ABD maskaralığı ve Doğu Akdeniz

ABD maskaralığı ve Doğu Akdeniz

Pazartesi, 22 Temmuz, 2019 - 08:45
​Resul Tosun
Gazeteci Yazar
Türkiye ABD ilişkileri S-400 Rus füze sisteminin Türkiye’ye intikaliyle yeni bir boyuta evrildi. ABD yazılı olarak resmen henüz bildirmemiş olsa da şifahen Türkiye’nin F-35 projesinden çıkarıldığını açıkladı.

G20 zirvesinde başkan Erdoğan’la görüşmesinde Türkiye’nin haklılığını itiraf eden Trump da çelişkili açıklamalar yaptı.

Anlaşılan o ki ABD derin devletiyle başkan arasında bu konuda uyuşmazlık söz konusu. Pentagon Türkiye’nin ortak olduğu F-35 projesinden çıkarıldığını ilan etti, ama Trump çelişkili açıklamalar yapıyor.

***

Türkiye F-35 savaş uçaklarının sadece müşterisi değil aynı zamanda üretiminde ortak bir ülke. Bu güne kadar yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş ve yapılan anlaşmalara da harfiyen riayet etmiştir.

Ortaklığa ve anlaşmalara riayet etmeyen taraf ABD tarafıdır. Gerekçesinin de haklılık payı yoktur. Haklılık payı olmadığını da bizzat Trump açıklamıştır. Barak Obama yönetimini kastederek “Önceki yönetim Türkiye’nin Patroit füze talebini reddetmiş, Türkiye de bu ihtiyacını Rusya’dan karşılamış; Türkiye haklı” itirafında bulunmuştur.

ABD’nin Türkiye’yi F-35 projesinden çıkarma tasarrufu yanlış bir tasarruftur, ortaklıkla bağdaşmayan bir tasarruftur. Stratejik ortaklık anlayışına da tamamen terstir.

Hem tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş ortağı tek taraflı olarak ortaklıktan çıkarmak hem de stratejik ortaklığın devam ettiğini açıklamak ise kelimenin tam anlamıyla maskaralıktır.

Bu maskaralık resmi yazışma ile uygulama aşamasına geçtiğinde Türkiye gereken cevabı verecektir.

Türkiye okyanus ötesinden talimat alan eski Türkiye değildir!

***

Bir diğer önemli gelişme Doğu Akdeniz’deki gerilimdir.

Türkiye Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanmaktadır. Hem Akdeniz’e en uzun sahili bulunan ülke olarak hem de Kıbrıs üzerindeki garantörlük hakkını kullanarak hareket etmektedir.

Başta ABD olmak üzere batı dünyası ise Kıbrıs Türklerinin haklarını ihlal etmektedirler.

Türkiye de sözde insan hakları savunusu batı dünyasına insanlık dersi vermek üzere haktan ve adaletten yana tavır koymaktadır.

***

Kıbrıs’ta 3 ülke garantördür. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere.

Kıbrıs mühnasır ekonomik bölgesindeki gaz ve petrol rezervleri sadece Kıbrıs Rumlarının hakkı değil aynı zamanda Kıbrıs Türklerinin de hakkıdır.

Şu anda batı dünyası Türkleri görmezden gelip sadece Rum kesimini muhatap alarak Kıbrıs Türklerinin hukukunu ihlal etmektedir.

Garantör devlet olarak Türkiye bu ihlale karşı görevini yapmaktadır.

***

Kıbrıs’ta Türk ve Rum olmak üzere iki topluluk vardır ve Rum kesiminin 1974’teki darbe girişimi ve Türkiye’nin garantör ülke olarak haklı müdahalesinden bu yana Kıbrıs sorunu Filistin sorunu gibi çözüme kavuşturulmamıştır.

AB’nin birliğe kabul ilkelerinden biri de aday ülkenin bu tür sorunlarının bulunmamasıdır. Oysa AB Kıbrıs’taki soruna göz yumup Rum kesimini birliğe alarak ve Rum kesimini bütün adanın temsilcisi sayarak ilk hatayı yapmıştır.

İlk düğmeyi yanlış iliklediği için de AB gaz petrol aramalarında da aynı hatayı tekrarlamaktadır.

Kıbrıs Türklerinin hakkı gasledilmekte AB ve ABD de buna öncülük etmektedir.

***

Efendim “KKTC, BM tarafından kabul edilmemiş, dolayısıyla meşruiyeti yoktur. Meşru hükümet Rum kesimidir” diye Türkiye düşmanlığı yapan kimi Arap ülkeleri tıpkı Filistin meselesinde ABD talimatlarına göre İsrail lehine hareket ettikleri gibi Kıbrıs konusunda da Rumlar lehine açıklamalar yapıyorlar.

Evet, Türkiye KKTC’nin uluslararası arenada kabulü için çaba sarf etmemiştir. Çünkü sorunun çözümünden yanadır, geçmişte olduğu gibi federe bir devlet olarak iki kesimin anlaşma zeminini yok etmek istememiştir.

2004 yılında BM’nin sorunu çözmek için sunduğu Annan Planı iki kesim tarafından da referanduma götürülmüş Türk tarafı kabul etmiş Rum tarafı ise çözümü reddetmiştir.

Türk tarafı sorunun çözümü için çalışırken Rum tarafı batının şımartmasıyla çözümden kaçmaya çalışmaktadır.

***

Netice itibariyle batı dünyası Kıbrıs Türklerinin hukukunu ihlal etmekte Türkiye de korumaya çalışmaktadır.

Konuyu anlamazdan gelen Arap dostlarımız da bilsinler ki Filistinlilerin hukuku nasıl gasp edilmişse şu anda Kıbrıs Türklerinin hukuku da aynı şekilde batı tarafından gasp edilmiştir.

İsrail nasıl Batı tarafından şımartılmışsa Rum kesimi de aynı şekilde şımartılmaktadır.

Türkiye ise haktan, adaletten yana tavır koymuş ve soydaşlarının hukukunu korumakta kararlıdır.

Evet, Türkiye eski Türkiye değildir.

Bunu ABD de, AB de emperyalizmin kuklası yönetimler de artık görmek zorundalar.

Ya Kıbrıs sorunu adil ve kalıcı bir şekilde çözülür ya da Türkiye uluslararası hukuktan aldığı yetkiyi sonuna kadar kullanır.

Gerisini çözümsüzlükten yana olanlar düşünsün!

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya