Birleşik olmayan Johnson Krallığı

Birleşik olmayan Johnson Krallığı

Çarşamba, 24 Temmuz, 2019 - 14:15
İngiliz Avam Kamarası'ndaki sahnelerin perde arkalarında ve Muhafazakâr Parti’nin seçkin kurullarında bir sürpriz kendini gizlemiş beklemiyorsa -ki beklenmeyen bir durum- bugün, İngiltere yönetiminin Teresa May'den Boris Johnson'a geçmesi bekleniyor. Bayan May İngiltere’de başbakanlık görevinden siyasi yönden bir bölünmüşlük yaşarak ayrıldığı doğrudur. Ancak, Bay Johnson'a partinin liderliği ile birlikte iktidarı devretmesi bekleniyor, belki de bu durum bölünmeyi daha da keskin hale getirecek. İngiltere bünyesinde üç yıldan fazla uzun bir süredir devam eden Kanlı Brexıt serisinin yarasının hemen iyileşeceğini hayal etmek oldukça zordur.

Boris Johnson başkanlığındaki bir hükümette, Birleşik Krallık içindeki bölünmenin daha da keskin hale gelmesinin temel nedenlerinden biri, adamın bizzat kendi karakteri, sonra da politikalarıdır. Bu bağlamda, çeşitli partilerden gelen bir politikacı akımı var ve bunlar Johnson’ın İngiltere Dışişleri Bakanlığı görevine (2016-2018) ulaşmasını dahi başlı başına bir hata olarak görüyorlar ve bu hatanın sorumluluğunu birinci derece Teresa May’e yüklüyorlar. Bu iddianın savunucuları, o zamanlar, adamın çapsızlığının, bu makamın önemine ve taşıdığı hassasiyete aykırı olduğunu gördüler. Ayrıca Londra Belediye Başkanlığı sorumluluğunun, Johnson gibi bir kişiliğin alabileceği en yüksek resmi makam olduğunu söyleyecek kadar ileri gidenler de var. Bu tür ifadeleri söyleyenlerin çoğu sübjektif gerekçelere dayanmıyorlar, bilakis aralarında kültürünün zenginliğini, bilgisinin genişliğini, ifade ve yazma yeteneğini, takdir eden adamlar var. Ancak kendisinde yönetişim yükünü taşıyacak kadar bir kapasite görmüyorlar. Atlantik'in arkasından, stratejik düşünür Amerikalı Steven Bannon'u getirmek durumunda kaldılar. Bilindiği üzere Bannon Başkan Donald Trump'ın Beyaz Saray'a ulaşmasında önemli bir rol oynamıştı. Donald Trump'ın yakın çalışma ekibiyle özellikle de damadı ve yakın danışmanı Jared Kushner ile yaşadığı anlaşmazlığın ardından siyasi oyun alanından kaldırılmıştı.

Boris Johnson'ın politikalarına gelince, görüş ayrılığı, kişinin karakteri üzerindeki anlaşmazlık sınırlarının ötesine geçiyor, zira başbakan olduktan sonra tüm politikaların özüne dokunacak sorunlar bekleniyor. İlk endişe, bu bağlamda, İngiltere’nin AB’den çıkmasıyla (Brexit) ilgili eğilimlerle ilgilidir. Teresa May hükümetinin bazı bakanları, Johnson'la çalışmayı reddetmekte tereddüt etmediler. 

Johnson tarafından görevden alınma ihtimalini göz önünde bulunduran Maliye Bakanı Philip Hammond, Teresa May’ın resmi olarak Kraliçe II. Elizabeth'e istifa dilekçesini vermeden önce hükümetten ayrılacağını söyledi. İlgili bağlamda, İngiltere'nin AB’den sorumlu Bakanı Alan Duncan dün istifa ederek Brexit’ı İngiliz ufku üzerinde dolaşan "kara bir bulut" olarak nitelendirdi. İngiltere’nin, Ekim ayının son gününde Brexit’ı tamamlaması konusunda ısrar eden Johnson’ın yönettiği bir hükümetteki siyasi bölünme daha da derinleşecektir. Zira kendisi sadece Brüksel’deki AB liderliği ile bir anlaşmaya varılsa bile çıkışın gerçekleşmesini arzu ediyor. Bu tür bir senaryonun yürürlüğe girmesi halinde, resmi olarak ilan edilmemiş olsa dahi bunun bir tür İskoçya bölünmesine yol açması muhtemeldir. Zira Hem Galler'de hem de Kuzey İrlanda'da huzursuzluk hâkim olacak, ülke siyasi bir belirsizlik içinde kalacaktır.

Boris Johnson'ın, kendi politik tutumu da dâhil olmak üzere alacağı tutumlar belirsiz olan bir krallıkta iktidara geldiği çok açıktır. Yeteneklerini kullanarak bu karmaşıklığı aşabilir ve durumu değiştirebilir mi? Siyasi eylemde hiçbir şey sabit ve değişmez değildir. Neredeyse yedi yıl önce, Londra’nın siyasi mahfilleri, Londra’nın başarılı bir belediye başkanı olan Johnson’ın o zamanlar partinin başkanı ve başbakan olan David Cameron’la rekabet edebilme ihtimalinin arttığını görüyorlardı. 10 Temmuz 2011 tarihinde "el-Mecelle" dergisindeki bir makale aşağıdaki soruyu içermekteydi: "Arap başkentlerindeki karar alma merkezleri, muhafazakârların 2015 seçimlerini kazanması durumunda Başbakan Boris Johnson ile başa çıkma olasılığına hazırlıklı olmalarında bir yarar var mı? Johnson, başbakan olma hırsının olmadığını sürekli dile getirdi. Bir keresinde 10 Numara Downing Street'te bulunan İngilltere Başbakanlık Konutu'na oturma ihtimalini, Elvis Presley'i Mars'ta yürürken görme hayaline benzetmişti. Konuşma bir şey, hayal gücü farklı bir şeydir, ancak gerçeklik somut pratik bir şey olmaya devam edecektir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya