İran tuzağa düştü

İran tuzağa düştü

Perşembe, 25 Temmuz, 2019 - 08:45
Selman Dusari
Suudi Arabistanlı gazeteci, Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
İran, Devrim Muhafızları'nın maskeli beş askerinin İngiliz bandralı Stena Impero isimli petrol tankerinin yüzeyine helikopterden iniş videosunu yayınladığında kendi kazdığı kuyuya düştüğünün farkında değildi.

Tankere el konmuş, Bender Abbas limanına gitmeye zorlanmış ve İran bayrağı tankere çekilmişti. Tahran rejimi Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü göstermek ve güç gösterisi yapmak için bunu yapmıştı.

Deniz yoluyla taşınan petrolün yüzde 30 ila 40'ı buradan yapılmaktadır. İran, İngiltere Deniz Kuvvetleri'nin Cebelitarık'taki bir İran petrol tankerini alıkoymasına misilleme yapmış gözüküyor. Ancak İngiliz petrol tankerine Afrika Boynuzu'ndaki korsanlar gibi el koyması tehlikeli bir davranış.

ABD ve İran arasındaki mevcut savaşta Avrupa’nın tarafsızlık pusulası, ABD tutumunun yanında saf tutmaya doğru kaymıştır. İngiltere, Hürmüz Boğazı'ndaki nakliyeyi korumak için Avrupa liderliğinde bir deniz koruma kuvvetinin kurulmasını hemen ilan etti ve Londra, 2016 yılında askıya alınan yaptırımların yeniden uygulamaya konması için AB ve BM’yi teşvik etmeye çalışıyor.

Birleşik Krallık'taki İran varlıklarının dondurulması kararı da alındı. Dolayısıyla İran'a karşı uluslararası durum yeniden şekillenmekte ve artık ABD-İran çatışması, oyun dışında kalan Avrupa’yı da kapsayacak hale gelmektedir. Ancak Avrupa, daha önce uzaktan seyrettiği bu savaşa, savaşa katılan bir unsur olmak için kademeli olarak girmektedir.

İran bu tuzağa düştükten sonra AB ve ABD neredeyse aynı safta yer almaya başladı, tek fark krizle başa çıkma yöntemlerinde yatmaktadır.

Washington daha katı bir tavırla sopa gösterirken, Avrupa başkentleri hala havuç sallıyor, gerilimin tırmanmasına ya da bölgede savaşa neden olabilecek her türlü eyleme karşı olduklarını sürekli vurguluyorlar. Aslına bakarsanız, herkesin kaybedeceği bu savaşa herkes karşı, ancak hiç şüphesiz bu savaşın en büyük kaybedeni İran olacaktır. Avrupa ülkelerinin İran kışkırtmalarına karşı çıkmak için deniz ittifakı yoluyla bu mücadeleye katılımı, onları Tahran'ın saldırgan davranışlarıyla doğrudan karşı karşıya getirecektir.

Herkesi soğukkanlı olmaya davet eden beyanlarını uzaktan veremez artık. Elinde ateş olan, elinde su olan gibi değildir. ABD ve Suudi Arabistan başta olmak bölgedeki müttefikleri doğrudan İran’la yüzleşmekte ve onun ortaya koyduğu kötülüklere karşı durmaktadır. Daire, geçtiğimiz günlerde Avrupa'daki başkentlerin katılımıyla genişledi, Tahran tarafından tanker savaşları üzerinden yürütülen kışkırtmalara daha fazla seyirci kalamayacaklarını anladılar, zira İran Hürmüz Boğazı gibi hayati bir atardamar üzerinden sağlanan petrol arzını bozdu.

İran, dünyaya Körfez'deki gerilimin Washington ve Riyad ile doğrudan karşı karşıya gelmesinden kaynaklandığına dair çelişkili mesajlar vermeye başladıktan sonra, büyük dünya güçleri İran ile yüzleşmek için aynı safta yer almaya başladı.

İran güçlü bir kartını daha kaybetmiş oldu, önümüzdeki günlerde çemberin, İran'ın dışarı çıkmak için mücadele ettiği köşeye sıkıştırmak için genişlemesi bekleniyor. Bugün İran her ikisi de acı iki seçeneğe sahip: ilki, Zorlu yaptırımlar karşısında teslim olmak, nükleer projesini önleyen katı müzakere şartlarını kabul etmek, uluslararası kanunlara boyun eğmektir. Bu durumda kışkırtmalarına devam edemeyecektir, zira karşısında uluslararası toplulukları bulacaktır. Dolayısıyla, kriz son çözüm olarak askeri eylem olan B seçeneğine geçerse, çatışma Amerikan-Suudi-İran şeklinde olmayacak, uluslararası-İran şeklinde olacaktır. Bu da İran’ın konumunu askeri ve diplomatik olarak son derece zayıflatacak, kendisini ucu bucağı gözükmeyen bir uçurumun eşiğine getirecektir.

Devrim Muhafızları, İran-Irak Savaşı sırasında Basra Körfezi sularında, Batı kuvvetlerinin deniz kuvvetleriyle karşı karşıya kaldıklarında, İran'ın kışkırtmalarına yanıt olarak Körfez sularındaki petrol tankerlerini korumak için “petrol savaşları” Operasyonu başlatılmıştı. İran’ın söz konusu hamlesi ters tepmiş, İran hayal kırıklığına uğramıştı, zira batı hükümetlerinin ellerinde İran karşıtı bir tavır takınmada bir koz oluşmuştu, dolayısıyla da İran rejimine karşı durdular. Öte yandan, İran gemilerinin saldırıları, tankerler, petrol arzı veya petrol fiyatları üzerinde çok az etki bıraktı. Fakat İran yine de gerginliği tırmandırma kararı aldı, Batı askeri güçleriyle yüzleşmeyi tercih etti, ancak 1988’de ABD Donanması İran donanmasını hezimete uğrattı. Şurası kesin ki, benzer gelişmeler olursa bu sefer de sonuç farklı olmayacaktır.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya