​Son Burgibalının vefatı

​Son Burgibalının vefatı

Cumartesi, 27 Temmuz, 2019 - 17:15

Tunus Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi; siyasi ağırlığı olan farklı sıcak dönemler ile dolu, yaklaşık bir yüzyıl süren yaşamın ardından hayata gözlerini yumdu. Avukat, siyasetçi Baci, özel ve genel yaşamı boyunca özel bir yapının karekterize ettiği bir dönemin rahminden doğdu. Birçok özelliklere sahip, kültür, sanat ve mimaride Endülüs izlerinin kendisini terk etmediği ve Arap kültürünü koruyan başkent Tunus’ta doğdu. Dini ve dünyevi ilimleri bir arada veren el-Sadıkıyye okulunda eğitim gördü. Ardından Sorbonne Üniversitesi’ne girerek Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Ulusal direnişçi Habib Burgiba ile ilişkisi siyasi ve düşünce babası olarak başladı. Tunus’un bağımsızlığını elde etmesi, beylik döneminin sona erip cumhuriyetin kurulması ile Burgiba’nın yardımcılarından biri olarak seçildi.

Habib Burgiba liderlikte ve siyasette özel bir okul gibiydi. Kendi deneyimi, kültürü ve eğitiminin ürünü olan bir eğitim metodu benimsemişti. Tunus toplumunu, toplumsal oluşumlarından ani bir şekilde koparmadan yenilikçi temellere dayanarak değiştirmeyi, modernleştirmeyi ve geliştirmeyi amaçlıyordu.

Bağımsızlık için mücadele aşamasında; siyasi ve fikri oluşumlarına büyük katkıda bulunduğu, partinin lideri ve cumhurbaşkanı olduğu on yıllara uzanan siyasi çalışmalar döneminde ulusal hedefleri gerçekleştirmede kendisine yardımcı olan büyük bir siyasi seçkinler grubuna güvendi. Bu seçkinlerin hepsi de onun partinin ve devletin babası, lideri olduğu konusunda hemfikirdi. Habib Burgiba’nın sahip olduğu zihniyet sayesinde Tunus deneyimi, Arap ve Afrika deneyimleri arasında özel ve benzersiz bir konuma sahip oldu. Burgiba; “al ve ver” şeklinde özetlediği aşamalı ve gerçekçi bir politika benimsedi. Tek derdi Tunus’tu. Ülkesinin sınırlarını aşan bir rol oynamak istemedi

Değişimin; eğitim ile zihinlerin değiştirilmesi, ekonomik gelişim, kadınların özgürleştirilmesi, kapsamlı ulusal bütünleşmeyi engelleyen dar toplumsal kalıpların aşılması ile gerçekleşebileceğini söylüyordu. Baci Kaid es-Sibsi, Burgibaizmin siyasi ve idari projesini gerçekleştirmede dayandığı gücü oluşturan seçkinlerden biriydi.

 Burgiba döneminde içişleri ve dışişleri bakanlığı ile Fransa büyükelçiliği görevlerinde bulundu. Sosyalist Düstur Partisi’nin başındaki seçkinler, Cumhurbaşkanı Burgiba’nın görüşlerini anlamalarını sağlayacak kültürel ve fikri yapıya ve parti içerisinde görüş ve öneride bulunma gücüne sahiplerdi. Bu da partinin, bir siyasi oluşumdan çok cepheye daha yakın olmasını sağladı. Örneğin; Burgiba’nın işgalci Fransa’ya karşı direnişinin çok erken bir döneminde ona eşlik eden Salih bin Yusuf daha sonra Burgiba’nın siyasi aşırılıkları olduğunu düşündüğü Nasırcı milliyetçi akıma katıldı.

Burgiba, Nasırcıların aksine ulusal görevlerin ilk sırada yer alması gerektiğini düşünüyordu. Arap Sosyalist Baas Partisi’ne Arap Bozgunculuk Partisi adını vermişti. Burgiba ile Yusuf arasındaki anlaşmazlık Yusuf’un vefatına kadar devam etti. Düstur Partisi içerisinde yer alan siyasi seçkinler, yeni Tunus hareketinin kurucu liderinin her dediğini itiraz etmeden kabul eden itaatkar bir gruptan ibaret değildi. Bilakis onun vizyonunu benimsemiş ama aynı zamanda parti içinde gruplar da oluşturmuşlardı. Parti içerisinde Habib Bulares, Muhammed Mestiri, Mohammed Mzali, Baci Kaid es-Sibsi, Ahmed bin Salah, Habib bin Yahya gibilerinin oluşturduğu gruplar vardı. Bu kişiler siyasi ve fikri girişimlere sahiplerdi. Bu girişimler genel olarak Başkan Burgiba’nın düşünceleri ile çatışmasa da parti içerisindeki farklı düşünce ve yorumları temsil ediyorlardı. Elbette siyasi, ekonomik ve toplumsal hayatın gelişmesi de parti içindeki siyasi seçkinler arasında farklı oranlarda yeniden değerlendirme ve yorunmalrın önünü açtı. Bazıları bu konuda Burgiba’dan ayrılacak kadar ileriye giderken bazıları ise parti yönetimi ve başta ekonomik olmak üzere Burgiba’nın politikaları ile ilgili görüşlerini açık ya da gizli bir şekilde dile getirirken ona bağlılıklarını korudular.

1962 yılındaki darbe girişimi rejimi sarstı. Bunun yanında Mısır’ın  siyasi baskısı da korkunun çıtası yükselterek Başkan’ın devlet ve parti üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmasına, çevresindekilere yönelik şüphelerinin ve güvenlik organının rolünün artmasına yol açtı. Sosyalist Düstur Partisi’nin 1972 yılında düzenlenen kongresi, Tunus’un siyasi yaşamında özel bir dönüm noktası oluşturdu. Parti içerisinde bazı seçkinler açıkça yeni eğilimleri yüksek sesle dillendirmeye başladı. Hatta yeni bir örgütlenme ve akım ortaya çıktı. Ahmed Mestiri’nin liderliğinde Sosyalist Demokratlar Hareketi kuruldu. Baci Kaid es-Sibsi’nin parti üyeliği donduruldu.

Merhum Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi ile dostluğa dayanan bir ilişkimiz vardı. Siyasetten uzakta emekli bir hayat sürdüğü, benim de Libya’nın Roma büyükelçisi ve ardından dışişleri bakanlığı görevlerini yerine getirdiğim zamanlarda ne zaman Tunus’u ziyaret etsem onunla görüşürdüm. Onunla Arap Mağrip bölgesinin sorunlarını, Tunus-Libya ilişkilerini, batılı ülkeler ile aramızdaki ilişkileri görüşmeye önem verirdim.

Devrimden sonra ilk önce Tunus başbakanı ardından da cumhurbaşkanı seçildiğinde de bu görüşmelerimiz hiç kesilmeden devam etti. Benim için aklın, tecrübenin ve özgün bir düşüncenin sesiydi. Merhum cumhurbaşkanı hayatı boyunca farklı siyasi aşamalardan geçti. Burgiba döneminde birçok pozisyonda çalıştı.

Zeynel Abidin Bin Ali döneminde ise bir yakınlaşıp bir uzaklaştı ve meclis başkanlığı görevini üstlendi. Bin Ali ile birçok konuda anlaşmazlığa düşmesi üzerine siyaset sahnesinden ayrıldı. Devrimden sonra Fuad Mebazaa’nın geçici olarak cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirdiği sırada başbakanlık görevine getirilerek benzersiz koşullardan geçen Tunus’un siyasi sahnesine geri döndü.

Ülke; sıcak sorunlar ve komplikasyonlar ile tamamını tehdit eden bir terör dalgası ile karşı karşıyaydı ve yakın komşusu Libya’da silahlı bir ayaklanma vardı. Bu aşamada; eski ve yeni bir gücü, ülkenin doğuş aşamasında oluşmuş bir zihniyeti, Tunus’un olgunluk çağını temsil eden es-Sibsi bu karmaşık siyasi geçiş savaşını yürütmek için sahneye geri döndü. Baci Kaid es-Sibsi, yalnızca liderinin emrettiği her şeyi itiraz etmeden yerine getiren bir mürit, öğretmeninin her dediğini kabul eden bir öğrenci değildi. Bilakis Burgiba’nın metodunu anlayarak benimsemişti. Aynı şekilde sadece emirleri yerine getiren bir takipçi değildi ve  Büyük Mücahit’in gölgesi altında yaşamayı reddetmişti. Ama bu kez ülke çok daha zor birdönemden geçiyordu ve başka türden bir sıvının oluşturduğu dalgalar ile mücadele ediyordu.

Ülke tam anlamıyla zayıf bir durumdaydı ama siyasi sahneye çeşitli partiler, düşünceler, emeller, farklı ideolojik ve siyasi önermeler ile doluydu. Böyle bir aşamada       es-Sibsi; ılımlılık, “al ve ver” politikası, uygun ve verimli siyasi oluşumlar inşa etme gücüne dayan deneyim ve tecrübelerinden doğan metodu ile silahlanmış olarak siyaset sahnesine güçlü bir şekilde geri döndü. Troyka hükümeti ile çalıştı, Nida Tunus Partisi’ni kurdu, cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday oldu ve İslamcı Nahda Partisi’ne rağmen  kazandı.      Es-Sibsi iki parti arasındaki büyük anlaşmazlıklara rağmen uçurumu kapatmaya ve Nahda ile bir uzlaşıya varmayı başardı. Son Burgibalının gidişi ile Düsturcu Burgibalılar arasından yeni dönemi yönetecek üçüncü bir Burgibalı mı sahneye çıkacak yoksa ülke, farklı bir zihniyete sahip ve ülkelerinin içinde bulunduğu benzersiz durumun onları yeni bir politik metot icat etmeye yönelteceği yeni nesil liderler tarafından mı yönetilecek?


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya