Din-Bilim ilişkisinde cevap bekleyen sorular

Din-Bilim ilişkisinde cevap bekleyen sorular

Çarşamba, 24 Temmuz, 2019 - 08:45
Tevfik Seyf
Suudi yazar ve düşünür
Dinin amaçlarını anlamadıkça ve geleneksel bakış açısının dışında yeni bir bakış açısı kazanmadıkça, bilim ve din arasındaki ilişkiye dair soruları bitireceğimizi sanmıyorum.

Yüzlerce insan bu sorular üzerinde düşündü, birçoğu kolay ama elverişli olmayan cevaplar verdiler.

Din-Bilim ilişkisini ya ikisi arasındaki uyuma vurgu yaparak ya da aralarında çelişki olmadığını izah ederek açıklama yoluna gittiler.

Bu nedenle mesele, bu çağda dinin konumu etrafındaki tartışmayı merkezi kabul eden ve genel halkı ilgilendiren birçok konu için bir başlangıç olduğunu düşünen dini ıslah savunucularını meşgul etmeye devam etti.

Meselenin bizzat kendisi önemlidir, çünkü modern insanların yaşamları, dinlerden ve manevi değerlerden uzak bağlamlarda geliştirilen bilimsel bilgiler tarafından yönetilmektedir.

Bunun anlamı, meselenin doğru bir şekilde anlaşılmaması, insanların kendi yaşamları için daha gerekli gördükleri bilimin sürüş koltuğunu işgal etmesine yol açabilecektir. Zira din hayatın dışına çıkarılmaya başlandı.

Geçmişte, bu tartışmanın Müslüman-Batı iletişimi ile ilişkili olduğunu düşünürdüm. Ama daha sonra bunun kadim bir tartışma konusu olduğunu fark ettim.

İki kitabını, akıl yürütme yöntemleri ile dini bakış açısı arasında bir yakınlaşma olasılığını kanıtlamaya adayan Ebu’l-Velîd İbn Rüşd (1126-1198) olarak bilinen Endülüslü filozof ve fıkıhçı, bu konuyu dikkat uyandıracak nitelikte işledi.

“Faslu’l-Maḳal fîmâ beyne’l-Hikme ve’ş-Şerîʿa mine’l-İttisâl”/Felsefe ve Din arasındaki münasebet ve ittisal ve “El-Keşf an Menâhici l-edille fi akaidi’l-Mille/Felsefe-Din İlişkisi” isimli iki kitabında bu konuları ele almıştır.

İbn Rüşd'ü bu tartışmaya katılmaya sevk eden mesele, bugün bizi meşgul eden meseleyle aynıdır, yani “Aklın değerlerin inşa edilmesinde bir rolü var mı, yoksa bu rol dinle sınırlı mı? İbn Rüşd döneminde gündeme getirilen konuların çoğunlukla kelami/inanca dair tartışmalar olduğu tartışma götürmez bir meseledir.

Günümüzde, en önemli konular insanların yapıp ettikleri (fiiller) ve bunlardan doğan dini yükümlülüklerdir.

Dolayısıyla artık bu mesele fıkhi bir çerçevede ele alınır olmuştur, ancak yine de temel çözümlere ulaşılması, meselenin din ve ahlak felsefesi bağlamında ele alınmasını gerekli kılmaktadır.

Bazı okuyucular yukarıda geçen soruyu gereksiz görebilir, zira bu meselenin yıllar önce çözülmüş olduğunu düşünüyor olabilirler, Ancak gerçek bu şekilde değil. “Dinin akla verdiği önem” gibi basit konular hakkında soyut ve teorik soru sormuyoruz. Aksine -işlevsel olsun diye- Kur'an ve Sünnet'e dayandığımız gibi akla bağımsız olarak dayanabilmenin imkânını soruyoruz.

Diğer bir deyişle akıl tek başına değer belirleyebilir, dini hüküm (Kur'an ve Sünnet’te açıkça yer almayan) ortaya koyabilir mi şeklinde bir sorgulama yapıyoruz.

Tartışmanın ana eksenini ortaya koymak adına, ortaya atılan sorunu şu iki soruda özetleyelim:

A- Akıl, Kur'an ve Sünnet gibi müstakil bir teşri kaynağı mı yoksa sadece o ikisine tabi bir araç mı?

Bu soru şu şekilde de formüle edilebilir: Müslümanlar –Aklı sahibi insanlar olarak -zaman içinde dini değerlerin inşa edilmesinde ve revize edilmesinde rol oynarlar mı yoksa Kur'an’ı, değerlerin ve dinin hükümlerin değişmez tek kaynağı olarak kabul etmeye devam edecekler mi?

B- Dini hükümlerin çoğunun, özellikle insan ilişkilerini düzenleyen hükümlerin, makul bir maslahat (fayda) ya da açık bir hikmet içerdiğini biliyoruz. Maslahatın sınırları zaman, mekân, şartlar ve insanların ihtiyaçlarına göre değişebilmektedir. Bu değişkenleri etüt etmek, dinden ziyade bilimin konusudur. Dini hükümlerle ilgili eylemler ve maslahatların, hatta genel olarak ahkâm konularının, yükümlülüğün belirlenmesinde ve uyarlanmasında tamamen bilimsel ölçülere tabi olduğunu söylemek mümkün mü?

Bu sorular, karmaşık bir konu olduğunu düşündüğüm bir meseleyi aydınlatacak niteliktedir.

Bu çok önemli…

Cevabını vermeden önce her boyutunu uzun uzun düşünmemiz gerekecek.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya