Tunuslular Sibsi'nin vefatına neden üzüldüler?

Tunuslular Sibsi'nin vefatına neden üzüldüler?

Cuma, 26 Temmuz, 2019 - 09:30
Emel Musa
Tunuslu şair ve yazar
Tunus Cumhurbaşkanı el-Bâci Kâid es-Sibsî birkaç gün önce ölüm haberi ortalıkta dolaşacak kadar ağır bir hastalık geçirmesine rağmen hemen toparlanmış cumhurbaşkanlığı çalışmalarına mütevazı bir dönüş yapmıştı, öyle ki Tunus halkı yakın bir ölüm ihtimalini uzak görmeye başlamıştı.

Ancak ölüm, bu dünyada ne kadar uzun yaşarsanız yaşayın herkes için mukadder bir sondur.

Açık ve dürüst olacağım, her ne kadar ülkenin yönetimi gibi önemli bir sorumluluğu yüklenmiş olsalar da siyasetçilerin ölümü, bizimle kan bağı olan yakın akrabalarımızın veya kendilerine büyük bir tutkuyla sevgi beslediğimiz sanatçıların ölümü kadar acı vermez ve bizleri sarsmaz.

Bununla birlikte, bu bir kural değildir, insanlar hükümdarlarının ve başkanlarının ölümüne üzülürler, örneğin Mısır halkının ve tüm Arap dünyasının Cemal Abdunnasır’ın ölümüne üzüldükleri gibi Arap vicdanında hala canlı kalan üzüntülerden biridir.

Ayrıca unutmamak gerekir ki ölüm kişiyi güzel kılar. Ölüm anında, kişinin kusurlarını unuturuz, güzel yönlerini zikretmeye çalışırız. Hâlbuki bu gibi durumlar genelde ölümden önce gerçekleşmez.

El-Baci Kaid es-Sibsi öldü ve pek çok Tunuslu arasında büyük bir hüzün bıraktı. Destekçileri ve muhalifleri aynı hüznü paylaştılar. Yıllardır kendisinden şikâyet etmelerine, sürekli iğnelemelerine ve açıkça eleştirmelerine rağmen Tunusluların başkanlarına yönelik üzüntülerini nasıl okuyabiliriz?

Öncelikle ölüm basit bir hadise değildir. Nasıl ki Babanın ölümünde aile sarsılır ve üzülür, başkanların ölümünde de halk sarsılır ve üzülür. Bu duyguyu bir nevi yetim kalma hali olarak niteleyebiliriz. Genel olarak Arap bölgesinde halk ve başkanları arasında bir babalık ilişkisi vardır, ancak birçok ülkede reddedilen ve karşı konulan bir babalıktır. Ancak, başkan öldüğünde kısa ve anlık olsa bile, halkımızın yaşadığı yetim kalma duygusunu inkâr edemeyiz.

İkincisi: İlk defa bir Tunus devlet başkanı, halen Tunus'un en üst makamı olan Silahlı Kuvvetler genel komutanı iken ve Kartaca Sarayı'nda başkanlık görevini yürütürken vefat ediyor. Bu önemli bir nokta ve Tunusluların daha önce hiç yaşamadıkları yeni bir olayı temsil ediyor. Tunus'u bağımsızlık ve mücadele meşruiyeti ile yöneten, Tunusluların sembolik manevi babası olan ve modern Tunus’u inşa eden Habib Burgiba’yı Tunuslular gereği gibi uğurlayamadılar, ölümünden dolayı duydukları üzüntüyü yeterince dile getiremediler. Vefat ettiğinde kendisi yönetimde değildi ve Kartaca Sarayında yaşamıyordu.

Eski Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali de 14 Ocak 2011 devrimi patlak verdiğinde devrildi. Bu yüzden Başkan el-Baci Kaid es-Sibsi, son dinlenme yerine Kartaca Sarayı'ndan çıkan ilk kişi oldu.

Tunuslular Sibsi’nin vefatına üzüldüler, zira Kasım 2014’teki devrimden sonraki ilk demokratik başkanlık seçimlerinde seçimle başa gelen ilk cumhurbaşkanıydı. Yani, oy sandığı yolu ile bizzat kendilerinin seçtiği bir başkandı.

Tunuslular Sibsi’nin vefatına üzüldüler, zira kendisi Burgiba siyasi ekolünü temsil ediyordu ve Burgiba iktidarında bakanlık görevlerinde bulunmuştu. Dahası, devleti temsil kabiliyeti eşsizdi, Burgiba tarzı bir yönetim şeklini benimsemişti ve söylemleri de onun söylemlerini andırırdı.

Sibsi'nin siyasi hayata dönmesi ve “Nida Tunus” partisinin kurulmasına öncülük etmesi, özellikle Ulusal Kurucu Meclis seçimlerinden zaferle çıkan “Nahda” hareketinin iktidara yükselişine karşı çıkanları bir araya getirebilmesi ve siyasi ortamı sakinleştirmesi-ki tek bir siyasi hareket içinde dahi ideolojik farklılıklar vardı- o zamanki Tunus siyasi eğiliminde bir dönüm noktası yarattı. Bu, onu Tunus'un modernleşme projesinin kurtarıcısı ve Tunus devletinin koruyucusu yaptı. Zira tarihsel temelleri ve disiplinli yapısıyla etkili bir konumda bulunan Nahda hareketinin ülke üzerinde hegemonya kurmasına mani olmuştu.

Tunuslular Sibsi’nin vefatına üzüldüler, çünkü onları zor bir zamanda bıraktı, Tunus borç yükü altında inliyor, ekonominin çarkları henüz dönmeye başlamadı, siyasi arenada bölünmeler yaşanıyor, Tunus'un umudunu temsil eden Nida Tunus Partisi dahi bölünme tehlikesine maruz kalmış durumda, partiden ayrılanlar yeni siyasi hareketler kurdular. Başka bir deyişle, modernist siyasal seçkinler o kadar parçalandılar ki en azından devleti modernistlerin elinde tutmak için göreceli çoğunluğu kazanma şansına dahi sahip değiller.

Kasım ayında Tunus, devrimden sonra ikinci bir yasama ve cumhurbaşkanlığı seçimine girecek ve merhum Sibsi yaşasaydı Nida Tunus partisinden ikinci kez aday gösterilecekti. Başka bir deyişle, Sibsi'nin vefatı siyasi kartların yeniden karılmasına neden olacak, bazı taraflar ve partiler tarafından yapılan hesaplar yeniden gözden geçirilecek, bazı hesaplar değişikliğe uğrayacak ve belki de bazıları tamamen silinecek.

Tunusluların cumhurbaşkanı el-BAci Kaid es-Sibsi'ye duydukları üzüntü son derece karmaşıktır, bazıları başkanlığı kazandıktan sonra Nahda ile uzlaşma politikasına bağlı kalmasını seçim öncesi vaatlerinden geri adım atması şeklinde yorumladılar. Ancak vatanseverliği, politik zekâsı ve çözüm bulma yeteneğinden hiç kimse şüphe etmedi. Tunus'un kavga ve farklılıklarının bir tavanı olduğunu ve o sınıra ulaşıldığında Tunus dehasının çözüm adına devreye girdiğini verdiği röportajlarda bizzat kendisi dillendirirdi.

Burgiba’nı seçkin evladına Allah rahmet eylesin, bu iki tecrübeyi hak ettikleri tarihsel ve objektif bağlamına koyma fırsatını kaçırmamalıyız.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya