Sudanlıların geçiş hükümetinde istemedikleri şeyler

Sudanlıların geçiş hükümetinde istemedikleri şeyler

Perşembe, 25 Temmuz, 2019 - 14:45
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
Geçiş aşamasında Sudan'ın başına gelebilecek en kötü şey, beklenen sivil hükümetin herhangi bir şekilde kotalardan etkilenmesidir. Devrimin eski rejim lideri Ömer El Beşir’i devirmeyi başarmasından bu yana yeni bir iktidar bekleyen ve ortaya çıkan hükümet boşluğuna tahammül eden Sudan halkı, bir sonraki hükümetin parti kotalarından uzak olmasını bekliyor. Pek çok silahlı ve silahsız, bağımsız taraflardan oluşan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG)  bileşenlerine yapılabilecek adam kayırmalarını tasvip etmiyor. Yeni hükümetin bağımsız teknokratlardan oluşmasını arzu ediyor.

Bu girizgâhın nedeni, Geçtiğimiz birkaç gün içinde, “Sudan’ın Çağrısı” hareketinin bir parçası olan Devrimci Cephe’nin silahlı kanatlarının, ÖDBG ile yaptıkları görüşmelerde, egemenlik konseyinde yer almak ve sivil hükümette pay almak istediklerini dillendirmiş olmalarıdır. Daha da kötüsü, barış düzenlemelerini görüşme ve Sudan’ın her yanına bu barışı götürme çabaları çerçevesinde yapılan görüşmelerin bu nedenden dolayı tıkanmış olmasıdır. Normalde geçiş döneminin ilk 6 aylık dönemi boyunca 12 noktanın 11’inde anlaşmaya varılmıştı. Ardından, geçiş dönemindeki iktidar yapıları üzerindeki müzakereler tıkanmıştı. Silahlı hareketler, geçiş döneminin ilk altı ayında görüşülecek olan barış dosyası ele alınana kadar sivil hükümetin oluşumunun ertelenmesi talep etmişti. Silahlı hareketler, Egemenlik konseyinde ve sivil hükümette bir hisseyle temsil edilmek istiyor. Liderlerinden bazıları, eski rejim ile mücadele ettiklerini, dolayısıyla hükümete katılma haklarının olduğunu öne sürerek konseyde en az iki sandalye istediklerini söylediler. Pek çok kimsenin beklemediği şey, Sudanlılar arasında çeşitli sosyal medya platformlarında sorunun neden olduğu öfke dolu tepki ve kategorik reddetmedir. Esasında kotalar konusunda kullanılan dil, ÖDBG deklarasyonunun temel ilkelerini de zedelemektedir. Zira yeni hükümetin bağımsız teknokratlardan oluşması öngörülüyordu.

Buna ek olarak şunu da belirtmem gerekir ki, barışın gerçekleşmesi kotalarla sağlanamayacaktır. Kalkınma ve ötekileştirme sorunları, servet ve hizmetlerin farklı bölgeler arasında dengeli bir şekilde dağıtılması sorunu birkaç bakanlık koltuğunun silahlı hareketlere dağıtılması ile çözülemez. Bu sorunlar daha dirayetli çözümler gerektirmektedir, Sudan'daki siyasal akıl yeniden formüle edilmeli, barış süreci kapsamlı bir bakış açısına göre ele alınmalıdır. Birkaç makamın dağılımı, temel bir mesele olmaktan çıkmalıdır. Ülkede barış ancak, dengeli bir kalkınma için çalışmak ve yıllardır ötekileştirilmiş kitlelerde var olan aldatılmışlık duygularını ortadan kaldırmak ile olur. Belki de mevcut devrimin en güzel yönlerinden biri de, tüm bölgelerin kaygılarının Sudan'ın bütün şehirlerinde ve bölgelerinde yüksek sesle dillendirilmiş olmasıydı, Beşir rejiminin körüklediği Darfur'daki savaşın neden olduğu acılar her yerde yankılandı. Devrim gençliği “Ey ırkçı ve kibirli! Bütün ülke Darfur'dur” sloganını her yerde atmıştır.

Kota konusuna duyulan kızgın tepkiler karşısında, Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa'daki müzakerelere katılan liderler, görüşmelerinin amacının kota ve iktidar paylaşımını görüşmek değil barışı tartışmak olduğunu vurgulayan ifadeler ve açıklamalar yaptılar. 19 Aralık'ta başlayan ve barışçıl yaklaşımı ile tüm dünyayı etkileyen devrimin lideri olarak ortaya çıkan ve yıldızı her geçen gün parlayan ÖDBG, kota yöntemini kategorik olarak reddetti. ÖDBG’nin kıdemli lideri Dr. Muhammed Naci el-Esem, kota sisteminin kabul edilebilir bir tarafının olmadığını belirtmenin yanında "Kota sistemi Sudan halkı önündeki sorumluluğumuza halel getirir niteliktedir, çünkü aslen bizler iktidar sahibi değiliz ki bu makamları dağıtma gücümüz olsun… İktidarın sahibi halktır. Halk da ÖDBG’nin ilan ettiği programı uygulamaya koyacak liyakat sahibi kimseler istemektedir ” Dedi.

Halk endişe duymasın diye, ÖDBG de, Ocak ayında imzalanan "özgürlük ve değişim" ilanlarına bağlı kalacağını, geçiş dönemindeki yönetimde parti kotalarını reddedeceğini, halkın sloganlaştırdığı gerçekleri görmezden gelmeyeceğini bir kez daha ikrar etti. Bir hatırlatma olarak, ÖDBG Deklarasyonunun ikinci fıkrasında "ulusal geçiş hükümetinin milli teknokratlardan oluşturulması, Sudan halkının tüm kesimlerinin ittifak ettiği bir husustur" şeklinde bir vurgu vardır. Birkaç defa da bu gerçek, çeşitli vesilelerle vurgulanmıştır.

Tüm bu ifadeler ve açıklamalar, Addis Ababa toplantısında kotaların konuşulması sonrasında ortaya çıkan gerilimin sakinleşmesine yardımcı olmuş olabilir, ancak meselenin her yönüyle açıklığa kavuşması ÖDBG ile Devrimci Cephe arasındaki anlaşmanın detayları ortaya çıktıktan sonra olacaktır. Pek çok soru hala cevap beklemektedir. Bu sorulardan biri de, ÖDBG’nin Egemenlik Konseyi'ndeki payını Devrimci Cephe’ye devretmesi ile ilgilidir. Devrimci Cephe adayının kimliği de belirsizliğini korumaktadır. Daha fazla tartışmadan kaçınmak için Egemenlik Konseyindeki temsilin, ÖDBG’de yer alan taraflarca değil, bölgelerdeki önemli şahsiyetlerce sağlanması kararlaştırıldı.

Prensip olarak buna Sudanlıların çoğunluğu karşı gelmiyor, Ancak her blok kendi adayları için ısrar ederse işler karmaşıklaşabilir. Çünkü sivillerin Egemen Konseydeki payı altı sandalyedir, yani Sudan'ın çeşitli bölgelerini temsil eden adaylar üzerinde uzlaşmaya varmak için “ÖDBG” bileşenleri arasında tavizlere ihtiyaç duyulacak demektir.  Bu adayların bağımsız teknokratlardan oluşması, ÖDBG bileşenlerini oluşturan bloklardan, silahlı hareketlerden veya partilerden oluşmaması gerekiyor ki mesele “ÖDBG” blokları veya diğer bileşenler arasındaki kota meselesine dönüşmesin. Aynı durum, farklı bölgelerin temsil edilmesinde karar kılınan Bakanlar Kurulu için de geçerlidir. Ancak, söz konusu sorunun çözülme ihtimalinin belirmesi ile birlikte, başka bir sorun ortaya çıktı. Silahlı hareketler, geçiş dönemi içerisinde bölgelerin temsilcileri olarak makamlara getirilen üyelerine geçiş dönemi sonunda yapılacak demokratik seçimlerde yer almamak şartı ile bazı ayrıcalıklar tanınmasını talep ettiler. Son zamanlarda ÖDBG ile Askeri Geçiş Konseyi (AGK) arasındaki siyasi anlaşmada da yer alan bir şart. Bu sızan haberler doğru olsa bile, silahlı hareketlerin iki nedenden dolayı bunlardan taviz vermek durumunda kalacağını tahmin ediyorum.

Birincisi, uzun ve hassas müzakerelerin ardından imzalanan siyasi anlaşmaları değiştirmek zordur.

İkincisi, söz konusu madde (Kota sistemini reddeden) geçici hükümetin partizan hesaplamalar yapmaktan uzak durması ve herhangi bir tarafın diğerinin aleyhine çalışmasını engellemek için kondu. Kişilerin siyasi ve partizanca çatışmalara katılmaları yerine birçok acil dosyayla başa çıkmaları, üç yıl sonra planlanan demokratik seçimlere hazırlanma adına tarafsız ve bağımsız hareket etmeleri arzu ediliyor. Maddenin değiştirilmesi, Egemenlik Konseyine veya Bakanlar Kuruluna iştirak edecek AGK üyelerine geçiş döneminden sonraki yönetime katılma kapılarının açılması anlamına gelir.

Addis Ababa toplantıları sırasında yaşanan tartışma, tüm bileşenleri ile ÖDBG’ye önemli bir mesaj verme fırsatıydı; ‘Sudan halkının çoğunluğu ve devrim güçleri, geçici hükümetin yapılarının oluşturulmasında kota fikrini tamamen reddediyor, bağımsız teknokratlar hükümet sistemine ise sıkı sıkıya bağlılık gösteriyor’ mesajı verilmiş oldu.

ÖDBG liderlerinden, özellikle de Meslek Odalarının sembol isimlerinden ve devrime yakın olanlarından beklenti, geçiş dönemindeki daha önemli çalışmalara yoğunlaşabilmek için kendilerini geçici hükümete katılmaktan alıkoymalarıdır. Bu çalışmalar ise, devrimi ve kazanımlarını korumak, hedeflerine ulaşmak için çalışmak ve Sudan'ın demokratik seçimler aşamasına geçme hedefine ulaşmadan önce ortaya çıkabilecek herhangi bir olumsuz girişimi engellemek. O tarihe ulaşırsak, kapı herkesin oy sandıkları aracılığıyla serbestçe rekabet etmesine açık olacak.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya