sürede öfkesini kontrol edebilen kızgın seslerde değil, Sudan devrimini şiddet döngüsüne sürüklemek için ellerinden geleni yapan "gizli kuvvetler” in varlığındadır.

Örneğin, İslami Hareket ve ona bağlı silahlı grupların ve düşmüş rejimin çeşitli unsurlarının fitne çıkarmak ve devrimi vurmak için şiddet olayları üretmek için çok çalıştıkları bir sır değil.

Bu unsurların yanı sıra, Askeri Geçiş Konseyi (AGK) ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDGB) arasındaki müzakereleri engellemek ve iktidarın sivil bir hükümete devredilmesine mani olmak isteyen başkaları da var.

Afrika-Etiyopya arabuluculuğu altında yürütülen bu müzakereler her ne zaman önemli bir anlaşmanın eşiğine ulaşsa, güvenlik sorunları ortaya çıkmakta ya da İnsanları kışkırtmak ve onları müzakereleri engelleyici adımlara sürüklemek için barışçıl göstericileri hedef alan kanlı olaylar patlak vermektedir.

Örneğin, El-Ubeyd olayları, AGK ile ÖDGB arasındaki önemli bir görüşenin ertelenmesine neden oldu. İktidarın devredilmesi ve geçiş döneminin resmi olarak başlatılması müzakerelerinin son basamağı olan anayasanın ilan edilmesi üzerinde son görüşmeler yapmak için bir araya geleceklerdi.

Garip sahnelerden biri, dün ve ondan önceki gün yaşandı, öğrenci katliamından sonra El-Ubeyd’de bulunan Hartum Bankasının bir şubesi anlaşılmaz bir nedenle büyük ölçüde yağmalandı. Yıkım o kadar genişti ki, bazı öfkeli protestocular tarafından gerçekleştirilen rastgele bir hareket olduğuna inanmak son derece zordu.

Ayrıca, bankanın tüm katlarındaki yıkımı gösteren nispeten uzun bir video yayınlandı, göstericilerin yıkımı gerçekleştirdiğini "belgeleyen" bir video değildi. Cep telefonu çekimleri, devrimin neredeyse tüm olaylarını belgeleyen yaygın bir fenomen haline geldi. Yıkım videoların yayımlanmasının hedefi çok açık; Devrimin barışçıl imajını yıkmak, devrimi şiddet ve yıkım eylemleriyle bağlantılı gibi göstermek. Geçtiğimiz iki günde bu çerçevede bir video klip geniş bir kitleye ulaştırıldı; işlek bir Hartum caddesinde devriye gezen Hızlı Destek Kuvvetlerine bağlı bir askeri araca molotof kokteyli bir saldırının görüntüleriydi. Yaralanma hadisesi olmamasına rağmen, bu saldırı sonrasında askeri güçlerin sağa sola açtığı yoğun ateş endişe ve korku yarattığı gibi ‘şiddet ortamı yaratılmaya mı çalışılıyor’ soru işaretlerine neden oldu. Olayın meydana gelişi ve sonrasında yaşanan hadiseler şüphe oluşturdu, çünkü Sudanlı devrimciler bu tür taktiklere hiçbir zaman başvurmadılar, Faillerinin gençlik devrimini akamete uğratmak ve iktidarın ÖDGB tarafından oluşturulan bağımsız bir teknokrat hükümete devrini engellemek isteyen karşı-devrimci güçler olması muhtemel. Buna ek olarak, videonun incelenmesi yapıldığında görüldü ki, “saldırı” bazı devrimci gençlerin olduğu varsayılan taraftan değil de farklı bir taraftan gelmişti, bu da bazı şüpheleri beraberinde getirdi. Ayrıca yaşanan hadiseyi çeken kişi, olayın gerçekleştiği anda çekime hazır bir şekilde yüksek bir binada duruyor, bu da hadisenin koordine edildiği şüphesini doğurdu. Görünen o ki devrim ve barışçıl yönü çarpıtılmak isteniyor.

Bu olaylar ve diğerleri, bilinmeyen taraflarca yapılan kontrolsüz ve koordinesiz gösteri çağrıları, Meslek Odaları Birliği ve ÖDGB’yi, devrimin barışçıllığına sıkı sıkıya bağlı kalmanın ve devrimi çarpıtan ve barışçıllığından uzaklaştıran hiçbir provokasyona veya eyleme sürüklenmemenin önemini vurgulayan bir bildiri yayınlamaya sevk etti. Meslek Odaları Birliği (SPA) devrimci gençlere "Şiddet yolunu teşvik eden veya önderlik eden herkesi ortaya çıkarmaları" çağrısı yaptı ve devrimin barışçıl yönünü baltalamak ve fitne çıkarmak isteyen bazı tarafların varlığı konusunda uyarılarda bulundu.  Bu çağrılar ve uyarılar, iktidarın devri konusunda müzakerelerinin kritik ve hassas bir noktaya ulaştığı bir dönemde yapıldı, zira bu konuda ya başarılı olunacak ya da müzakereler durma noktasına gelecek ve sokaklar yeniden hareketlenecek. Devrimi baltalamak isteyen kuvvetler, bu dönemde faaliyetlerini artıracaklardır, hedefleri fitne çıkarmak ve şiddet ortamını körüklemek. Çünkü önceki tüm dönemlerde, gençlerin göğüslerine doğrultulan tüm silahlardan daha güçlü olan barış silahı karşısında kaybettiler.

Barış her zaman Sudan’ın koruyucusu olmuştur, zira diğer devrimleri akamete uğratan vatanlarını yerle bir eden şiddet döngüsünden bu yolla korundular.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya